Tarih öğrencileri ve okurları için İngilizce

Tarih İngilizcesi: 245 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce tarih kitapları, belgeseller, müze etiketleri ve üniversite seminerleri ortak bir kelime dağarcığına dayanır: dönemler ve çağlar, imparatorluklar ve hanedanlar, antlaşmalar ve devrimler, birincil kaynaklar ve arşivler. Bu sözlük siyasi, toplumsal ve iktisadi tarihin, tarih yazımının, kaynak çalışmasının ve temel arkeolojinin başlıca terimlerini doğal Türkçe karşılıkları ve derslerden, ödevlerden ve araştırmalardan alınmış gibi örnek cümlelerle açıklar. Tarih öğrencileri ve tarihi İngilizce takip etmek isteyen okurlar için hazırlandı.

  • 245 terim
  • 9 konu
  • 60 temel terim
  • 491 örnek cümle

Kaynaklar ve Arşivler

  • diplomatic transcriptionisimdiplomatik çevriyazı, belgeye sadık aktarım

    Belgenin yazımı ve düzeni gibi belirtilmiş özgün özelliklerini yakından koruyan yazılı aktarım.

  • finding aidisimarşiv bulma aracı, arşiv rehberi

    Araştırmacıların arşiv malzemesini anlamasına ve bulmasına yardımcı olan tanımlama aracı.

  • fondsisimfon, arşiv fonu

    Bir kişi, aile veya kurumun faaliyetleri sırasında doğal olarak oluşturduğu ve biriktirdiği kayıtların bütünü.

  • original orderisimözgün düzen, asli düzen

    Kayıtları üretenin kullanım sırasında oluşturduğu örgütlenme ve sıralama.

  • calendar of documentsisimbelgelerin kronolojik özetli dökümü

    Belgelerin içerik özetleriyle birlikte kronolojik olarak sıralandığı liste.

  • parish registerisimcemaat kayıt defteri, kilise kayıt defteri

    Vaftiz, evlilik ve defin gibi olayların kaydedildiği yerel kilise defteri.

  • probate inventoryisimtereke envanteri, ölüm sonrası mal dökümü

    Ölen kişinin mirasının idaresi sırasında hazırlanan, çoğu zaman değerlerini de içeren eşya ve mal listesi.

  • muster rollisimasker yoklama defteri

    Askeri birlik mensuplarını yoklama, hizmet veya ödeme amacıyla sıralayan kayıt.

  • gazetteerisimcoğrafi adlar sözlüğü, yer rehberi

    Yerleri coğrafi, idari veya tarihsel bilgilerle sıralayan başvuru eseri.

  • ego-documentisimbenlik belgesi, kişisel deneyim belgesi

    Bir kişinin kendi deneyimlerini, eylemlerini veya benlik anlayışını sunduğu kaynak.

  • hagiographyisimhagiografi, aziz yaşamı anlatısı

    Çoğunlukla dini bağlılık amaçlarıyla biçimlenen, azizlerin yaşamlarını ve erdemlerini anlatan yazı.

  • chanceryisimresmi yazışma dairesi, belge düzenleme kalemi

    Bir hükümdarın veya kurumun resmi belgelerini hazırlamak ve çıkarmakla görevli daire.

  • archival seriesisimarşiv serisi

    Ortak faaliyet, işlev veya dosyalama süreciyle bağlantılı olup birim olarak korunan kayıtlar grubu.

  • critical editionisimeleştirel basım, tenkitli neşir

    Belirlenmiş bir metni, belgelenmiş editör tercihleri ve önemli farklı okumalarla birlikte sunan basım.

  • shelfmarkisimyer numarası, raf numarası

    Belirli bir nesneyi bulmak ve istemek için kütüphane veya arşivin kullandığı tanımlayıcı.

Arkeolojinin Temelleri

  • archaeologyisimarkeoloji

    İnsanlık geçmişini; yapılar, aletler, çanak çömlek, kemikler ve topraktaki izler gibi insanların geride bıraktığı maddi kalıntılar aracılığıyla inceleyen bilim dalı.

  • artifactisimeser, buluntu

    İnsanlar tarafından yapılmış ya da biçimlendirilmiş, özellikle geçmiş hakkında bilgi verdiği için incelenen nesne; alet, sikke, silah ya da takı gibi.

  • excavationisimkazı, arkeolojik kazı

    Bir arkeolojik alanda yapıları, nesneleri ve diğer kalıntıları gömüldükleri sıraya göre ortaya çıkarmak için dikkatle kazı yapılması ve her aşamanın kayda geçirilmesi.

  • archaeological siteisimarkeolojik alan, ören yeri

    Bir yerleşimin, mezarlığın, tapınağın ya da atölyenin kalıntıları gibi geçmişteki insan faaliyetlerine ait izlerin bulunduğu ya da korunduğu yer.

  • radiocarbon datingisimradyokarbon tarihlendirmesi, karbon-14 yöntemi

    Odun, kemik ya da tohum gibi organik malzemelerin yaşını, içlerinde kalan radyoaktif karbon-14 miktarını ölçerek tahmin eden bilimsel yöntem.

  • stratigraphyisimstratigrafi, tabakalanma

    Bir alandaki toprak ve moloz tabakalarının incelenmesi; alttaki tabakaların genellikle üsttekilerden önce oluştuğu ilkesine dayanır.

  • ruinsisimkalıntılar, harabeler

    Yıkılmış ya da zamanla çökmüş yapıların veya bir şehrin günümüze kalan parçaları.

  • dendrochronologyisimdendrokronoloji, ağaç halkalarıyla tarihlendirme

    Yıllık ağaç halkalarının büyüme örüntüleri aracılığıyla ahşabın tarihlendirilmesi ve incelenmesi.

  • seriationisimseriasyon, buluntuları dizileme

    Buluntuların veya buluntu topluluklarının özellik ve sıklık değişimlerine göre sıralanması.

  • sherdisimseramik parçası, çanak çömlek kırığı

    Özellikle arkeolojik olarak bulunup incelenen kırık seramik parçası.

  • debitageisimyontmataş üretim artığı

    Taş aletlerin yontularak yapılması veya yeniden biçimlendirilmesi sırasında oluşan artıklar.

  • microlithisimmikrolit, küçük yontmataş alet

    Çoğu zaman birleşik bir aletin parçası olarak kullanılan küçük, biçimlendirilmiş taş parça.

  • bifaceisimiki yüzeyli yontmataş alet, bifas

    Her iki yüzeyinden yongalar çıkarılarak biçimlendirilmiş taş buluntu.

  • middenisimatık birikintisi, çöp yığını

    Yiyecek kalıntıları ve diğer atıkların tekrar tekrar bırakılmasıyla oluşan birikinti.

  • postholeisimdirek çukuru

    Direk yerleştirmek için açılmış çukur veya çukurla dolgusunun bıraktığı arkeolojik iz.

  • grave goodsisimmezar armağanları, ölü hediyeleri

    Anlamı defin uygulamasına ve bağlama bağlı olan, mezara kasıtlı olarak bırakılmış nesneler.

  • hoardisimdefine, toplu saklanmış buluntu

    Bir araya kasıtlı olarak konmuş, çoğu zaman gizlenmiş veya saklanmış ve bırakan tarafından geri alınmamış değerli nesneler grubu.

  • Harris matrixisimHarris matrisi

    Arkeolojik bağlamların göreli sırasını stratigrafik ilişkileri üzerinden gösteren şema.

  • terminus post quemisimen erken mümkün tarih, sonrasına tarihleme sınırı

    Bir olayın veya birikimin gerçekleşmiş olamayacağı tarihten öncesini dışlayan kronolojik sınır.

  • terminus ante quemisimen geç mümkün tarih, öncesine tarihleme sınırı

    Bir olayın veya birikimin en geç gerçekleşmiş olması gereken kronolojik sınır.

  • archaeobotanyisimarkeobotanik

    Geçmiş çevreleri ve insan faaliyetlerini araştırmak için arkeolojik bağlamlardaki bitki kalıntılarının incelenmesi.

  • zooarchaeologyisimzooarkeoloji, arkeozooloji

    Geçmiş insan-hayvan ilişkilerini anlamak için arkeolojik bağlamlardaki hayvan kalıntılarının incelenmesi.

  • taphonomyisimtafonomi

    Kalıntıları ölüm veya atılmadan, birikmeye ve bulunmaya kadar etkileyen süreçlerin incelenmesi.

  • experimental archaeologyisimdeneysel arkeoloji

    Geçmiş uygulamalara ilişkin fikirlerin, faaliyet ve nesnelerin kontrollü yeniden yapımıyla sınanması.

  • ethnoarchaeologyisimetnoarkeoloji

    Arkeolojik yorum için soru ve benzetmeler geliştirmek amacıyla yaşayan toplulukların maddi uygulamalarının incelenmesi.

  • fieldwalkingisimsistematik yüzey taraması, yüzey yürüyüşü

    Yerde görülen arkeolojik malzemeyi gözlemek, kaydetmek veya toplamak için alanın sistemli yürünmesi.

  • provenienceisimbuluntunun kesin buluntu yeri

    Arkeolojik buluntunun alan içindeki mekansal ve bağlamsal konumunu içeren kayıtlı yeri.

  • archaeological cultureisimarkeolojik kültür

    Arkeologların belirli bir zaman ve alanda grupladığı, tekrarlanan maddi özellikler bileşimi.

  • assemblageisimbuluntu topluluğu

    Ortak bağlam, dönem veya analiz amacı nedeniyle birlikte ele alınan arkeolojik buluntular grubu.

  • cross-datingisimçapraz tarihlendirme, karşılaştırmalı tarihlendirme

    Malzemeyi, özelliklerini bağımsız olarak belirlenmiş bir dizideki benzer malzemeyle eşleştirerek tarihlendirme.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Tarih İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her hafta İngilizce gerçek tarih metinleri okuyun: bir genel tarih kitabından bir bölüm, bir makale özeti ya da bir müzenin çevrim içi kataloğu. Tarihlerin ve dönemlerin nasıl yazıldığını not edin: in the 1450s, in the late fifteenth century, in 500 BC, during the reign of.
  • Her isimle birlikte kullanılan fiilleri öğrenin: bir antlaşma signed, ratified ve broken olur; bir imparatorluk rises, expands ve declines; bir hükümdar tahta çıkar (comes to the throne), hüküm sürer (reigns) ve tahttan çekilir (abdicates); bir tarihçi arşive başvurur (consults the archives) ve kaynak gösterir (cites sources).
  • Her yazarın zamanı nasıl böldüğüne bakın. Türkçedeki İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ ve Yakın Çağ, İngilizcedeki antiquity, the Middle Ages, the early modern period ve the modern period ile birebir örtüşmez; bu yüzden yalnızca adlara değil, verilen tarihlere de dikkat edin.
  • Kendi yazılarınızda olaylarla yorumları birbirinden ayırın. Historians argue (tarihçiler ... olduğunu ileri sürer), the evidence suggests (kanıtlar ... olduğuna işaret ediyor) ve according to contemporary sources (dönemin kaynaklarına göre) gibi kalıplar metninizi dikkatli ve akademik gösterir.
  • Aynı olay ve yerlerin İngilizce ve Türkçe adlarını yan yana öğrenin: the fall of Constantinople ve İstanbul'un Fethi, the Migration Period ve Kavimler Göçü, the Ottoman Empire ve Osmanlı Devleti. Böylece kütüphane kataloglarında ve yabancı literatürde arama yapmak çok kolaylaşır.

Sıkça sorulan sorular

History ile historiography arasındaki fark nedir?

History geçmişin kendisi ve onun incelenmesidir: ne olduğu ve neden olduğu. Historiography ise tarih yazımıdır; İngilizce akademik kullanımda daha çok, tarihçilerin bir konuyu zaman içinde nasıl yazdıklarının incelenmesi anlamına gelir: hangi kaynakları kullandıkları, hangi soruları sordukları ve yorumlarının nasıl değiştiği. Bu yüzden bir historiography ödevi olayları yeniden anlatmaz, tarihçileri ve onların görüşlerini tartışır.

İngilizcede yüzyılları ve tarihleri nasıl doğru yazarım?

The ve sıra sayısı kullanın: the 16th century ya da the sixteenth century; 16. century yanlıştır. İsimden önce kısa çizgi eklenir: a sixteenth-century mosque (on altıncı yüzyıldan kalma bir cami). The 1500s, the 16th century ile aynı yılları kapsar. BC yıldan sonra (500 BC), AD ise geleneksel olarak yıldan önce yazılır (AD 476); günümüzde pek çok akademik metin, ikisi de yıldan sonra gelen BCE ve CE biçimlerini kullanır. Özenli yazımda on yıllar kesme işareti almaz: the 1920s.

Birincil kaynak ile ikincil kaynak arasındaki fark nedir?

Birincil kaynak, incelediğiniz dönemde ya da olaylara katılan veya tanık olan biri tarafından üretilmiştir: bir mektup, bir mahkeme kaydı, bir antlaşma metni, bir fotoğraf, bir sikke. İkincil kaynak ise bu tür kanıtları kullanarak geçmişi yorumlayan daha sonraki bir çalışmadır; tarih kitabı ya da dergi makalesi gibi. Aynı metin sorunuza göre ikisi de olabilir; bu yüzden bir kaynağı neden birincil saydığınızı her zaman açıklayın.

İngilizce ve Türkçe tarih kitapları geçmişi aynı dönemlere mi ayırır?

Tam olarak değil. Türk ders kitapları geleneksel olarak İlk Çağ (375'e kadar), Orta Çağ (375–1453), Yeni Çağ (1453–1789) ve Yakın Çağ (1789'dan itibaren) ayrımını kullanır. İngilizce kitaplar ise genellikle antiquity, the Middle Ages (yaklaşık 500–1500), the early modern period (yaklaşık 1500–1800) ve the modern period ifadelerini kullanır; pek çok uzman da kendi tarih aralıklarını belirler. Çeviri yaparken etiketleri otomatik olarak eşleştirmek yerine yazarın verdiği yıllara bakın.

Historic mi demeliyim, historical mı?

Historical, geçmişle ya da tarih bilimiyle ilgili her şeyi niteler: historical documents (tarihi belgeler), historical research (tarih araştırması), a historical novel (tarihi roman). Historic ise tarihe geçecek kadar önemli anlamına gelir: a historic victory (tarihi bir zafer), a historic building (tarihi bir yapı), a historic agreement. Türkçe ikisini de çoğu zaman 'tarihi' diye çevirdiği için cümlenin genel olarak geçmişten mi yoksa özellikle önemli bir şeyden mi söz ettiğine bakın.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: