Müzisyenler ve müzik öğrencileri için İngilizce

Müzik İngilizcesi: 215 Temel Terim ve Anlamları

İngilizce; müzik teorisi kitaplarının, uluslararası konservatuvarların, kayıt stüdyolarının, müzik yazılımlarının ve küresel müzik piyasasının ortak dilidir. Nota, gam ve akor, ritim ve tempo, çalgılar, müzik türleri, prova ve konser, kayıt ve prodüksiyon ile sektörün işleyişine dair temel terimleri bilmek; dersleri ve kullanım kılavuzlarını rahatça okumanızı, başka müzisyenlerle ve ses mühendisleriyle anlaşmanızı, yayın, sözleşme ve telif konularını güvenle yönetmenizi sağlar.

  • 215 terim
  • 9 konu
  • 68 temel terim
  • 431 örnek cümle

Melodi, Form ve Şarkı Yazarlığı

  • leitmotifisimleitmotif, kişiye veya fikre bağlı müzik motifi

    Belirli bir karakter, nesne, yer veya fikirle ilişkilendirilen ve hikaye geliştikçe değişebilen, tekrarlanan müzik fikri.

Çalgılar ve Ses

  • instrumentisimçalgı, enstrüman

    Müzik sesi üretmek için yapılmış ya da kullanılan nesne; piyano, keman, gitar, davul ya da ney gibi.

  • tunefiilakort etmek, akort yapmak

    Bir çalgının seslerini doğru yüksekliğe getirmek için ayar yapmak; genellikle telleri gerip gevşeterek ya da çalgının bir parçasını hareket ettirerek yapılır.

  • out of tuneifadeakortsuz, detone

    Doğru ses yüksekliğinde olmamak; ya çalgının akordu bozulmuştur ya da şarkıcı veya çalgıcı biraz tiz ya da pes kalmaktadır.

  • vocalsisimvokal, vokaller

    Bir müzik eserindeki şarkı söylenen partiler; özellikle pop, rock ve cazda kullanılır. Ana şarkıcı solo vokali (lead vocals), diğerleri ise arka vokalleri (backing vocals) söyler.

  • stringsisimyaylılar, yaylı çalgılar

    Başlıca keman, viyola, viyolonsel ve kontrbastan oluşan, yayla çalınan çalgılar bölümü. Ayrıca gitar gibi bir çalgının üzerindeki tellerin kendisi anlamına gelir.

  • percussionisimvurmalı çalgılar, perküsyon

    Vurularak, sallanarak ya da sürtülerek çalınan çalgılar; davul, zil, ksilofon, tef ve darbuka gibi.

  • orchestraisimorkestra

    Yaylı, tahta üflemeli, bakır üflemeli ve vurmalı çalgıları birlikte çalan, genellikle bir şef tarafından yönetilen büyük müzisyen topluluğu.

  • bandisimgrup, müzik grubu

    Özellikle pop, rock ya da cazda birlikte çalan müzisyenler topluluğu; ya da bando gibi üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan topluluk.

  • brassisimbakır üflemeliler, bakır üflemeli çalgılar

    Çalıcının dudaklarını kap biçimli bir ağızlıkta titreştirerek ses ürettiği, genellikle metalden yapılmış üflemeli çalgılar ailesi; trompet, trombon, korno ve tuba gibi.

  • woodwindisimtahta üflemeliler, tahta üflemeli çalgılar

    Havanın bir kenara üflenmesiyle ya da bir kamıştan geçirilmesiyle ses üreten üflemeli çalgılar ailesi; flüt, obua, klarnet, fagot ve saksofon gibi.

  • timbreisimtını, ses rengi

    Aynı notayı aynı ses yüksekliğinde çalsalar bile iki çalgıyı ya da iki sesi birbirinden ayırt etmemizi sağlayan ses niteliği ya da rengi.

  • vocal rangeisimses aralığı, ses genişliği

    Bir şarkıcının rahatça söyleyebildiği en pes sesten en tiz sese kadar olan nota aralığı. Sesler bu aralığa göre bas ve baritondan tenor, alto ve soprana kadar sınıflandırılır.

  • a cappellazarfeşliksiz

    Çalgı eşliği olmadan, yalnızca bir ya da birden çok sesle söylenen ya da icra edilen anlamına gelir.

  • backing vocalsisimgeri vokal, arka vokaller

    Bir şarkıda ana vokalin arkasında söylenen, uyum, doku, ritmik destek ya da vurgu katan vokal partileridir.

  • duetisimdüet

    İki şarkıcı ya da iki çalgıcı tarafından seslendirilen eser veya iki partinin benzer önem taşıdığı icradır.

  • ensembleisimtopluluk

    Birlikte çalan müzisyenler grubu ya da bu grubun birlikte elde ettiği uyum ve denge anlamına gelir.

  • fretboardisimperdeli klavye

    Perdeli telli çalgılarda, çalıcıların farklı notalar elde etmek için tellere bastığı sapın ön yüzeyidir.

  • harmony partisimarmoni partisi

    Ana ezgiye eşlik eden, onunla uyumlu ama farklı notalardan oluşan; çoğu zaman birlikte söylenen ya da çalınan müzik çizgisidir.

  • humfiilmırıldanmak

    Bir ezgiyi, genellikle belirgin sözler olmadan, ağzı kapalı biçimde yumuşakça seslendirmektir.

  • double stopisimçift ses

    Keman veya viyolonsel gibi yaylı bir çalgının iki telinde aynı anda çalınan iki nota.

  • falsettoisimfalsetto, hafif üst ses rejistri

    Şarkıcının daha dolgun konuşma veya göğüs rejistrinden çoğunlukla ayrılan, nefes sesi içerebilen hafif bir üst ses rejistri.

  • reedisimkamış, dil

    Hava geçtiğinde titreşerek klarnet, obua ve saksofon gibi çalgılarda ses oluşmasını sağlayan ince ve esnek parça.

  • sustain pedalisimuzatma pedalı, sağ pedal

    Piyanoda susturucuları tellerden kaldırarak tuşlar bırakıldıktan sonra da notaların tınlamasını sağlayan pedal.

Türler ve Tarzlar

  • genreisimtür, müzik türü

    Ritim, çalgılar, armoni ya da tarihsel geçmiş gibi ortak özellikleri olan müzik kategorisi; caz, rock, hip-hop ya da klasik müzik gibi.

  • coverisimcover, yeniden yorum

    Daha önce başka bir sanatçının yayımladığı bir şarkının yeni bir icrası ya da kaydı; çoğu zaman farklı bir tarzda ya da düzenlemeyle yapılır.

  • classical musicisimklasik müzik, Batı klasik müziği

    Senfoniler, konçertolar, operalar ve oda müziği gibi türleri kapsayan, genellikle ayrıntılı partisyonlarla yazıya geçirilen ve eğitimli müzisyenlerce seslendirilen Batı sanat müziği geleneği.

  • jazzisimcaz

    20. yüzyılın başında New Orleans'taki Afro-Amerikan topluluklarda gelişen; swing ritmi, zengin armonisi ve doğaçlamasıyla bilinen müzik türü.

  • folk musicisimhalk müziği, folk müzik

    Bir halkın ya da bölgenin, genellikle kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan geleneksel müziği. Aynı zamanda bu gelenekten etkilenen modern, akustik ve şarkı odaklı bir tarzın adıdır.

  • pop musicisimpop müzik

    Geniş bir dinleyici kitlesine yönelik, ticari amaçlı popüler müzik; genellikle kısa şarkılar, akılda kalıcı nakaratlar ve melodi ile prodüksiyona güçlü bir odak içerir.

  • hip-hopisimhip-hop, rap

    1970'lerde New York'un Bronx bölgesinde doğan; davul kalıpları ve sample'lardan oluşan altyapılar üzerine rap yapmaya dayanan kültür ve müzik türü.

  • balladisimbalad

    Genellikle yavaş ya da orta tempolu olan, anlatıma, duyguya ya da akılda kalan sözlü bir melodiye odaklanan şarkı türüdür.

  • recitativeisimresitatif

    Özellikle opera ve oratoryoda, diyalog veya anlatıyı aktarmak için konuşmaya benzer ritimleri izleyen vokal anlatım biçimidir.

  • swingisimswing

    Notaların akıcı bir biçimde eşit olmayan aralıklarla duyulduğu, çoğu zaman caz ve dans edilebilir akışla ilişkili ritmik duyumdur.

  • waltzisimvals

    Genellikle her ölçüde üç vuruş olarak hissedilen, akıcı ve dönerek ilerleyen karakteri olan bir dans ve müzik türüdür.

  • fugueisimfüg

    Konu adı verilen ana fikrin farklı müzik partilerinde sırayla girdiği ve bu partilerin etkileşimiyle geliştirildiği kontrapuntal eser.

  • concertoisimkonçerto

    Genellikle birkaç bölümden oluşan, bir veya daha fazla solo çalgıyı orkestrayla karşılıklı etkileşim ve karşıtlık içinde öne çıkaran eser.

  • chamber musicisimoda müziği

    Genellikle her partiyi bir kişinin çaldığı küçük çalgı toplulukları için yazılan ve icracılar arasında yakın etkileşim sağlayan müzik.

  • reggaeisimreggae

    Zayıf zamanlardaki ritmik vurguları, belirgin bas çizgileri ve rahat ama sağlam ritmik akışıyla tanınan Jamaika kökenli popüler müzik türü.

  • funkisimfunk

    Afro-Amerikan müzik geleneklerine dayanan, güçlü bas akışlarını ve birbirini tamamlayan, çoğu zaman senkoplu ritmik partileri öne çıkaran tür.

  • bluesisimblues

    Afro-Amerikan topluluklara dayanan; ifadeli ses kullanımı, tekrarlı cümleler ve kendine özgü armonik kalıplarla tanınan müzik geleneği.

  • technoisimtekno

    Detroit'te gelişen; genellikle tekrarlanan vuruşlar, sentezlenmiş sesler ve dokudaki kademeli değişimlerle kurulan elektronik dans müziği türü.

  • soulisimsoul müzik

    Afro-Amerikan gospel ile rhythm and blues geleneklerine dayanan, ifadeli şarkı söyleyişi ve güçlü duygusal aktarımı öne çıkaran popüler müzik türü.

  • rock musicisimrock müzik

    Çoğunlukla elektro gitar, bas, davul ve güçlü vuruş üzerine kurulan; çok çeşitli vokal ve çalgı üsluplarını kapsayan geniş popüler müzik geleneği.

  • operaisimopera

    Şarkıcıların karakterleri canlandırdığı ve hikayeyi çoğunlukla çalgı eşliğiyle, ağırlıklı olarak müzik yoluyla anlattığı sahne eseri.

  • symphonyisimsenfoni

    Orkestra için yazılan, genellikle hızları ve karakterleri farklı birkaç bölüme ayrılmış geniş kapsamlı eser.

Performans ve Çalışma

  • rehearsalisimprova

    Müzisyenlerin bir eseri ya da gösteriyi seyirci önünde sunmadan önce birlikte çalıştıkları oturum.

  • practiceisimçalışma, egzersiz

    Becerilerinizi geliştirmek, yeni eserler öğrenmek ve tekniğinizi formda tutmak için tek başınıza düzenli olarak çalıp söylediğiniz zaman.

  • gigisimkonser, sahne

    Bir müzisyenin ya da grubun canlı performansı için kullanılan gayriresmi kelime; özellikle bir barda, kulüpte ya da bir etkinlikte verilen ücretli konser.

  • conductorisimşef, orkestra şefi

    Bir orkestrayı ya da koroyu yöneten, el hareketleri veya bagetle tempoyu belirleyen, girişleri gösteren ve yorumu biçimlendiren kişi.

  • soloisimsolo

    Tek bir müzisyenin çaldığı ya da söylediği, çoğu zaman grubun geri kalanının önüne çıkan bölüm; ya da tek bir icracı için yazılmış eserin bütünü.

  • improvisefiildoğaçlama yapmak, doğaçlama çalmak

    Yazılı notaya bakmadan, çalma anında müzik yaratmak; genellikle bilinen bir akor dizisi üzerinde ya da bir makam veya mod içinde yapılır.

  • soundcheckisimses kontrolü, sound check

    Konserden önce grubun sahnede çaldığı ve ses mühendisinin seyirciye giden sesle sahne monitörlerinin seviyelerini ayarladığı kısa çalışma.

  • setlistisimşarkı listesi, konser listesi

    Bir grubun ya da sanatçının konserde çalmayı planladığı şarkıların sıralı listesi. 'Set' ise kesintisiz tek bir performans bölümüdür.

  • stage frightisimsahne korkusu, sahne heyecanı

    Performans öncesinde ya da sırasında yaşanan, el titremesine, ağız kuruluğuna ya da ezber kaybına yol açabilen yoğun heyecan veya korku.

  • encoreisimbis

    Seyircinin alkışlarla sanatçıları sahneye geri çağırması üzerine konserin sonunda çalınan ek şarkı ya da eser.

  • accompanimentisimeşlik, akompanyman

    Ana melodiyi ya da solisti destekleyen müzik; örneğin bir şarkıcının altındaki piyano partisi ya da bir kemanın arkasında gitaristin çaldığı akorlar.

  • ad libitumifadeisteğe bağlı olarak, serbestçe

    İcracının seçim yapabileceğini bildiren bir yorum işaretidir; çoğu kez tempo, süsleme ya da bir partinin isteğe bağlı olmasıyla ilgilidir.

  • arcozarfyay ile

    Yaylı çalgı çalanlara, pizzicato ya da başka bir yaysız teknikten sonra yeniden yay kullanmalarını söyleyen bir yönergedir.

  • articulationisimartikülasyon

    Notaların icrada nasıl başlatıldığı, bağlandığı, ayrıldığı ya da vurgulandığını anlatan; açıklığı ve müzikal karakteri belirleyen unsurdur.

  • bowingisimyay tekniği

    Bir yaylı çalgı çalanın sesi ve artikülasyonu biçimlendirmek için yayı kullanma biçimidir; yön, basınç, hız ve cümleleme buna dahildir.

  • decrescendoisimgiderek hafifleme

    Bir pasaj boyunca ses şiddetinin yavaş yavaş azalmasıdır; icrada yapılır ya da notada işaretlenir.

  • embellishmentisimsüsleme

    Bir melodiyi ana biçimini ya da temel armonik işlevini değiştirmeden süsleyen küçük ek nota ya da kısa figürdür.

  • capoisimkapo

    Gitar ya da benzeri telli çalgılarda tüm boş tellerin sesini birlikte inceltmek için sap üzerine takılan aparattır.

  • cueisimgiriş işareti

    Bir müzisyen ya da şarkıcının performans sırasında tam olarak ne zaman başlaması, durması ya da bir şeyi değiştirmesi gerektiğini gösteren işarettir.

  • da capoifadebaşa dön

    Başa dönüp yeniden çalmayı söyleyen yönergedir; genellikle başka bir işaret nerede durulacağını gösterene kadar sürer.

  • tremoloisimtremolo

    Bir notanın hızla tekrarlanması veya notalar arasında hızla gidip gelinmesiyle oluşturulan kesintisiz, titreşimli müzik dokusu.

  • vibratoisimvibrato

    Şarkıcıların ve çalgıcıların sese ifade kazandırmak için bir notanın yüksekliği çevresinde oluşturduğu küçük ve düzenli değişim.

  • legatozarflegato, bağlı çalarak

    Ardışık notaları aralarında belirgin boşluk bırakmadan düzgünce bağlayarak, müzikal çizginin akıcı ilerlemesini sağlayacak biçimde.

  • staccatozarfstaccato, kesik çalarak

    Notaları kısaltıp birbirinden belirgin biçimde ayırarak, müzikal çizgide ayrı başlangıçlar ve boşluklar oluşturacak biçimde.

  • portamentoisimportamento, sesler arasında kaydırma

    Özellikle şan ve yaylı çalgılarda, hedeflenen bir sesten diğerine anlatım amacıyla yapılan kesintisiz kaydırma.

  • ear trainingisimkulak eğitimi, işitme eğitimi

    Ritim, aralık ve armoni gibi müziksel sesleri ve ilişkileri dinleyerek tanıma, hatırlama ve yeniden üretme çalışması.

  • repertoireisimrepertuvar

    Bir müzisyenin veya topluluğun bildiği, çalıştığı ya da icraya hazır tuttuğu eserler bütünü; ayrıca belirli çalgı veya türe ait eserler.

  • sectionalisimgrup provası, parti grubu provası

    Büyük bir topluluğun tek bir bölümünün, bütün grupla yeniden birleşmeden önce kendi partileri üzerinde çalıştığı prova.

Kayıt ve Prodüksiyon

  • recordfiilkaydetmek, kayıt yapmak

    Bir ses ya da çalgı gibi bir sesi, daha sonra dinlenebilecek, düzenlenebilecek ve yayımlanabilecek biçimde kaydetmek.

  • trackisimparça, kanal

    Bir albümdeki ya da yayındaki tek bir şarkı. Stüdyoda ya da DAW'da, davul kanalı ya da vokal kanalı gibi ayrı kaydedilmiş tek bir parti anlamına da gelir.

  • mixfiilmiks yapmak, mikslemek

    Bir şarkının kaydedilmiş tüm kanallarını ses seviyesi, panorama, EQ, efektler ve dinamik ayarlarıyla dengeleyip son stereo versiyonda birleştirmek.

  • masteringisimmastering, mastır

    Ses prodüksiyonunun son aşaması; bitmiş miksler cilalanır, ses yüksekliği ve tını açısından tutarlı hale getirilir ve dijital platformlar, CD ya da plak için hazırlanır.

  • producerisimprodüktör, müzik prodüktörü

    Bir kayıt projesini yaratıcı ve pratik açıdan yönlendiren; sound'u, düzenlemeyi ve performansları biçimlendiren, çoğu zaman programlama ya da ses mühendisliği de yapan kişi.

  • DAWkısaltmadijital ses iş istasyonu, DAW

    Digital audio workstation ifadesinin kısaltması: bilgisayarda müzik kaydetmek, düzenlemek, aranje etmek, mikslemek ve üretmek için kullanılan yazılım; Pro Tools, Logic Pro, Ableton Live ya da Cubase gibi.

  • MIDIkısaltmaMIDI

    Musical Instrument Digital Interface ifadesinin kısaltması: klavyelerin, bilgisayarların ve diğer cihazların hangi notanın, ne kadar güçlü ve ne kadar uzun çalındığı gibi performans verilerini birbirine göndermesini sağlayan standart.

  • microphoneisimmikrofon

    Sesi, yükseltilebilmesi ya da kaydedilebilmesi için elektrik sinyaline dönüştüren cihaz. En yaygın türleri dinamik ve kondansatör mikrofonlardır.

  • takeisimkayıt denemesi, çekim

    Bir partinin ya da şarkının tamamının bir kez kaydedilme denemesi. Ses mühendisleri genellikle birkaç take kaydeder ve en iyilerini seçer ya da birleştirir.

  • overdubfiilüzerine kayıt almak, overdub yapmak

    Daha önce kaydedilmiş kanalların üzerine yeni bir parti kaydetmek; örneğin temel kayıtlar bittikten sonra gitar solosu ya da arka vokal eklemek.

  • click trackisimklik, metronom kanalı

    Müzisyenlerin kayıt ya da canlı performans sırasında kulaklıklarında veya kulak içi monitörlerinde duyduğu metronom sesi; herkesin tamamen aynı tempoda kalmasını sağlar.

  • EQkısaltmaEQ, ekolayzır

    Equalisation ya da equaliser kelimelerinin kısaltması: bir sesteki pes, orta ve tiz frekansların dengesini ayarlamak ya da bunu yapan araç.

  • reverbisimreverb, yankılanma

    Bir mekanda sesin çok sayıda hızlı yansımasıyla oluşan ve sese hacim kazandıran etki ya da bunu taklit eden efekt; hall, room ya da plate reverb gibi.

  • sampleisimsample, örnek ses

    Bir davul vuruşu, bir vokal cümlesi ya da var olan bir kaydın bir bölümü gibi, yeni bir müzik eserinde yeniden kullanılan kısa ses kaydı.

  • demoisimdemo, deneme kaydı

    Son versiyonu kaydedilmeden önce şarkı fikrini grup arkadaşlarına, prodüktörlere, plak şirketlerine ya da başka sanatçılara göstermek için yapılan sade, ilk kayıt.

  • isolated trackisimizole kanal

    İnceleme, düzenleme ya da yeniden miksleme için tam miks içinden ayrılıp tek başına dinlenen kayıt parçası ya da kanaldır.

  • loudnessisimgürlük

    Dinleyicinin sesi ne kadar güçlü algıladığını anlatan kavramdır; miks ve masteringde yalnızca sinyal seviyesi değil, algı da önemlidir.

  • pitch bendisimses bükme

    Bir notanın tizliğinin, çoğu kez bir tekerlek, kol ya da yazılım otomasyonu ile, yukarı veya aşağı doğru kesintisiz değiştirilmesidir.

  • sound engineerisimses mühendisi

    Kayıtlı ya da canlı sesin mikrofonlar, seviyeler, netlik ve sistem kurulumu gibi teknik yönlerini yöneten kişidir.

  • gain stagingisimkazanç kademelendirme, kazanç yapısını ayarlama

    Ses yolunun ardışık noktalarındaki sinyal düzeylerini, aşırı gürültü veya istenmeyen taşma olmadan kullanılabilir kalacak şekilde ayarlama.

  • noise gateisimgürültü kapısı

    Sinyal düzeyi belirlenen eşiğin altına düştüğünde sinyali azaltan, çoğunlukla sesler arasındaki sessiz aralıkları temizleyen ses işlemcisi.

  • de-esserisimde-esser, sibilans azaltıcı

    Bir vokal kaydındaki belirgin S sesleri gibi aşırı keskin ıslıklı sesleri ortaya çıktıkları sırada azaltan ses işlemcisi.

  • phantom powerisimfantom besleme

    Uyumlu mikrofonları veya başka ses cihazlarını çalıştırmak için dengeli mikrofon bağlantısı üzerinden, yaygın olarak 48 voltla gönderilen doğru akım beslemesi.

  • direct injectionisimdoğrudan ses bağlantısı, doğrudan giriş

    Bir çalgının elektrik sinyalini, hoparlörünü mikrofonla kaydetmeden, uygun bir arayüz üzerinden kayıt veya canlı ses sistemine bağlama.

  • reampingisimyeniden amfileme, yeniden amfiden geçirme

    Önceden kaydedilmiş çalgı sinyalini bir amfiden geçirip çıkan sesi kaydederek, icradan sonra tınıyı değiştirme işlemi.

  • punch inphrasal verb (öbek fiil)kaydın belirli bölümüne girerek yenilemek

    Çalma devam ederken mevcut kaydın seçilen bir bölümünü yeniden kaydetmeye başlayıp çevresindeki icrayı koruyarak o pasajı değiştirmek.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Müzik İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Alandan gerçek metinler okuyun: metot kitapları, teori çalışma kitapları, albüm kapak notları, DAW ve eklenti kılavuzları, müzisyen ve prodüktör röportajları bu terimleri doğal bağlamında kullanır.
  • Notaların İngilizce harf adlarını (C D E F G A B) bildiğiniz solfej adlarıyla (do re mi fa sol la si) yan yana öğrenin ve akorları sesli söyleme alıştırması yapın: 'C major' (Do majör), 'A minor' (La minör), 'G seven' (Sol yedi), 'F sharp minor' (Fa diyez minör), 'B flat major' (Si bemol majör).
  • Nota değerleri ve nota yazımı için hem İngiliz hem Amerikan adlarını öğrenin, çünkü ikisiyle de karşılaşacaksınız: crotchet ve quarter note (dörtlük), quaver ve eighth note (sekizlik), bar ve measure (ölçü), stave ve staff (porte).
  • Provalarda müzisyenlerin gerçekten kullandığı kısa kalıplara dikkat edin: 'from the top' (baştan), 'take it from bar 17' (17. ölçüden alalım), 'count us in' (bize sayı ver), 'a bit slower' (biraz daha yavaş), 'you're slightly sharp' (biraz tiz kalıyorsun). Bunları not alın ve siz de kullanın.
  • Stüdyo çalışmalarını, ekipman incelemelerini ve canlı ses eğitimlerini İngilizce altyazıyla izleyin; track, take, mix, EQ, reverb gibi kayıt ve prodüksiyon terimleri Türkiye'deki stüdyolarda da neredeyse her zaman İngilizce kullanılır.

Sıkça sorulan sorular

Nota adlarını İngilizcede nasıl söylerim?

İngilizcede solfej heceleri yerine harfler kullanılır: C do, D re, E mi, F fa, G sol, A la, B ise si'dir. Diyez ve bemol harften sonra söylenir: C sharp (do diyez), B flat (si bemol). Akorlar ve tonlar da aynı şekilde adlandırılır: 'D minor' (Re minör), 'E flat major' (Mi bemol majör). İngilizcede do, re, mi gibi solfej heceleri daha çok kulak eğitimi ve şan alıştırmalarında kullanılır.

İngiliz ve Amerikalı müzisyenler nota değerleri için neden farklı adlar kullanıyor?

İngiliz sistemi eski adları korur; Amerikan sistemi ise her notayı birlik notanın bir kesri olarak adlandırır. Buna göre semibreve whole note (birlik), minim half note (ikilik), crotchet quarter note (dörtlük), quaver eighth note (sekizlik), semiquaver ise sixteenth note (onaltılık) demektir. Amerikan adları Türkçedeki mantığa çok yakın olduğu için Türk öğrenciler genellikle bunları daha kolay öğrenir.

'Nota' kelimesini İngilizceye nasıl çevirmeliyim?

Anlamına göre değişir. Tek bir ses ya da onu gösteren işaret note'tur. Yazılı müziğin bütünü ise sheet music, the music ya da score'dur; bu yüzden 'Notayı getirdin mi?' cümlesi 'Did you bring the music?' veya 'Did you bring the sheet music?' olur. Nota okumak 'reading music' diye ifade edilir: 'Can you read notes?' değil, 'Can you read music?' denir.

Önce hangi müzik terimlerini öğrenmeliyim?

Her derste ve provada duyduğunuz kelimelerle başlayın: note, scale, chord, key, rhythm, beat, tempo, melody, harmony, bar, time signature, sharp, flat, major ve minor. Ardından sahne (rehearsal, gig, soundcheck, setlist), kayıt (track, take, mix) ve işin ticari tarafıyla ilgili kelimeleri (release, royalties, copyright) ekleyin. Bu sözlük de terimleri aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralar.

Türk makam müziğini İngilizcede nasıl anlatabilirim?

İngilizce yazan kişilerin çoğu Türkçe terimleri korur ve açıklar: makam, kendine özgü dizisi, tipik ezgi gidişi (seyir) ve durak sesleri olan bir melodik yapıdır; usul ise ritmik bir döngüdür. Makamı yalnızca 'scale', usulü de yalnızca 'time signature' diye çevirmekten kaçının. Türk sistemindeki küçük aralıklar için comma (koma) kullanılır; genel bir terim olarak 'microtones' da yaygındır.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: