Tarih İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İngilizce tarih kitapları, belgeseller, müze etiketleri ve üniversite seminerleri ortak bir kelime dağarcığına dayanır: dönemler ve çağlar, imparatorluklar ve hanedanlar, antlaşmalar ve devrimler, birincil kaynaklar ve arşivler. Bu sözlük siyasi, toplumsal ve iktisadi tarihin, tarih yazımının, kaynak çalışmasının ve temel arkeolojinin başlıca terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve derslerden, ödevlerden ve araştırmalardan alınmış gibi örnek cümlelerle açıklar. Tarih öğrencileri ve tarihi İngilizce takip etmek isteyen okurlar için hazırlandı.
- 100 terim
- 9 konu
- 60 temel terim
- 201 örnek cümle
Dönemler ve Çağlar
Kendine özgü nitelikleri nedeniyle tarihçilerin bir bütün olarak ele aldığı zaman dilimi; Tudor dönemi ya da Tanzimat dönemi gibi.
Genellikle önemli bir olay, hükümdar ya da değişimle belirlenen, uzun ve kendine özgü tarih evresi; Viktorya devri ya da Soğuk Savaş dönemi gibi.
Yüz yıllık süre; tarihte genellikle takvimdeki numaralandırılmış yüz yıllık dilimlerden biri, örneğin on altıncı yüzyıl.
'Before Christ' (İsa'dan önce) ifadesinin kısaltması; Batı takviminin geleneksel başlangıç noktasından önceki yılları göstermek için yılın ardından yazılır: 500 BC gibi.
Latince 'Anno Domini' (Rab'bin yılında) ifadesinin kısaltması; Batı takviminde İsa'nın geleneksel doğum tarihinden itibaren sayılan yıllarla kullanılır.
Şehirleri, yazılı kayıtları, düzenli yönetimi ve uzmanlaşmış iş bölümü olan karmaşık toplum; ya da belirli bir halkın veya bölgenin kültürü ve yaşam biçimi.
Çok eski geçmişe, özellikle MS beşinci yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından önceki döneme ait olan.
Avrupa tarihinde beşinci yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılışından aşağı yukarı on beşinci yüzyılın sonuna kadar süren dönem.
Olayların meydana geldiği sıra ya da olayları tarihleriyle birlikte bu sıraya göre gösteren liste veya tablo.
Yaklaşık on dördüncü yüzyıldan on altıncı yüzyıla kadar İtalya'dan başlayarak Avrupa'ya yayılan, Antik Yunan ve Roma bilgisine ve sanatına yeniden ilginin canlandığı kültürel hareket.
On yedinci yüzyılın sonları ile on sekizinci yüzyılda Avrupa'da etkili olan; aklı, bilimi, bireysel hakları ve geleneksel otoritenin eleştirisini öne çıkaran düşünce hareketi.
Yazının icadından önceki ve çoğunlukla arkeoloji, fosiller ve diğer maddi kalıntılar sayesinde bilinen uzun insanlık dönemi.
İnsanların alet ve silahlarını çoğunlukla bakır ile kalayın alaşımı olan tunçtan yaptığı dönem; Yakın Doğu'da kabaca MÖ 3300 ile 1200 arası.
İnsanların tarım yapmaya, hayvan beslemeye ve kalıcı köylerde yaşamaya başladığı Yeni Taş Çağı ile ilgili; bu dönem Yakın Doğu'da MÖ 10.000 civarında başlar.
Orta Çağ ile modern çağ arasında kalan, kabaca 1500–1800 yıllarını kapsayan; matbaa, dünya çapında keşifler, yeni devletler ve erken kapitalizmle belirlenen döneme ait.
Eski geçmiş, özellikle Orta Çağ'dan önceki antik Akdeniz ve Yakın Doğu uygarlıklarının dönemi; ayrıca o dönemden kalma eser.
Orta Çağ'a, yani kabaca beşinci yüzyıldan on beşinci yüzyılın sonuna kadar süren döneme ait olan ya da o döneme özgü.
On altıncı yüzyılda Batı Avrupa'da Katolik Kilisesi'nin otoritesine ve uygulamalarına karşı çıkan ve Protestan kiliselerinin kurulmasına yol açan dini hareket.
İmparatorluklar, Devletler ve Hükümdarlar
Genellikle fetih yoluyla oluşmuş, bir imparator ya da sultan gibi tek bir üst otoritenin yönettiği geniş devlet ya da farklı toprak ve halklardan oluşan bütün.
Aynı aileden gelip iktidarı kuşaktan kuşağa aktaran hükümdarlar dizisi ya da bu ailenin yönetimde kaldığı dönem.
Bir kral, kraliçe, imparator ya da sultanın tahtta kaldığı süre; fiil olarak hükümdar sıfatıyla ülke yönetmek.
Bir devletin başka toprakları ve halkları denetimi altına alması, buralara yerleşmesi ya da onları yönetmesi ve toprak ile kaynaklarını kendi çıkarı için kullanması politikası veya uygulaması.
Bir kral, kraliçe, imparator ya da soya dayalı başka bir hükümdarın devletin başında bulunduğu yönetim biçimi veya bu biçimde yönetilen ülke.
Bir toprak parçası ve halkı üzerindeki en yüksek otorite; dışarıdan herhangi bir gücün denetimi olmadan yasa yapma ve yönetme hakkını da kapsar.
Genellikle uzaktaki başka bir devlet tarafından yönetilen toprak ya da başka bir ülkeden gelen ve o ülkenin denetiminde kalan insanların kurduğu yerleşim.
Bir şehir ve çevresindeki topraklardan oluşan, kendi yönetimi, yasaları ve ordusu olan bağımsız devlet; antik Atina ya da Rönesans dönemi Venedik'i gibi.
Tahttan ya da en üst iktidar konumundan, kendi isteğiyle veya baskı altında resmen vazgeçmek.
Bir imparatorluğun, şehrin ya da sanayi kolunun uzun bir süre boyunca zayıflaması gibi; güç, servet, büyüklük veya önem bakımından aşamalı kayıp.
Yaklaşık 1300 yılında Kuzeybatı Anadolu'da Osman Bey'in hanedanı tarafından kurulan, Güneydoğu Avrupa, Batı Asya ve Kuzey Afrika'ya yayılan ve 1922'ye kadar süren imparatorluk.
Başkenti Konstantinopolis olan, batı yarısının yıkılışından sonra da ayakta kalan ve 1453'teki Osmanlı fethine kadar süren Roma İmparatorluğu'nun doğu kısmı.
Bir devletin fetih, sömürgeler ya da ekonomik ve siyasi nüfuz yoluyla gücünü başka topraklara ve halklara yayma politikası veya uygulaması.
Sömürgelerin bağımsız devletlere dönüşmesi süreci; özellikle İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen on yıllarda Asya ve Afrika'da yaşanan dönüşüm.
Orta Çağ Avrupası'nda sadakat ve hizmet karşılığında bir beyden toprak alan kişi; daha geniş anlamda daha güçlü bir gücün otoritesini kabul eden hükümdar ya da devlet.
Yeni bir hükümdarın öncekinin yerine geçmesi süreci ve tahtın kime geçeceğini belirleyen kurallar ya da gelenekler.
Savaşlar, Antlaşmalar ve Diplomasi
İki ya da daha fazla devlet arasında, örneğin bir savaşı sona erdirmek, sınırları belirlemek veya ittifak kurmak amacıyla yapılan resmi yazılı anlaşma.
Bir ülkeyi, şehri ya da halkı askeri güçle ele geçirme eylemi veya bu yolla elde edilen toprak.
Savaşan tarafların, genellikle kesin barış antlaşmasının şartları görüşülürken çatışmayı durdurmak için yaptıkları resmi anlaşma.
Devletlerin ya da grupların özellikle savaşta birbirlerini desteklemek için yaptıkları resmi anlaşma veya böyle bir anlaşmayı yapan devletler topluluğu.
Bir ordunun bir şehri ya da kaleyi çevirerek erzak yollarını kestiği ve savunanlar teslim olana veya saldıranlar vazgeçene kadar saldırdığı askeri harekat.
1940'ların sonundan 1991'e kadar ABD ve müttefikleri ile Sovyetler Birliği ve müttefikleri arasında, aralarında doğrudan topyekün bir savaş çıkmadan süren uzun rekabet ve gerginlik dönemi.
Dünyanın büyük güçlerinin çoğunun katıldığı ve çatışmaların birden fazla kıtaya yayıldığı savaş; uygulamada 1914–1918 ve 1939–1945 savaşları.
Bir toprak parçasının denetimini ele geçirip onu resmen kendi devletinin parçası haline getirmek; bu çoğu zaman zor kullanılarak ya da orada yaşayanların rızası alınmadan yapılır.
Bir şehri ele geçirmek ya da düşman ordusunu yenmek gibi tek bir ana amaçla veya belirli bir bölgede, belli bir süre boyunca yürütülen askeri harekatlar dizisi.
Özellikle savaş ya da siyasi mücadele dönemlerinde hükümetlerce kamuoyunu etkilemek amacıyla örgütlü biçimde yayılan, çoğu zaman tek yanlı ya da yanıltıcı bilgi, görüntü veya fikirler.
Devrimler ve Siyasi Dönüşüm
Bir hükümetin ya da siyasi düzenin halk tarafından ani ve çoğu zaman şiddetli biçimde yıkılması; daha geniş anlamda toplumda, ekonomide veya düşüncede köklü ve hızlı değişim.
Genellikle belirli bir bölge ya da şehirde, çoğu zaman az sayıda silahla bir grubun iktidardakilere karşı ayağa kalktığı direniş eylemi.
Yasaları, kurumları ya da uygulamaları iyileştirmek amacıyla yapılan ve genellikle devrim yoluyla değil, iktidardakiler tarafından adım adım hayata geçirilen planlı değişiklik.
Ortak bir dili, kültürü ya da tarihi paylaşan insanların bir ulus oluşturduğu ve bu ulusun kendi devletine sahip olması ya da kendini yönetmesi gerektiği düşüncesi.
Bir ülkenin kendi kendini yönetmesi ve başka bir devletin yönetimi ya da denetimi altında olmaması durumu.
Küçük bir grubun, çoğu zaman subayların, mevcut hükümeti zor kullanarak ya da zor tehdidiyle devirip iktidarı ani ve genellikle hukuka aykırı biçimde ele geçirmesi.
Belirli bir dönemde bir ülkedeki yönetim düzeni ya da iktidardaki kadro; çoğunlukla demokratik olmayan yönetimler için kullanılır.
İktisat Tarihi
On sekizinci yüzyılın sonlarında İngiltere'de başlayan, el emeğine dayalı üretimden makinelere, fabrikalara ve kömür ile buhar gibi yeni enerji kaynaklarına geçiş süreci.
Tüccarların bölgeler arasında mal taşıdığı düzenli kara, nehir ya da deniz yolu; İpek Yolu ya da Hint Okyanusu'ndaki baharat yolları gibi.
On altıncı yüzyıldan on sekizinci yüzyıla kadar Avrupa'da yaygın olan ve ihracatı ithalattan fazla tutarak, altın ve gümüş biriktirerek devletin servetini ve gücünü artırmayı amaçlayan iktisat politikası.
Bir ekonominin ağırlıklı olarak tarım ve el sanatlarına dayalı yapıdan, makinelerin kullanıldığı fabrikalarda büyük ölçekli üretime geçme süreci.
Özellikle Orta Çağ ve erken modern şehirlerde aynı meslekten zanaatkarları ya da tüccarları bir araya getiren, kalite ölçütleri koyan, eğitimi ve fiyatları denetleyen ve üyelerini koruyan birlik.
Ekim 1929'daki Wall Street çöküşünün ardından başlayan ve 1930'ların büyük bölümü boyunca süren, kitlesel işsizliğe ve ticaretin daralmasına yol açan ağır dünya ekonomik krizi.
Antik çağlardan on beşinci yüzyıl civarına kadar Çin'i Orta Asya, Orta Doğu ve Akdeniz'e bağlayan kara ve deniz ticaret yolları ağı.
Tarımla, toprakla ve toprağı işleyen insanlarla ilgili; ya da esas olarak tarıma dayanan bir toplumu veya ekonomiyi niteleyen.
Tarih Yazımı ve Tarihsel Düşünme
Geçmişte yaşanan olayların, özellikle insan topluluklarının geçmişinin incelenmesi ve tarihçilerin buldukları kanıtlara dayanarak ortaya koydukları anlatı.
Kaynakları inceleyerek, kanıtları karşılaştırarak ve olaylara bir yorum getirerek geçmişi araştıran ve bu konuda yazan kişi.
Tarih yazımı; özellikle de tarihçilerin bir konuyu zaman içinde nasıl yazdıklarının, hangi kaynakları kullandıklarının ve görüşlerinin nasıl değiştiğinin incelenmesi.
Geçmişteki olayların ne anlama geldiğine ya da neden yaşandığına dair, kanıtlara ve tarihçinin sorularına ve bakış açısına dayanan açıklama.
Geçmişe dair bir iddianın doğru olup olmadığını ya da ne kadar olası olduğunu göstermeye yardım eden, kaynaklardan, nesnelerden veya verilerden elde edilen bilgi.
Yanlış döneme yerleştirilmiş bir nesne, kelime ya da düşünce; ya da geçmişi sonraki bir dönemin ölçütleri ve kavramlarıyla değerlendirme hatası.
Bir olayı ya da durumu ancak o olay yaşandıktan ve sonuçları bilindikten sonra kavrayabilme.
Tarihin gidişatında önemli bir değişikliğe yol açan ve sonrasında olayların farklı bir yönde gelişmesine neden olan an ya da olay.
Bir kişinin, dönemin, imparatorluğun ya da olayın sonraki kuşaklara bıraktığı kalıcı etkiler, fikirler, kurumlar veya sorunlar.
Daha büyük sorulara ışık tutmak amacıyla tek bir kişi, köy, olay ya da dava gibi küçük bir birimi çok ayrıntılı biçimde inceleyen tarih yaklaşımı.
Geçmişin Antik Çağ ve Orta Çağ gibi adlandırılmış dönemlere ayrılması ve bu dönemlerin sınırlarının nereden geçmesi gerektiğine dair tartışma.
Kabul görmüş tarih yorumlarının yeni kanıtlar ya da sorular ışığında yeniden incelenmesi; kelime ayrıca iyi belgelenmiş olguların siyasi amaçlarla çarpıtılması anlamına da gelebilir.
Bir olayın yaşandığı ya da bir metnin yazıldığı dönemin koşulları, düşünceleri ve olayları; bunlar o olayın veya metnin anlamını açıklamaya yardım eder.
Kaynaklar ve Arşivler
İncelenen dönemde ya da olaylara tanık olan kişilerce oluşturulmuş kanıt; mektuplar, günlükler, resmi kayıtlar, fotoğraflar veya nesneler gibi.
Olaylardan sonra yazılan ve geçmişi başka kanıtlardan yararlanarak tartışan ya da yorumlayan eser; tarih kitabı, dergi makalesi veya biyografi gibi.
Uzun süre saklanmak üzere korunan tarihi kayıtlar bütünü ya da bu kayıtların muhafaza edilip araştırmacılara sunulduğu bina veya kurum.
Elle yazılmış kitap ya da belge, özellikle matbaanın yaygınlaşmasından önce üretilmiş olanlar; ayrıca bir yazarın yayımlanmadan önceki metni.
Bir kaynağın ya da yazarın belirli bir kişiyi, grubu veya açıklamayı kayırmasına yol açan ve anlatımın dengeli ya da eksiksiz olmasını engelleyen tek yanlı bakış.
Devletin yaptığı ve genellikle yaş, cinsiyet, hane, meslek ya da mülk gibi bilgileri kaydeden resmi nüfus sayımı.
Tarihi olayları meydana geldikleri sırayla anlatan ve genellikle anlattığı dönemde ya da kısa süre sonra yazılmış eser.
Bir tarihi kaynağın nereden geldiğini, kimin ve neden oluşturduğunu, belirli bir soru için ne kadar güvenilir ve yararlı olduğunu değerlendirmek amacıyla yapılan dikkatli inceleme.
İnsanların geçmişe dair anlattıklarının, genellikle kayıt altına alınan görüşmeler yoluyla toplanması ve incelenmesi; ayrıca bu yolla elde edilen kayıtlar.
Bir hükümdarın icraatlarını, bir yasayı, bir adağı ya da bir defni kaydetmek için çoğu zaman taşa, metale, binaya veya başka sert bir yüzeye oyulan, kazınan ya da boyanan yazı.
Bir belgenin ya da nesnenin kökeni ve yapıldığı andan itibaren kimlerin elinde bulunduğunun kaydı; özgünlüğünü ve yasal olarak edinilip edinilmediğini değerlendirmek için kullanılır.
Bir arşivdeki kayıtları toplayan, düzenleyen, koruyan, tanımlayan ve araştırmacıların bunları bulup kullanmasına yardım eden uzman.
Arkeolojinin Temelleri
İnsanlık geçmişini; yapılar, aletler, çanak çömlek, kemikler ve topraktaki izler gibi insanların geride bıraktığı maddi kalıntılar aracılığıyla inceleyen bilim dalı.
İnsanlar tarafından yapılmış ya da biçimlendirilmiş, özellikle geçmiş hakkında bilgi verdiği için incelenen nesne; alet, sikke, silah ya da takı gibi.
Bir arkeolojik alanda yapıları, nesneleri ve diğer kalıntıları gömüldükleri sıraya göre ortaya çıkarmak için dikkatle kazı yapılması ve her aşamanın kayda geçirilmesi.
Bir yerleşimin, mezarlığın, tapınağın ya da atölyenin kalıntıları gibi geçmişteki insan faaliyetlerine ait izlerin bulunduğu ya da korunduğu yer.
Odun, kemik ya da tohum gibi organik malzemelerin yaşını, içlerinde kalan radyoaktif karbon-14 miktarını ölçerek tahmin eden bilimsel yöntem.
Bir alandaki toprak ve moloz tabakalarının incelenmesi; alttaki tabakaların genellikle üsttekilerden önce oluştuğu ilkesine dayanır.
Yıkılmış ya da zamanla çökmüş yapıların veya bir şehrin günümüze kalan parçaları.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Tarih İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her hafta İngilizce gerçek tarih metinleri okuyun: bir genel tarih kitabından bir bölüm, bir makale özeti ya da bir müzenin çevrim içi kataloğu. Tarihlerin ve dönemlerin nasıl yazıldığını not edin: in the 1450s, in the late fifteenth century, in 500 BC, during the reign of.
- Her isimle birlikte kullanılan fiilleri öğrenin: bir antlaşma signed, ratified ve broken olur; bir imparatorluk rises, expands ve declines; bir hükümdar tahta çıkar (comes to the throne), hüküm sürer (reigns) ve tahttan çekilir (abdicates); bir tarihçi arşive başvurur (consults the archives) ve kaynak gösterir (cites sources).
- Her yazarın zamanı nasıl böldüğüne bakın. Türkçedeki İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ ve Yakın Çağ, İngilizcedeki antiquity, the Middle Ages, the early modern period ve the modern period ile birebir örtüşmez; bu yüzden yalnızca adlara değil, verilen tarihlere de dikkat edin.
- Kendi yazılarınızda olaylarla yorumları birbirinden ayırın. Historians argue (tarihçiler ... olduğunu ileri sürer), the evidence suggests (kanıtlar ... olduğuna işaret ediyor) ve according to contemporary sources (dönemin kaynaklarına göre) gibi kalıplar metninizi dikkatli ve akademik gösterir.
- Aynı olay ve yerlerin İngilizce ve Türkçe adlarını yan yana öğrenin: the fall of Constantinople ve İstanbul'un Fethi, the Migration Period ve Kavimler Göçü, the Ottoman Empire ve Osmanlı Devleti. Böylece kütüphane kataloglarında ve yabancı literatürde arama yapmak çok kolaylaşır.
Sıkça sorulan sorular
History ile historiography arasındaki fark nedir?
History geçmişin kendisi ve onun incelenmesidir: ne olduğu ve neden olduğu. Historiography ise tarih yazımıdır; İngilizce akademik kullanımda daha çok, tarihçilerin bir konuyu zaman içinde nasıl yazdıklarının incelenmesi anlamına gelir: hangi kaynakları kullandıkları, hangi soruları sordukları ve yorumlarının nasıl değiştiği. Bu yüzden bir historiography ödevi olayları yeniden anlatmaz, tarihçileri ve onların görüşlerini tartışır.
İngilizcede yüzyılları ve tarihleri nasıl doğru yazarım?
The ve sıra sayısı kullanın: the 16th century ya da the sixteenth century; 16. century yanlıştır. İsimden önce kısa çizgi eklenir: a sixteenth-century mosque (on altıncı yüzyıldan kalma bir cami). The 1500s, the 16th century ile aynı yılları kapsar. BC yıldan sonra (500 BC), AD ise geleneksel olarak yıldan önce yazılır (AD 476); günümüzde pek çok akademik metin, ikisi de yıldan sonra gelen BCE ve CE biçimlerini kullanır. Özenli yazımda on yıllar kesme işareti almaz: the 1920s.
Birincil kaynak ile ikincil kaynak arasındaki fark nedir?
Birincil kaynak, incelediğiniz dönemde ya da olaylara katılan veya tanık olan biri tarafından üretilmiştir: bir mektup, bir mahkeme kaydı, bir antlaşma metni, bir fotoğraf, bir sikke. İkincil kaynak ise bu tür kanıtları kullanarak geçmişi yorumlayan daha sonraki bir çalışmadır; tarih kitabı ya da dergi makalesi gibi. Aynı metin sorunuza göre ikisi de olabilir; bu yüzden bir kaynağı neden birincil saydığınızı her zaman açıklayın.
İngilizce ve Türkçe tarih kitapları geçmişi aynı dönemlere mi ayırır?
Tam olarak değil. Türk ders kitapları geleneksel olarak İlk Çağ (375'e kadar), Orta Çağ (375–1453), Yeni Çağ (1453–1789) ve Yakın Çağ (1789'dan itibaren) ayrımını kullanır. İngilizce kitaplar ise genellikle antiquity, the Middle Ages (yaklaşık 500–1500), the early modern period (yaklaşık 1500–1800) ve the modern period ifadelerini kullanır; pek çok uzman da kendi tarih aralıklarını belirler. Çeviri yaparken etiketleri otomatik olarak eşleştirmek yerine yazarın verdiği yıllara bakın.
Historic mi demeliyim, historical mı?
Historical, geçmişle ya da tarih bilimiyle ilgili her şeyi niteler: historical documents (tarihi belgeler), historical research (tarih araştırması), a historical novel (tarihi roman). Historic ise tarihe geçecek kadar önemli anlamına gelir: a historic victory (tarihi bir zafer), a historic building (tarihi bir yapı), a historic agreement. Türkçe ikisini de çoğu zaman 'tarihi' diye çevirdiği için cümlenin genel olarak geçmişten mi yoksa özellikle önemli bir şeyden mi söz ettiğine bakın.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
