Yöneticiler ve ekip liderleri için İngilizce

Yönetim İngilizcesi: 225 Temel Terim ve Anlamları

Yönetim ve liderlik İngilizcesi, ekipleri ve kurumları yönetmenin dilidir: strateji belirlemek, işleri kime vereceğine karar vermek, geri bildirim vermek, performansı ölçmek ve insanları değişim sürecinden geçirmek bu dille konuşulur. Uluslararası şirketlerdeki yöneticiler ve ekip liderleri bu kelimeleri her hafta birebir görüşmelerde, yönetim kurulu belgelerinde, performans değerlendirmelerinde ve strateji toplantılarında kullanır; birçoğunun da Türkçede birebir karşılığı yoktur.

  • 225 terim
  • 9 konu
  • 41 temel terim
  • 458 örnek cümle

Motivasyon ve Geri Bildirim

  • motivationisimmotivasyon, güdülenme

    Bir kişinin bir şeyi yapmak ve yapmaya devam etmek istemesini sağlayan nedenler ve enerji; işe duyulan ilgi, takdir, para ya da bir amaca hizmet etme duygusu gibi.

  • moraleisimmoral, ekip morali

    Bir ekipteki ya da işyerindeki genel güven, enerji ve memnuniyet düzeyi; insanların işleri ve gelecek hakkında ne hissettiklerinde kendini gösterir.

  • constructive feedbackisimyapıcı geri bildirim, yapıcı eleştiri

    Neyin daha iyi yapılabileceğini ve bunun nasıl yapılacağını gösteren, saygılı bir şekilde verilen ve kişinin ondan bir şey öğrenmesini sağlayan somut ve yararlı yorumlar.

  • recognitionisimtakdir, takdir edilme

    Birinin emeğine ya da başarısına gösterilen açık ya da özel takdir ve teşekkür; bir teşekkür, bir ödül ya da ekip toplantısında adının anılması gibi.

  • one-on-oneisimbirebir görüşme, baş başa görüşme

    Bir yöneticinin ekibindeki tek bir kişiyle ilerlemeyi, sorunları, geri bildirimi ve gelişimi konuşmak için yaptığı düzenli ve baş başa görüşme.

  • employee engagementisimçalışan bağlılığı, çalışan katılımı

    Çalışanların işlerine ve kurumlarına ne kadar bağlı, ilgili ve istekli olduğu; bu durum ne kadar emek verdiklerini ve şirkette kalıp kalmayacaklarını etkiler.

  • incentiveisimteşvik, özendirici

    İnsanları daha çok çalışmaya ya da belirli bir şekilde davranmaya teşvik etmek için sunulan prim, komisyon ya da ek izin günü gibi şey.

  • burnoutisimtükenmişlik, tükenmişlik sendromu

    İşteki uzun süreli stresin yol açtığı fiziksel ve duygusal tükenme hali; çoğu zaman motivasyon kaybı ve daha az verimli olunduğu hissiyle birlikte görülür.

  • team buildingisimtakım ruhu oluşturma, ekip oluşturma

    Ekip üyelerinin birbirine güvenmesine, daha iyi iletişim kurmasına ve uyum içinde çalışmasına yardımcı olan, atölyelerden sosyal etkinliklere kadar uzanan faaliyetler ve çabalar.

  • psychological contractisimpsikolojik sözleşme

    Çalışan ile kurumu arasındaki yazılı olmayan beklentiler ve verilmiş olduğu düşünülen sözler.

  • procedural justiceisimsüreç adaleti

    İnsanları etkileyen kararları almak için kullanılan süreçlerin adil olduğuna ilişkin algı.

  • interactional justiceisimetkileşim adaleti

    Kararlar iletilirken veya uygulanırken insanlara gösterilen saygı, verilen açıklamalar ve onurlarının gözetilmesine ilişkin adillik algısı.

  • organisational citizenship behaviourisimörgütsel vatandaşlık davranışı

    Kişinin rolünün temel gereklerinin ötesinde, kuruma veya meslektaşlarına yarar sağlayan gönüllü davranış.

  • social loafingisimsosyal kaytarma

    Birlikte çalışırken, bireysel katkının ayrı görülebildiği duruma göre daha az çaba gösterme eğilimi.

  • equity theoryisimhakkaniyet kuramı

    İnsanların işteki ödülleri, kendi katkı ve kazanımlarını başkalarınınkilerle karşılaştırarak değerlendirdiğini öne süren kuram.

  • expectancy theoryisimbeklenti kuramı

    Motivasyonu, çabanın performans sağlayacağına, performansın sonuç getireceğine ve bu sonuçların değerli olduğuna dair inançlarla açıklayan kuram.

  • self-determination theoryisimöz belirleme kuramı

    Özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarını inceleyen, daha özerk motivasyonu daha kontrollü motivasyondan ayıran kuram.

  • employee voiceisimçalışanın söz sahibi olması

    Çalışanların fikir, kaygı ve önerilerini iş yeri kararlarını etkileyebilme olanağıyla dile getirmesi.

  • feedback sandwichisimsandviç yöntemiyle geri bildirim

    Eleştiriyi iki olumlu yorumun arasına yerleştirerek sunma yöntemi.

  • stay interviewisimkalma nedenleri görüşmesi

    Mevcut çalışanla kurumda kalmasını sağlayan ve ayrılmasına yol açabilecek etmenler hakkında yapılan görüşme.

  • pulse surveyisimkısa nabız anketi

    Çalışanların seçili konulardaki görüş veya deneyimlerini izlemek için düzenli tekrarlanan kısa anket.

  • goal-setting theoryisimhedef belirleme kuramı

    Hedeflerin dikkati, çabayı ve ısrarı nasıl yönlendirebildiğini; etkilerinin bağlılık, geri bildirim ve görev koşullarıyla nasıl değiştiğini açıklayan kuram.

  • two-factor theoryisimçift faktör kuramı

    İş doyumuyla ilişkili etmenleri, yokluğu doyumsuzluk yaratabilen hijyen etmenlerinden ayıran iş motivasyonu kuramı.

  • social facilitationisimsosyal kolaylaştırma

    Özellikle iyi öğrenilmiş bazı görevlerde, başkaları bulunduğunda performansın artması.

Performans Yönetimi

  • performance reviewisimperformans değerlendirmesi, performans görüşmesi

    Bir yönetici ile çalışanın, çalışanın işini ne kadar iyi yaptığını konuştuğu, değerlendirme notu üzerinde anlaştığı ve bir sonraki dönem için hedef belirlediği düzenli ve resmi görüşme.

  • KPIkısaltmatemel performans göstergesi, anahtar performans göstergesi

    Key performance indicator (temel performans göstergesi) ifadesinin kısaltması; bir kişinin, ekibin ya da şirketin önemli bir hedefe göre ne kadar başarılı olduğunu gösteren sayı, örneğin aylık satış ya da müşteri memnuniyeti.

  • targetisimhedef, hedef rakam

    Bir kişinin ya da ekibin belirli bir süre içinde ulaşması beklenen kesin sayı, seviye ya da sonuç; örneğin bir satış rakamı ya da maliyet sınırı.

  • benchmarkisimkıyas ölçütü, referans değer

    Performansı karşılaştırmak için kullanılan standart ya da referans noktası, örneğin bir rakibin sonuçları ya da sektör ortalaması; fiil olarak bu karşılaştırmayı yapmak.

  • appraisalisimperformans değerlendirmesi, değerlendirme

    Bir çalışanın belirli bir dönemdeki işinin, genellikle yöneticisiyle yapılan bir görüşmede resmi olarak değerlendirilmesi; daha çok İngiliz İngilizcesinde performance review yerine kullanılır.

  • underperformfiilbeklenen performansın altında kalmak, düşük performans göstermek

    Beklenenden ya da diğerlerinden daha düşük bir performans göstermek; bir çalışan, ekip, ürün ya da iş birimi için kullanılır.

  • performance improvement planisimperformans geliştirme planı, performans iyileştirme planı

    Beklentileri karşılamayan bir çalışana verilen; somut hedefleri, sağlanacak desteği ve gelişme için tanınan süreyi belirten resmi yazılı plan.

  • SMART goalsisimSMART hedefler, akıllı hedefler

    Belirli (specific), ölçülebilir (measurable), ulaşılabilir (achievable), ilgili (relevant) ve zamana bağlı (time-bound) hedefler; hedefleri uygulanabilir ve takip edilebilir hale getirmek için yaygın olarak kullanılan bir kontrol listesi.

  • 360-degree feedbackisim360 derece geri bildirim, 360 derece değerlendirme

    Bir çalışanı, yöneticisi, meslektaşları, kendisine bağlı çalışanlar ve bazen müşteriler gibi çevresindeki kişilerden geri bildirim toplayarak ve kendi öz değerlendirmesiyle birlikte değerlendirme yöntemi.

  • talent managementisimyetenek yönetimi

    Bir kurumun bugün ve gelecekte doğru rollerde doğru becerilere sahip olmak için en yetenekli insanları çekme, geliştirme, elde tutma ve uygun görevlere yerleştirme yöntemi.

  • stretch goalisimzorlayıcı hedef, iddialı hedef

    Bir kişiyi ya da ekibi yeni yollar denemeye ve olağandan fazlasını başarmaya zorlamak için bilerek kolayca ulaşılabilecek düzeyin üzerinde belirlenen hedef.

  • balanced scorecardisimdengeli puan kartı

    Finans, müşteri, iç süreçler ile öğrenme ve gelişme bakış açılarını birleştiren strateji ve performans çerçevesi.

  • strategy mapisimstrateji haritası

    Stratejik amaçları ve birbirlerini hangi varsayılan ilişkilerle desteklediklerini gösteren görsel temsil.

  • management by objectivesisimamaçlara göre yönetim

    Yönetici ve çalışanların amaçlar üzerinde anlaşıp bunlara yönelik ilerlemeyi işi yönlendirmek ve değerlendirmek için kullandığı yaklaşım.

  • performance calibrationisimperformans değerlendirmelerinin kalibrasyonu

    Yöneticilerin çalışanlar veya ekipler arasında ölçütleri daha tutarlı uygulamak için önerilen performans yargılarını karşılaştırdığı süreç.

  • forced distributionisimzorunlu dağılım

    Çalışanları farklı performans kategorilerine önceden belirlenmiş oranlarda yerleştiren değerlendirme yöntemi.

  • behaviourally anchored rating scaleisimdavranışsal göstergelere dayalı derecelendirme ölçeği

    Düzeyleri, gözlemlenebilir iş davranışlarının somut örnekleriyle açıklanan performans ölçeği.

  • critical incident methodisimkritik olay yöntemi

    Sonraki değerlendirmede kullanılmak üzere özellikle etkili veya etkisiz davranışların somut örneklerini kaydeden yöntem.

  • central tendency biasisimorta puana yönelme yanlılığı

    Performansta anlamlı farklar bulunmasına rağmen notları ölçeğin ortasına yakın verme eğilimi.

  • leniency biasisimfazla olumlu değerlendirme yanlılığı

    Performansa, kanıtların haklı gösterdiğinden daha olumlu not verme eğilimi.

  • recency biasisimyakın geçmişe ağırlık verme yanlılığı

    Daha uzun bir dönemin performansını değerlendirirken yakın zamanda yaşanan olaylara gereğinden fazla ağırlık verme eğilimi.

  • halo effectisimhale etkisi

    Olumlu bir izlenimin başka ve ayrı niteliklere ilişkin değerlendirmeleri etkilediği yargı hatası.

  • nine-box gridisimdokuz kutu matrisi

    Üç performans düzeyi ile üç potansiyel düzeyini birleştirerek kişileri dokuz kategoriye yerleştiren yetenek değerlendirme aracı.

  • bench strengthisimhalef kadrosunun gücü

    Gerektiğinde önemli rolleri doldurabilecek veya buna hazırlanan yetkin kişilerin oluşturduğu kadronun derinliği.

  • metric gamingisimgöstergeyi amacından saptırarak iyileştirme

    Temel amaçta karşılık gelen iyileşme olmadan, ölçülen puanı yükseltmek için davranışı değiştirme.

  • goal displacementisimamaç kayması

    Bir aracın, kuralın veya ikincil hedefin kurumun asıl amacının yerini alması süreci.

  • criterion deficiencyisimölçüt eksikliği

    Performans ölçüsünün, temsil etmesi gereken performansın önemli bölümlerini dışarıda bırakması sorunu.

  • criterion contaminationisimölçüte ilgisiz etmenlerin karışması

    Performans ölçüsünün, değerlendirmeyi amaçladığı performansın dışındaki etmenlerden etkilenmesi sorunu.

Değişim Yönetimi

  • change managementisimdeğişim yönetimi

    Bir kurumun yeni bir sistem ya da birleşme gibi büyük bir değişikliğe insanları hazırlama, onları destekleme ve süreç boyunca yönlendirme yöntemi; amaç değişimin benimsenmesi ve kalıcı olmasıdır.

  • buy-inisimdestek, benimseme

    Bir plan ya da kararın, ondan etkilenen kişiler tarafından gerçekten benimsenmesi ve desteklenmesi; böylece bu kişiler planın başarılı olmasına aktif olarak katkı sağlar.

  • resistance to changeisimdeğişime direnç, değişime karşı direnç

    İnsanların yeni bir çalışma biçimini kabul etmekte ya da ona uyum sağlamakta isteksiz olması; çoğu zaman bir şeyi kaybetme korkusundan, bilgi eksikliğinden ya da önceki değişikliklerin yarattığı yorgunluktan kaynaklanır.

  • restructuringisimyeniden yapılanma, yeniden yapılandırma

    Bir şirketin örgütlenme biçiminde yapılan büyük değişiklik; departmanların birleştirilmesi, yönetim katmanlarının azaltılması ya da personel sayısının düşürülmesi gibi. Genellikle maliyetleri düşürmek ya da yeni bir stratejiyi desteklemek için yapılır.

  • change agentisimdeğişim öncüsü, değişim lideri

    Bir kurumda değişimi aktif olarak savunan ve hayata geçirilmesine yardım eden kişi; bir lider, bir danışman ya da meslektaşlarını etkileyen bir çalışan olabilir.

  • roll outphrasal verb (öbek fiil)devreye almak, hayata geçirmek

    Yeni bir sistemi, ürünü, politikayı ya da süreci, çoğu zaman önce deneyip ardından adım adım bütün kuruma yaymak; isim hali rollout ya da roll-out'tur.

  • quick winisimhızlı kazanım, kısa vadeli başarı

    Hızlı ve az çabayla elde edilebilen küçük iyileştirme; çoğu zaman bir değişim programının başında ilerleme göstermek ve destek kazanmak için kullanılır.

  • change fatigueisimdeğişim yorgunluğu

    Çalışanların çok kısa sürede çok fazla değişiklikle karşılaştıklarında hissettikleri yorgunluk, bıkkınlık ve ilgi kaybı; çoğu zaman yeni değişikliklerin hayata geçirilmesini zorlaştırır.

  • pilotisimpilot uygulama, deneme uygulaması

    Yeni bir sistemin, sürecin ya da ürünün daha geniş çapta uygulanmadan önce sınırlı bir grupla denendiği ve ders çıkarıldığı küçük ölçekli uygulama.

  • change readinessisimdeğişime hazır oluş

    İnsanların ve kurumun belirli bir değişimi uygulamaya ne ölçüde istekli ve yeterli olduğu.

  • change impact assessmentisimdeğişim etkisi değerlendirmesi

    Önerilen değişimin insanların işini, rollerini, süreçlerini veya yetkinliklerini nasıl etkileyeceğine ilişkin analiz.

  • force field analysisisimgüç alanı analizi

    Önerilen değişimi destekleyen ve ona karşı koyan güçleri inceleme yöntemi.

  • guiding coalitionisimdeğişime yön veren koalisyon

    Bir değişim çalışmasına liderlik ve koordinasyon sağlayan etkili ve kararlı kişiler grubu.

  • change saturationisimdeğişim kapasitesinin dolması

    Süren değişimlerin toplam taleplerinin, bunları karşılayabilme kapasitesine ulaştığı veya onu aştığı durum.

  • organisational inertiaisimörgütsel atalet

    Koşullar değişim gerektirdiğinde bile kurumun yerleşik örüntülerini sürdürme eğilimi.

  • single-loop learningisimtek döngülü öğrenme

    Temel varsayımları ve yön veren kuralları değiştirmeden, mevcut amaçlara ulaşmak için eylemleri düzeltme.

  • double-loop learningisimçift döngülü öğrenme

    Yalnızca eylemi değil, ona yön veren varsayım, amaç veya kuralları sorgulayan ve değiştirebilen öğrenme.

  • learning organisationisimöğrenen örgüt

    Ortak öğrenmeyi bilinçli biçimde destekleyen ve uygulamalarını uyarlamak için kullanan kurum.

  • action learningisimeylem yoluyla öğrenme

    Genellikle küçük bir grupta, gerçek bir sorun üzerinde çalışmayı yapılandırılmış sorgulama ve düşünmeyle birleştirerek öğrenme.

  • appreciative inquiryisimtakdir edici sorgulama

    Gelecekteki olanakları biçimlendirmek için mevcut güçlü yönleri ve başarılı deneyimleri araştıran örgütsel değişim yaklaşımı.

  • business process reengineeringisimiş süreçlerinin yeniden tasarlanması

    İşin yürütülmesinde büyük iyileşmeler aramak için iş süreçlerini temelden yeniden düşünme ve tasarlama.

  • path dependenceisimpatika bağımlılığı

    Önceki seçim ve gelişmelerin daha sonra erişilebilen seçenekleri sınırlaması veya pekiştirmesi.

  • sensemakingisimanlamlandırma

    İnsanların belirsiz olayları yorumlayıp eylemlerine yön veren bir anlayış geliştirdiği süreç.

  • burning platformisimacil değişim zorunluluğu

    Hareketsiz kalmayı sürdürülemez kılan ve büyük değişim için aciliyet yaratan durum olarak sunulan koşul.

Kurumsal Yönetim

  • stakeholderisimpaydaş, ilgili taraf

    Bir kurumdan ya da projeden etkilenen veya onu etkileyebilen her kişi ya da grup; çalışanlar, müşteriler, yatırımcılar, tedarikçiler ve yerel halk gibi.

  • corporate governanceisimkurumsal yönetim, kurumsal yönetişim

    Bir şirketin yönlendirildiği ve denetlendiği kurallar, uygulamalar ve kontroller bütünü; özellikle yönetim kurulu, yöneticiler ve hissedarlar arasındaki ilişkiyi düzenler.

  • board of directorsisimyönetim kurulu

    Bir şirketin hissedarları tarafından seçilen; üst yönetimi denetleyen, önemli kararları onaylayan ve genel müdürü atayan ya da görevden alan kişilerden oluşan kurul.

  • transparencyisimşeffaflık, açıklık

    Çalışanların, hissedarların ya da kamuoyunun kararların nasıl alındığını ve kurumun nasıl bir performans gösterdiğini görebilmesi için bilgilerin açık ve dürüst bir şekilde paylaşılması.

  • complianceisimuyum, mevzuata uyum

    Bir kurumun tabi olduğu yasalara, düzenlemelere, iç politikalara ve standartlara uyması; bu uyumu denetleyen birimin adı olarak da kullanılır.

  • shareholderisimhissedar, pay sahibi

    Bir şirketin paylarına, dolayısıyla şirketin bir kısmına sahip olan ve genellikle genel kurulda oy kullanma ve kar payı alma hakkı bulunan kişi ya da kurum.

  • non-executive directorisimicrada görevli olmayan yönetim kurulu üyesi, icracı olmayan yönetim kurulu üyesi

    Yönetim kurulunda yer alan ancak üst yönetim ekibinin parçası olmayan ve şirketin günlük işlerinde çalışmayan; yöneticilere tavsiyede bulunan ve onları denetleyen üye.

  • conflict of interestisimçıkar çatışması, menfaat çatışması

    Bir kişinin para, aile ya da başka bir iş gibi özel çıkarlarının, kurumu adına verdiği kararları etkileyebileceği ya da etkiliyormuş gibi görünebileceği durum.

  • code of conductisimdavranış kuralları, etik kurallar

    Bir kurumun çalışanlarından ve yöneticilerinden dürüstlük, hediye kabulü ve saygı gibi konularda nasıl davranmalarının beklendiğini açıklayan yazılı kurallar ve ilkeler bütünü.

  • succession planningisimyedekleme planlaması, halef planlaması

    Kilit görevleri, özellikle üst düzey liderlik rollerini, mevcut kişiler ayrıldığında ya da emekli olduğunda devralabilecek kişileri belirleme ve hazırlama süreci.

  • fiduciary dutyisimgüven yükümlülüğü, özen ve bağlılık yükümlülüğü

    Başka bir kişinin ya da kurumun çıkarlarını en iyi şekilde gözetme yönündeki hukuki yükümlülük; örneğin yönetim kurulu üyelerinin şirket için dürüst ve özenli davranma yükümlülüğü.

  • ESGkısaltmaçevresel, sosyal ve yönetişim, ÇSY

    Environmental, social and governance (çevresel, sosyal ve yönetişim) ifadesinin kısaltması; bir şirketin finansal sonuçlarının ötesinde ne kadar sorumlu faaliyet gösterdiğini değerlendirmek için kullanılan üç faktör grubu.

  • audit committeeisimdenetim komitesi

    Finansal raporlama, denetim ve iç kontroller gibi konuları gözeten yönetim kurulu komitesi.

  • remuneration committeeisimücretlendirme komitesi

    Kendisine verilen görev alanında üst düzey yönetici ücretlerini ve ilgili ödül politikalarını ele alan yönetim kurulu komitesi.

  • nomination committeeisimaday gösterme komitesi

    Görev alanı çerçevesinde yönetim kurulu atamalarını, bileşimini ve halef planlamasını ele alan komite.

  • board evaluationisimyönetim kurulu değerlendirmesi

    Kurulun ve kapsama alındığında komite veya üyelerinin görevlerini ne kadar etkili yerine getirdiğinin yapılandırılmış incelemesi.

  • reserved mattersisimkurulun kararına saklı tutulan konular

    Yöneticilere devredilmek yerine özellikle yönetim kurulunun veya başka bir yönetim organının kararına bırakılan konular.

  • comply or explainifadeuy ya da açıkla

    Kurumun belirli hükümlere uyduğu veya neden bunlardan ayrıldığını açıkladığı yönetişim yaklaşımı.

  • three lines modelisimüç hat modeli

    Operasyon yönetimi, risk ve uyum desteği ile bağımsız iç denetim rollerini ayıran yönetişim modeli.

  • agency theoryisimvekâlet kuramı

    Bir tarafın diğeri adına hareket ettiği ilişkileri, özellikle farklı çıkarlar ve eşitsiz bilgi sorunlarını inceleyen kuram.

  • family councilisimaile konseyi

    İşletme sahibi aile üyelerinin ortak aile çıkarlarını ve işletmeyle ilişkilerini görüştüğü organ.

  • family constitutionisimaile anayasası

    İşletme sahibi ailenin ortak değerlerini, ilkelerini ve işletmeyle ilişkisine dair düzenlemelerini belirten yazılı belge.

  • stakeholder salienceisimpaydaş önceliği

    Yöneticilerin paydaş taleplerine verdiği, sıklıkla güç, meşruiyet ve aciliyet üzerinden incelenen öncelik derecesi.

Liderlik Tarzları ve Becerileri

  • leadershipisimliderlik, önderlik

    Bir grup insanı ortak bir hedefe yönlendirme becerisi ve bunu yapma işi; yalnızca yetkiye değil, örnek olmaya, etkilemeye ve net yön göstermeye dayanır.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Yönetim İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Yönetimde birbirine benzeyip farklı anlama gelen kelimeleri birlikte öğrenin: goal, objective ve target; responsibility ve accountability; manager ve leader.
  • Faaliyet raporları, kurumsal yönetim ilkelerine uyum raporları, şirket içi strateji belgeleri ve işletme okullarının vaka çalışmaları gibi gerçek yönetim metinleri okuyun; kararların ve sonuçların nasıl anlatıldığına dikkat edin.
  • Fiilleri birlikte kullanıldıkları kelimelerle öğrenin: delegate a task, escalate an issue, sign off a budget, roll out a change. Yöneticilerin gerçekten kullandığı dil bu kalıplardır.
  • İngilizce konuşan yöneticilerin geri bildirim verirken kullandığı "one thing to work on" ya da "have you considered" gibi yumuşatıcı ifadelere dikkat edin ve bir sonraki birebir görüşmenizden önce bunları çalışın.
  • İngiliz ve Amerikan kullanım farklarını takip edin: line manager ve appraisal daha çok İngiliz şirketlerinde, direct manager ve performance review ise Amerikan şirketlerinde yaygındır.

Sıkça sorulan sorular

İngilizcede manager ile leader arasındaki fark nedir?

Manager bir unvandır: insanlardan, bütçeden ve sonuçlardan resmi olarak sorumlu kişidir. Leader ise unvanı olsun ya da olmasın, başkalarının peşinden gittiği kişidir. Yönetim yazınında yöneticilik daha çok planlama ve kontrolle, liderlik ise vizyonla ve insanlara ilham vermekle ilişkilendirilir; ama iyi bir yöneticiden ikisini birden yapması beklenir.

Accountability kelimesinin Türkçe karşılığı var mı?

En yakın karşılık, kamu yönetimi ve yönetişim metinlerinde sık geçen "hesap verebilirlik"tir. Gündelik ofis dilinde Türk yöneticiler çoğu zaman "sorumluluğu üstlenmek" der ya da doğrudan İngilizcesini kullanır. Temel fikir şudur: işi başkaları yapmış olsa bile sonucun hesabını tek bir kişi verir.

Goal, objective ve target arasındaki fark nedir?

Goal genellikle geniş kapsamlı ve uzun vadelidir; örneğin pazar lideri olmak. Objective ona giden daha belirli bir adımdır ve çoğu zaman bir tarihe bağlanır. Target ise ulaşılacak kesin bir sayı ya da seviyedir; örneğin yüzde 15 büyüme. Birçok şirket bu kelimeleri gevşek kullanır; bu yüzden kendi kurumunuzun nasıl kullandığına bakın.

İngilizcede nasıl kibar bir şekilde geri bildirim verilir?

Durumu ve etkisini somut olarak anlatın, kişiden değil işten söz edin. "I noticed that...", "The impact was..." ve "Next time, could you...?" gibi kalıplar üslubu profesyonel tutar. Türkçede olağan duyulan doğrudan cümleler İngilizcede sert kaçabilir; bu yüzden "perhaps" ve "it might help to" gibi yumuşatıcılar işe yarar.

Türk şirketleri bu İngilizce yönetim terimlerini kullanıyor mu?

Evet, özellikle çok uluslu şirketlerde, bankalarda ve büyük holdinglerde. KPI, feedback, one-on-one, OKR ve stakeholder gibi kelimeler Türkçe cümlelerde bile çoğu zaman İngilizce kullanılır; resmi belgelerde ise genellikle "performans göstergesi" ve "paydaş" gibi Türkçe terimler tercih edilir.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: