Tarih öğrencileri ve okurları için İngilizce

Tarih İngilizcesi: 245 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce tarih kitapları, belgeseller, müze etiketleri ve üniversite seminerleri ortak bir kelime dağarcığına dayanır: dönemler ve çağlar, imparatorluklar ve hanedanlar, antlaşmalar ve devrimler, birincil kaynaklar ve arşivler. Bu sözlük siyasi, toplumsal ve iktisadi tarihin, tarih yazımının, kaynak çalışmasının ve temel arkeolojinin başlıca terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve derslerden, ödevlerden ve araştırmalardan alınmış gibi örnek cümlelerle açıklar. Tarih öğrencileri ve tarihi İngilizce takip etmek isteyen okurlar için hazırlandı.

  • 245 terim
  • 9 konu
  • 60 temel terim
  • 491 örnek cümle

Devrimler ve Siyasi Dönüşüm

  • LuddismisimLudizm

    On dokuzuncu yüzyıl başındaki emek çatışmalarında makineleri kıran İngiliz tekstil işçileriyle ilişkilendirilen hareket.

Toplumsal Tarih

  • feudalismisimfeodalizm, derebeylik düzeni

    Orta Çağ Avrupası'nda beylerin sadakat ve askeri hizmet karşılığında vasallarına toprak verdiği, köylülerin ise bu toprakları işlediği toplumsal ve siyasi düzeni anlatan terim.

  • peasantisimköylü, küçük çiftçi

    Kırsalda yaşayan, aile emeğiyle küçük bir toprak parçasını işleyen ve çoğu zaman toprak sahibine ya da devlete kira, vergi veya emek hizmeti ödeyen kişi.

  • slaveryisimkölelik

    İnsanların hukuken başkalarının mülkü sayıldığı, ücretsiz çalışmaya zorlandığı ve temel özgürlüklerden yoksun bırakıldığı düzen ya da köleleştirilmiş olma durumu.

  • aristocracyisimaristokrasi, soylular sınıfı

    Pek çok toplumda, genellikle soydan gelen unvanlara, topraklara ve siyasi nüfuza sahip soylu ailelerden oluşan en üst toplumsal sınıf.

  • urbanizationisimkentleşme, şehirleşme

    Kasaba ve şehirlerin büyümesi ve nüfusun giderek artan bir kısmının kırsaldan kentlere taşınması süreci.

  • migrationisimgöç

    İnsanların yaşamak amacıyla, tek başlarına ya da büyük gruplar halinde, bir ülke içinde veya sınırlar ötesinde bir yerden başka bir yere taşınması.

  • serfisimserf, toprak kölesi

    Orta Çağ ve erken modern Avrupa'da hukuken bir beyin toprağına bağlı olan, emek hizmeti ve çeşitli yükümlülükler borçlu olan ve izinsiz ayrılamayan köylü.

  • literacyisimokuryazarlık

    Okuma yazma becerisi ve bir nüfus içinde bu beceriye sahip olanların oranı; tarihçiler bunu eğitimi ve toplumsal değişimi incelemek için kullanır.

  • social classisimtoplumsal sınıf, sosyal sınıf

    Bir toplumda servet, meslek ya da eğitim gibi benzer ekonomik konuma ve çoğu zaman benzer statü ve fırsatlara sahip insanlardan oluşan grup.

  • corvéeisimangarya, zorunlu emek yükümlülüğü

    Bir otoritenin, çoğu zaman kamusal işler veya senyörlük işleri için kırsal hanelere yüklediği ücretsiz çalışma.

  • indentured servitudeisimsözleşmeli bağlı hizmetçilik

    Bir kişiyi sözleşmeyle belirlenmiş bir süre için işverene bağlayan emek düzeni.

  • debt bondageisimborç esareti

    Bir borcun kişiyi, ayrılma imkanını kısıtlayan koşullarda çalışmaya bağladığı durum.

  • maroon communityisimkaçak kölelerin kurduğu topluluk, Marun topluluğu

    Kölelikten kaçarak köleleştirenlerin doğrudan denetimi dışında yaşam kuran kişilerin oluşturduğu topluluk.

  • workhouseisimyoksullar çalışma evi

    Yoksulların, çoğunlukla zorunlu çalışmayı içeren koşullarla temel yardım aldığı kurum.

  • friendly societyisimkarşılıklı yardımlaşma sandığı, yardımlaşma cemiyeti

    Üye aidatlarıyla hastalık, ölüm veya kararlaştırılmış başka ihtiyaçlarda üyelerine destek sağlayan birlik.

  • sumptuary lawisimtüketim ve gösterişi sınırlayan yasa

    Giyim, tüketim veya gösterişi çoğu zaman rütbe ya da toplumsal statüye göre sınırlayan tarihsel kural.

  • dowryisimçeyiz, evlilikte verilen mal veya servet

    Toplumlara göre değişen gelenekler çerçevesinde evlilikte gelin veya ailesi tarafından aktarılan mal ya da servet.

  • covertureisimevli kadının hukuki varlığının kocasına bağlılığı, coverture

    Common law geleneğinde evli kadının hukuki kimliğinin önemli bölümünü kocasınınki içinde değerlendiren tarihsel öğreti.

  • patricianisimpatrisyen

    Antik Roma'nın kalıtsal seçkin zümresinin mensubu; bazı sonraki kent toplumlarında da seçkin yurttaş.

  • plebeianisimpleb

    Antik Roma'da kalıtsal patrisyen seçkinlerin dışındaki zümreye mensup yurttaş.

  • open-field systemisimaçık tarla sistemi

    Arazi parçalarının, ortak kurallarla yönetilen büyük tarlalara şeritler halinde dağıldığı tarım düzeni.

  • transhumanceisimyaylacılık, mevsimlik sürü göçü

    Hayvan sürülerinin ve bakıcılarının farklı otlaklar arasındaki mevsimlik hareketi.

  • sedentarizationisimyerleşik hayata geçiş, iskan süreci

    Hareketli toplulukların daha kalıcı yerleşimlerde yaşamaya başlaması süreci.

  • collective memoryisimkolektif bellek, toplumsal hafıza

    Bir grubun içinde sürdürülen, geçmişe ilişkin ortak anlayışlar ve temsiller.

  • invented traditionisimicat edilmiş gelenek

    Biçimsel düzeni görece yeni olduğu halde geçmişle süreklilik içinde sunulan tekrarlı uygulama.

  • confessionalizationisimmezhepselleşme, konfesyonelleşme

    Öğreti, kurumlar ve gündelik uygulamanın düzenlenmesi yoluyla farklı dini toplulukların tarihsel olarak oluşması.

  • commemorationisimanma, hatırlama töreni

    Geçmişteki kişi, grup veya olayı bilinçli olarak hatırlamayı amaçlayan eylem ya da uygulama.

İktisat Tarihi

  • Industrial RevolutionisimSanayi Devrimi

    On sekizinci yüzyılın sonlarında İngiltere'de başlayan, el emeğine dayalı üretimden makinelere, fabrikalara ve kömür ile buhar gibi yeni enerji kaynaklarına geçiş süreci.

  • trade routeisimticaret yolu

    Tüccarların bölgeler arasında mal taşıdığı düzenli kara, nehir ya da deniz yolu; İpek Yolu ya da Hint Okyanusu'ndaki baharat yolları gibi.

  • mercantilismisimmerkantilizm

    On altıncı yüzyıldan on sekizinci yüzyıla kadar Avrupa'da yaygın olan ve ihracatı ithalattan fazla tutarak, altın ve gümüş biriktirerek devletin servetini ve gücünü artırmayı amaçlayan iktisat politikası.

  • industrializationisimsanayileşme

    Bir ekonominin ağırlıklı olarak tarım ve el sanatlarına dayalı yapıdan, makinelerin kullanıldığı fabrikalarda büyük ölçekli üretime geçme süreci.

  • guildisimlonca, esnaf teşkilatı

    Özellikle Orta Çağ ve erken modern şehirlerde aynı meslekten zanaatkarları ya da tüccarları bir araya getiren, kalite ölçütleri koyan, eğitimi ve fiyatları denetleyen ve üyelerini koruyan birlik.

  • Great DepressionisimBüyük Buhran, 1929 Dünya Ekonomik Krizi

    Ekim 1929'daki Wall Street çöküşünün ardından başlayan ve 1930'ların büyük bölümü boyunca süren, kitlesel işsizliğe ve ticaretin daralmasına yol açan ağır dünya ekonomik krizi.

  • Silk Roadisimİpek Yolu

    Antik çağlardan on beşinci yüzyıl civarına kadar Çin'i Orta Asya, Orta Doğu ve Akdeniz'e bağlayan kara ve deniz ticaret yolları ağı.

  • agrariansıfattarımsal, tarıma dayalı

    Tarımla, toprakla ve toprağı işleyen insanlarla ilgili; ya da esas olarak tarıma dayanan bir toplumu veya ekonomiyi niteleyen.

  • manorialismisimmalikâne sistemi, senyörlük ekonomisi

    Kırsal üretimi ve yükümlülükleri bir beyin malikânesi ile ona bağlı köylü işletmeleri etrafında düzenleyen sistem.

  • demesneisimsenyörün doğrudan işlettiği toprak, domen

    Bir beyin mülkünün, kiracı işletmeleri yerine kendi kullanımına veya doğrudan yararına ayrılmış bölümü.

  • latifundiumisimlatifundium, büyük tarım mülkü

    Özellikle Antik Roma kırsalına ilişkin anlatılarda kullanılan büyük tarım mülkü.

  • sharecroppingisimortakçılık, ürün paylaşımlı kiracılık

    Toprağı işleyenin, ürünün kararlaştırılmış payını toprak sahibine verdiği tarım düzeni.

  • tax farmingisimiltizam, vergi toplama hakkının devri

    Belirli vergileri toplama hakkının bir otoriteye ödeme karşılığında kişi veya gruba verildiği düzen.

  • debasementisimtağşiş, madeni paranın değerli metal içeriğinin azaltılması

    Madeni paranın belirtilen parasal değeri korunurken değerli metal içeriğinin azaltılması.

  • specieisimmadeni para, altın veya gümüş para

    Kağıt ödeme vaatleri yerine, özellikle altın veya gümüş sikkeler biçimindeki para.

  • proto-industrializationisimproto-sanayileşme, ön sanayileşme

    Makineli fabrikaların yükselişinden önce veya bununla birlikte, geniş pazarlara yönelik kırsal imalatın gelişmesi.

  • truck systemisimücretin mal veya alışveriş hakkıyla ödendiği sistem

    Olağan nakit ücret yerine mal, jeton veya sınırlı alışveriş kredisi kullanan emek ödeme sistemi.

  • triangular tradeisimüçgen ticaret

    Özellikle Atlantik tarihinde üç bölgeyi farklı gidiş ve dönüş akışlarıyla bağlayan ticaret örüntüsü.

  • Middle PassageisimOrta Geçiş, Atlantik köle ticaretindeki zorunlu deniz geçişi

    Köle ticareti kapsamında köleleştirilmiş Afrikalıların Atlantik üzerinden Amerika kıtalarına zorla taşınması.

  • Columbian ExchangeisimKolomb Takası, Kolomb Mübadelesi

    1492 sonrasındaki sürekli temasla Amerika kıtaları ile diğer bölgeler arasında canlıların, tarım ürünlerinin ve hastalıkların yayılması.

  • chartered companyisimimtiyazlı şirket

    Hükümdar veya devlet tarafından, tarihte bazen ticaret tekeli ya da yönetim yetkisini de içeren özel haklar verilmiş şirket.

  • entrepôtisimaktarma ticareti merkezi, antrepo limanı

    Malların toplandığı ve başka pazarlara yeniden dağıtıldığı ticaret merkezi.

  • Great DivergenceisimBüyük Ayrışma

    Avrupa'nın bazı bölgeleriyle Asya'nın bazı bölgeleri arasında açılan ekonomik farkı ve bunun zamanı ile nedenlerine ilişkin tartışmayı belirten terim.

  • putting-out systemisimeve iş verme sistemi, dağınık ev üretimi sistemi

    Tüccarların, malzemeleri çoğu zaman evlerinde ücret karşılığı işleyen dağınık çalışanlara sağladığı düzen.

Tarih Yazımı ve Tarihsel Düşünme

  • historyisimtarih, tarih bilimi

    Geçmişte yaşanan olayların, özellikle insan topluluklarının geçmişinin incelenmesi ve tarihçilerin buldukları kanıtlara dayanarak ortaya koydukları anlatı.

  • historianisimtarihçi

    Kaynakları inceleyerek, kanıtları karşılaştırarak ve olaylara bir yorum getirerek geçmişi araştıran ve bu konuda yazan kişi.

  • historiographyisimtarih yazımı, tarihçilik

    Tarih yazımı; özellikle de tarihçilerin bir konuyu zaman içinde nasıl yazdıklarının, hangi kaynakları kullandıklarının ve görüşlerinin nasıl değiştiğinin incelenmesi.

  • interpretationisimyorum, yorumlama

    Geçmişteki olayların ne anlama geldiğine ya da neden yaşandığına dair, kanıtlara ve tarihçinin sorularına ve bakış açısına dayanan açıklama.

  • evidenceisimkanıt, delil

    Geçmişe dair bir iddianın doğru olup olmadığını ya da ne kadar olası olduğunu göstermeye yardım eden, kaynaklardan, nesnelerden veya verilerden elde edilen bilgi.

  • anachronismisimanakronizm, çağ dışılık

    Yanlış döneme yerleştirilmiş bir nesne, kelime ya da düşünce; ya da geçmişi sonraki bir dönemin ölçütleri ve kavramlarıyla değerlendirme hatası.

  • hindsightisimgeriye dönük bakış, sonradan görme

    Bir olayı ya da durumu ancak o olay yaşandıktan ve sonuçları bilindikten sonra kavrayabilme.

  • turning pointisimdönüm noktası

    Tarihin gidişatında önemli bir değişikliğe yol açan ve sonrasında olayların farklı bir yönde gelişmesine neden olan an ya da olay.

  • legacyisimmiras, kalıt

    Bir kişinin, dönemin, imparatorluğun ya da olayın sonraki kuşaklara bıraktığı kalıcı etkiler, fikirler, kurumlar veya sorunlar.

  • microhistoryisimmikrotarih

    Daha büyük sorulara ışık tutmak amacıyla tek bir kişi, köy, olay ya da dava gibi küçük bir birimi çok ayrıntılı biçimde inceleyen tarih yaklaşımı.

  • periodizationisimdönemlendirme, devirlere ayırma

    Geçmişin Antik Çağ ve Orta Çağ gibi adlandırılmış dönemlere ayrılması ve bu dönemlerin sınırlarının nereden geçmesi gerektiğine dair tartışma.

  • revisionismisimrevizyonizm, tarih revizyonizmi

    Kabul görmüş tarih yorumlarının yeni kanıtlar ya da sorular ışığında yeniden incelenmesi; kelime ayrıca iyi belgelenmiş olguların siyasi amaçlarla çarpıtılması anlamına da gelebilir.

  • contextisimbağlam, tarihsel bağlam

    Bir olayın yaşandığı ya da bir metnin yazıldığı dönemin koşulları, düşünceleri ve olayları; bunlar o olayın veya metnin anlamını açıklamaya yardım eder.

  • prosopographyisimprosopografi, toplu yaşam öyküsü incelemesi

    Ortak kökenleri, kariyerleri ve bağlantıları belirlemek için tanımlanmış bir grubun yaşamlarının sistemli incelenmesi.

  • cliometricsisimkliyometri

    Geçmişe ilişkin sorulara iktisat kuramının ve nicel yöntemlerin uygulanması.

  • Annales schoolisimAnnales Okulu

    Fransız Annales dergisiyle ve toplumsal yaşam ile uzun dönemli yapıların disiplinler arası incelenmesiyle ilişkili tarihçilik geleneği.

  • longue duréeisimuzun süre, uzun dönemli tarihsel zaman

    Uzun zaman dilimleri boyunca yavaş değişen yapıları öne çıkaran tarihsel analiz ölçeği.

  • history from belowisimaşağıdan tarih

    Güçlü seçkinlerin dışında kalan insanların deneyimlerini ve eylemlerini öne çıkaran yaklaşım.

  • subaltern studiesisimmadun çalışmaları

    Tabi kılınmış grupları inceleyen ve esas olarak seçkinler etrafında kurulan tarihleri sorgulayan tarih yazımı yaklaşımı.

  • public historyisimkamusal tarih

    Uzman akademik ortamların dışındaki kitlelerle birlikte veya onlar için üretilen tarih çalışması.

  • environmental historyisimçevre tarihi

    İnsanlar ile insan dışındaki çevre arasındaki ilişkilerin zaman içindeki değişiminin incelenmesi.

  • historical demographyisimtarihsel demografi

    Geçmiş nüfusların ve doğum, ölüm, evlilik ile göç örüntülerinin incelenmesi.

  • transnational historyisimulusötesi tarih

    Ulusal sınırların ötesindeki hareketleri, ilişkileri ve süreçleri izleyen yaklaşım.

  • counterfactual historyisimkarşıolgusal tarih

    Nedenselliği araştırmak için gerçekleşen olaylara makul alternatifleri inceleyen tarihsel akıl yürütme.

  • Whig historyisimWhig tarih anlayışı, ilerlemeci tarih okuması

    Geçmişi, bugünün değer verilen kurumlarına doğru ilerleyen bir yol olarak sunan yorum.

  • archival silenceisimarşiv sessizliği

    Kayıtların oluşturulması, saklanması veya kaybolması sonucunda günümüze ulaşan belgelerde oluşan yokluk ya da zayıf temsil.

  • reading against the grainisimkaynağı amaçlanan anlatının tersinden okuma

    Bir kaynağı, üreticisinin öne çıkarmayı amaçlamadığı anlamları veya deneyimleri ortaya çıkarmak için yorumlama.

  • ethnohistoryisimetnotarih

    Bir halkın geçmişini tarihsel kaynaklarla antropolojik yaklaşımları birleştirerek inceleme.

Kaynaklar ve Arşivler

  • primary sourceisimbirincil kaynak, ana kaynak

    İncelenen dönemde ya da olaylara tanık olan kişilerce oluşturulmuş kanıt; mektuplar, günlükler, resmi kayıtlar, fotoğraflar veya nesneler gibi.

  • secondary sourceisimikincil kaynak, araştırma eseri

    Olaylardan sonra yazılan ve geçmişi başka kanıtlardan yararlanarak tartışan ya da yorumlayan eser; tarih kitabı, dergi makalesi veya biyografi gibi.

  • archiveisimarşiv

    Uzun süre saklanmak üzere korunan tarihi kayıtlar bütünü ya da bu kayıtların muhafaza edilip araştırmacılara sunulduğu bina veya kurum.

  • manuscriptisimel yazması, yazma eser

    Elle yazılmış kitap ya da belge, özellikle matbaanın yaygınlaşmasından önce üretilmiş olanlar; ayrıca bir yazarın yayımlanmadan önceki metni.

  • biasisimtaraflılık, yanlılık

    Bir kaynağın ya da yazarın belirli bir kişiyi, grubu veya açıklamayı kayırmasına yol açan ve anlatımın dengeli ya da eksiksiz olmasını engelleyen tek yanlı bakış.

  • censusisimnüfus sayımı, sayım

    Devletin yaptığı ve genellikle yaş, cinsiyet, hane, meslek ya da mülk gibi bilgileri kaydeden resmi nüfus sayımı.

  • chronicleisimvakayiname, kronik

    Tarihi olayları meydana geldikleri sırayla anlatan ve genellikle anlattığı dönemde ya da kısa süre sonra yazılmış eser.

  • source criticismisimkaynak eleştirisi, kaynak tenkidi

    Bir tarihi kaynağın nereden geldiğini, kimin ve neden oluşturduğunu, belirli bir soru için ne kadar güvenilir ve yararlı olduğunu değerlendirmek amacıyla yapılan dikkatli inceleme.

  • oral historyisimsözlü tarih

    İnsanların geçmişe dair anlattıklarının, genellikle kayıt altına alınan görüşmeler yoluyla toplanması ve incelenmesi; ayrıca bu yolla elde edilen kayıtlar.

  • inscriptionisimyazıt, kitabe

    Bir hükümdarın icraatlarını, bir yasayı, bir adağı ya da bir defni kaydetmek için çoğu zaman taşa, metale, binaya veya başka sert bir yüzeye oyulan, kazınan ya da boyanan yazı.

  • provenanceisimmenşe, köken

    Bir belgenin ya da nesnenin kökeni ve yapıldığı andan itibaren kimlerin elinde bulunduğunun kaydı; özgünlüğünü ve yasal olarak edinilip edinilmediğini değerlendirmek için kullanılır.

  • archivistisimarşivci, arşiv uzmanı

    Bir arşivdeki kayıtları toplayan, düzenleyen, koruyan, tanımlayan ve araştırmacıların bunları bulup kullanmasına yardım eden uzman.

  • palaeographyisimpaleografya, eski yazı incelemesi

    Tarihsel el yazılarının ve yazı biçimlerinin incelenmesi ve okunması.

  • diplomaticsisimdiplomatik, belge bilimi

    Belgelerin niteliğini ve sahihliğini değerlendirmek için biçimlerini, üretimini ve aktarımını inceleyen bilim dalı.

  • codicologyisimkodikoloji, yazma kitap bilimi

    Yazmaların yapıları, malzemeleri ve düzenleri dahil fiziksel kitaplar olarak incelenmesi.

  • numismaticsisimnümismatik, sikke bilimi

    Sikkelerin ve ilgili parasal nesnelerin üretim, kullanım ve tarihsel bağlamlarının kanıtı olarak incelenmesi.

  • sigillographyisimsigilografi, mühür bilimi

    Mühürlerin, mühür izlerinin ve bunların tarihsel kullanımının incelenmesi.

  • cartularyisimkartüler, belge suretleri derlemesi

    Çoğunlukla bir kurumun hakları ve mülkleriyle ilgili belgelerin suretlerini toplayan yazma cilt.

  • palimpsestisimpalimpsest, silinip yeniden yazılmış yazma

    Önceki yazı silindikten veya kazındıktan sonra yeniden kullanılan ve bazen okunabilir eski izler taşıyan yazı yüzeyi.

  • colophonisimketebe kaydı, kolofon

    Genellikle kitabın sonunda yer alan, çoğaltılması veya üretimi hakkında bilgi veren kayıt.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Tarih İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her hafta İngilizce gerçek tarih metinleri okuyun: bir genel tarih kitabından bir bölüm, bir makale özeti ya da bir müzenin çevrim içi kataloğu. Tarihlerin ve dönemlerin nasıl yazıldığını not edin: in the 1450s, in the late fifteenth century, in 500 BC, during the reign of.
  • Her isimle birlikte kullanılan fiilleri öğrenin: bir antlaşma signed, ratified ve broken olur; bir imparatorluk rises, expands ve declines; bir hükümdar tahta çıkar (comes to the throne), hüküm sürer (reigns) ve tahttan çekilir (abdicates); bir tarihçi arşive başvurur (consults the archives) ve kaynak gösterir (cites sources).
  • Her yazarın zamanı nasıl böldüğüne bakın. Türkçedeki İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ ve Yakın Çağ, İngilizcedeki antiquity, the Middle Ages, the early modern period ve the modern period ile birebir örtüşmez; bu yüzden yalnızca adlara değil, verilen tarihlere de dikkat edin.
  • Kendi yazılarınızda olaylarla yorumları birbirinden ayırın. Historians argue (tarihçiler ... olduğunu ileri sürer), the evidence suggests (kanıtlar ... olduğuna işaret ediyor) ve according to contemporary sources (dönemin kaynaklarına göre) gibi kalıplar metninizi dikkatli ve akademik gösterir.
  • Aynı olay ve yerlerin İngilizce ve Türkçe adlarını yan yana öğrenin: the fall of Constantinople ve İstanbul'un Fethi, the Migration Period ve Kavimler Göçü, the Ottoman Empire ve Osmanlı Devleti. Böylece kütüphane kataloglarında ve yabancı literatürde arama yapmak çok kolaylaşır.

Sıkça sorulan sorular

History ile historiography arasındaki fark nedir?

History geçmişin kendisi ve onun incelenmesidir: ne olduğu ve neden olduğu. Historiography ise tarih yazımıdır; İngilizce akademik kullanımda daha çok, tarihçilerin bir konuyu zaman içinde nasıl yazdıklarının incelenmesi anlamına gelir: hangi kaynakları kullandıkları, hangi soruları sordukları ve yorumlarının nasıl değiştiği. Bu yüzden bir historiography ödevi olayları yeniden anlatmaz, tarihçileri ve onların görüşlerini tartışır.

İngilizcede yüzyılları ve tarihleri nasıl doğru yazarım?

The ve sıra sayısı kullanın: the 16th century ya da the sixteenth century; 16. century yanlıştır. İsimden önce kısa çizgi eklenir: a sixteenth-century mosque (on altıncı yüzyıldan kalma bir cami). The 1500s, the 16th century ile aynı yılları kapsar. BC yıldan sonra (500 BC), AD ise geleneksel olarak yıldan önce yazılır (AD 476); günümüzde pek çok akademik metin, ikisi de yıldan sonra gelen BCE ve CE biçimlerini kullanır. Özenli yazımda on yıllar kesme işareti almaz: the 1920s.

Birincil kaynak ile ikincil kaynak arasındaki fark nedir?

Birincil kaynak, incelediğiniz dönemde ya da olaylara katılan veya tanık olan biri tarafından üretilmiştir: bir mektup, bir mahkeme kaydı, bir antlaşma metni, bir fotoğraf, bir sikke. İkincil kaynak ise bu tür kanıtları kullanarak geçmişi yorumlayan daha sonraki bir çalışmadır; tarih kitabı ya da dergi makalesi gibi. Aynı metin sorunuza göre ikisi de olabilir; bu yüzden bir kaynağı neden birincil saydığınızı her zaman açıklayın.

İngilizce ve Türkçe tarih kitapları geçmişi aynı dönemlere mi ayırır?

Tam olarak değil. Türk ders kitapları geleneksel olarak İlk Çağ (375'e kadar), Orta Çağ (375–1453), Yeni Çağ (1453–1789) ve Yakın Çağ (1789'dan itibaren) ayrımını kullanır. İngilizce kitaplar ise genellikle antiquity, the Middle Ages (yaklaşık 500–1500), the early modern period (yaklaşık 1500–1800) ve the modern period ifadelerini kullanır; pek çok uzman da kendi tarih aralıklarını belirler. Çeviri yaparken etiketleri otomatik olarak eşleştirmek yerine yazarın verdiği yıllara bakın.

Historic mi demeliyim, historical mı?

Historical, geçmişle ya da tarih bilimiyle ilgili her şeyi niteler: historical documents (tarihi belgeler), historical research (tarih araştırması), a historical novel (tarihi roman). Historic ise tarihe geçecek kadar önemli anlamına gelir: a historic victory (tarihi bir zafer), a historic building (tarihi bir yapı), a historic agreement. Türkçe ikisini de çoğu zaman 'tarihi' diye çevirdiği için cümlenin genel olarak geçmişten mi yoksa özellikle önemli bir şeyden mi söz ettiğine bakın.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: