Eczacılık İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Eczacılar ve eczacılık öğrencileri İngilizceyle her yerde karşılaşır: farmakoloji kitaplarında, ürün bilgilerinde, klinik rehberlerde, araştırma makalelerinde ve birçoğu için eczane tezgahında hastayla konuşurken. Bu sözlük; dozaj şekillerinden uygulama yollarına ve reçetelere, farmakokinetikten yan etkilere, ilaç gruplarından klinik araştırmalara ve mevzuata kadar ilk ihtiyaç duyacağınız kelimeleri bir araya getirir. Her terimde anlamını, eczacıların kelimeyi gerçekte nasıl kullandığını ve Türkçe karşılığını bulacaksınız.
- 100 terim
- 10 konu
- 44 temel terim
- 200 örnek cümle
Farmasötik Dozaj Şekilleri
Etkin madde ve yardımcı maddelerden oluşan tozun sıkıştırılmasıyla elde edilen, genellikle yutularak kullanılan, küçük, yassı ya da yuvarlak katı dozaj şekli.
İlacın, genellikle jelatinden yapılmış ve mide ya da bağırsakta çözünen küçük bir kabuğun içine konduğu katı dozaj şekli.
Bir ilacın üretildiği ve hastaya uygulandığı fiziksel biçim; tablet, kapsül, şurup, krem, enjeksiyon, flaster ya da supozituvar gibi.
Bir ilaçta tedavi edici etkiyi oluşturan madde; ürüne şekil, tat ya da dayanıklılık kazandıran diğer bileşenlerin aksine asıl işi yapan maddedir.
İlacın ince taneciklerinin çözünmeden bir sıvı içinde dağıldığı sıvı dozaj şekli; bu yüzden her dozdan önce çalkalanması gerekir.
Çok az su içeren ya da hiç su içermeyen, deriye veya göze uygulanan ve kremden daha uzun süre yüzeyde kalan yağlı, yarı katı preparat.
İlacı ölçülü dozlarda ince bir sprey ya da toz halinde akciğerlere ulaştıran, başta astım ve KOAH olmak üzere kullanılan küçük cihaz.
İlacı yutulduktan hemen sonra bir kerede değil, yavaş yavaş ya da belirli bir zamanda veya yerde salacak şekilde tasarlanmış tablet ya da kapsülü niteler.
Bir ilacın içindeki, etkin madde dışındaki her bileşen; ürünün işlevini ve dayanıklılığını sağlayan dolgu maddesi, bağlayıcı, renklendirici, tatlandırıcı ya da koruyucu gibi.
Mide asidinde çözünmeyen, ancak daha sonra ince bağırsakta parçalanan özel bir kaplamaya sahip tablet ya da kapsülü niteler.
Uygulama Yolları
İlacın vücuda giriş yolu; örneğin ağızdan, deri yoluyla, damar ya da kas içine enjeksiyonla veya solunarak.
Ağız yoluyla alınıp yutulan ve sindirim sistemi üzerinden emilen; ilaçlar için en yaygın uygulama yolu.
Doğrudan bir toplardamar içine, hızlı bir enjeksiyon ya da yavaş bir infüzyon şeklinde verilen; ilaç böylece hemen kan dolaşımına ulaşır.
İlacın iğne ve enjektörle ya da kalem şeklindeki bir cihazla damar, kas veya deri altı dokuya verilmesi; ayrıca bu şekilde verilen sıvı ilacın kendisi.
Deri, göz ya da burun içi gibi vücudun belirli bir bölgesine doğrudan uygulanan; genellikle tüm vücutta değil, uygulandığı yerde etki göstermesi amaçlanan.
Derinin hemen altındaki yağ dokusuna enjeksiyonla verilen; ilaç buradan kana yavaşça emilir.
Üst kol, uyluk ya da kalça gibi bir kasın derinine enjeksiyonla verilen; ilaç buradan kana emilir.
Dilin altına konup erimeye bırakılan; ilaç ağız mukozasından doğrudan kana emilir.
Reçete ve Dozlama
Hekimin ya da reçete yazmaya yetkili başka bir sağlık çalışanının, hangi ilacın verileceğini ve hastanın onu nasıl kullanacağını eczacıya bildiren yazılı veya elektronik talimat.
Bir ilacın tek seferde alınan ya da verilen miktarı; örneğin bir tablet, inhalerden iki puf ya da 5 mililitre şurup.
Bir hastanın belirli bir ilacı ya da tedaviyi kullanması gerektiğine karar verip bunun için resmi bir talimat yazmak.
Bir ilacın ne kadar, ne sıklıkla ve ne süreyle alınacağı; örneğin beş gün boyunca günde üç kez ikişer tablet.
Aynı reçeteye dayanarak ilacın yeniden verilmesi; böylece hastanın her seferinde yeni bir reçete almasına gerek kalmaz.
İlacın belirli saatlerde değil, yalnızca tedavi ettiği belirti (ağrı ya da nefes darlığı gibi) ortaya çıktığında alınacağını anlatan talimat.
İlacın kandaki düzeyini hızla etkili seviyeye çıkarmak için tedavinin başında verilen daha yüksek ilk doz ya da birkaç yüksek doz.
Günde iki kez; genellikle yaklaşık on iki saat arayla, örneğin sabah ve akşam. Reçetelerde ve etiketlerde en sık görülen talimatlardan biridir.
Tedavinin başlangıcından sonra, ilacın vücuttaki düzeyini zaman içinde sabit ve etkili tutmak için düzenli olarak verilen doz.
Farmakokinetik
Vücudun ilaca ne yaptığını inceleyen bilim: ilacın nasıl emildiği, dağıldığı, metabolize edildiği ve atıldığı ile kandaki düzeyinin zamanla nasıl değiştiği.
Kandaki ilaç miktarının ya da konsantrasyonunun başlangıç düzeyinin yarısına inmesi için geçen süre.
İlacın uygulandığı yerden, örneğin bağırsaktan ya da deriden, kan dolaşımına geçmesi.
Bir dozun değişmeden sistemik dolaşıma ulaşan ve vücutta etki gösterebilen oranı. İntravenöz verilen ilaçlarda tanım gereği yüzde 100'dür.
Vücudun, başta karaciğer olmak üzere, bir ilaçta yaptığı kimyasal değişiklikler; ilaç genellikle daha az etkin ve daha kolay atılabilen maddelere dönüştürülür.
İlacın metabolizma ve atılım yoluyla vücuttan uzaklaştırılması; bu süreç başlıca böbrekler aracılığıyla idrarla ve karaciğer aracılığıyla safrayla gerçekleşir.
Düzenli dozlama sırasında vücuda giren ilaç miktarının vücuttan uzaklaştırılan miktara eşitlendiği ve kan düzeylerinin sabit bir aralıkta kaldığı nokta.
Birim zamanda ilacın tamamen temizlendiği kan plazması hacmi; genellikle dakikada mililitre ya da saatte litre olarak verilir.
Ağızdan alınan bir ilacın, sistemik dolaşıma ulaşmadan önce bağırsak duvarında ve karaciğerde parçalanması; bu durum vücutta etki gösterebilecek ilaç miktarını azaltır.
Belirli bir anda belirli hacimdeki kan plazmasında bulunan ilaç miktarı; ilacın vücuttaki seyrini tanımlamak ve düzeylerin güvenli olup olmadığını kontrol etmek için kullanılır.
Farmakodinamik ve İlaç Etkisi
İlaçların canlı organizmalar üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı; ilaçların nasıl etki ettiğini, hangi etkileri oluşturduğunu ve vücudun onları nasıl emip uzaklaştırdığını araştırır.
İlacın vücuda ne yaptığını inceleyen bilim: ilacın etkisini nasıl oluşturduğu, hangi reseptör ya da hedefler üzerinden etki ettiği ve etkinin dozla nasıl değiştiği.
Bir ilacın ya da hormon gibi doğal bir maddenin bağlandığı ve hücrenin işleyişinde bir değişikliği başlatan, hücre yüzeyindeki ya da içindeki protein.
Bir reseptöre bağlanıp onu aktive eden ve vücudun kendi doğal maddesine benzer bir etki oluşturan ilaç.
Bir reseptöre bağlanıp onu aktive etmeyen ve böylece vücudun kendi maddelerinin ya da başka ilaçların etkisini engelleyen ilaç.
Bir ilacın vücuttaki etkisini oluşturduğu özgül yol; bir enzimi bloke etmek, bir reseptörü aktive etmek ya da bakterilerin hücre duvarı yapmasını engellemek gibi.
İlacın zarar veren dozu ile istenen etkiyi oluşturan dozunu karşılaştıran güvenlilik ölçüsü. Dar terapötik indeks, bu iki dozun birbirine yakın olduğu anlamına gelir.
Bir ilacın istenen etkiyi oluşturabilme yeteneği; farmakolojide ise doz ne kadar artırılırsa artırılsın ilacın oluşturabileceği en yüksek etki.
Belirli bir etkiyi oluşturmak için gereken ilaç miktarı; potensi yüksek bir ilaç çok küçük dozda etki eder.
Bir ilacın tekrar tekrar kullanılmasından sonra ona verilen yanıtın azalması; aynı etkiyi elde etmek için öncekinden daha yüksek doz gerekir.
Bir ilacın alınmasından fark edilir bir etki göstermeye başlamasına kadar geçen süre.
Yan Etkiler ve Etkileşimler
İlacın, kullanılma amacı dışındaki etkisi. Yan etkilerin çoğu istenmeyen etkilerdir; bulantı, uyku hali ya da baş ağrısı gibi.
Bir ilacın etkisinin başka bir ilaç, bir yiyecek, bir içecek ya da bir hastalık nedeniyle değişmesi; ilaç bu yüzden zayıflayabilir, güçlenebilir veya daha zararlı hale gelebilir.
Zarar riski çok yüksek olduğu için belirli bir ilacın kullanılmaması gereken durum; gebelik, alerji ya da belirli bir hastalık gibi.
Bağışıklık sisteminin bir ilaca ya da yanlışlıkla zararlı saydığı başka bir maddeye verdiği tepki; döküntü, kaşıntı, şişlik ya da nefes darlığı gibi belirtilere yol açar.
Normal dozlarda kullanılan bir ilaca karşı oluşan zararlı ve istenmeyen tepki; hafif bir döküntüden karaciğer, böbrek ya da kanda ciddi hasara kadar uzanabilir.
Vücudun güvenle kaldırabileceğinden fazla miktarda ilaç ya da başka bir madde; kazara veya kasıtlı olarak alınabilir ve zehirlenmeye ya da ölüme yol açabilir.
Bir ilacın ya da kimyasalın, özellikle yüksek doz veya kan düzeylerinde vücutta oluşturduğu zararlı etkiler ya da bir maddenin ne ölçüde zehirli olduğu.
Dakikalar içinde solunumu, kan basıncını ve deriyi etkileyebilen, ani gelişen, ağır ve hayatı tehdit edebilen alerjik reaksiyon.
Bir hastanın aynı anda çok sayıda ilaç kullanması; genellikle beş ya da daha fazla ilaç olarak tanımlanır ve etkileşim ile yan etki riskini artırır.
Vücudun bir ilaca uyum sağladığı ve ilacın aniden kesilmesinin yoksunluk belirtilerine yol açtığı durum; fiziksel, psikolojik ya da her ikisi birden olabilir.
İlaç Grupları
Vücudun işleyişini değiştiren ve bir hastalığı önlemek, teşhis etmek ya da tedavi etmek için kullanılan kimyasal madde. Gündelik dilde yasa dışı uyuşturucu anlamına da gelebilir.
Bakterileri öldüren ya da çoğalmalarını durduran ve bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek veya önlemek için kullanılan ilaç. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir.
Hastanın bilincini kaybettirmeden ağrıyı gideren ilaç; parasetamol gibi basit ürünlerden morfin gibi güçlü opioidlere kadar uzanır.
Non-steroidal anti-inflammatory drug ifadesinin kısaltması; ağrıyı, ateşi ve iltihabı azaltan ibuprofen, naproksen ya da diklofenak gibi ilaçlar.
Yüksek tansiyonu düşürmek için kullanılan ilaç; ACE inhibitörü, anjiyotensin reseptör blokeri, kalsiyum kanal blokeri ya da tiyazid diüretik gibi.
Kanın pıhtılaşmasını yavaşlatan ve atriyal fibrilasyon, derin ven trombozu ve pulmoner emboli gibi durumlarda pıhtıları önlemek ve tedavi etmek için kullanılan ilaç.
Histaminin etkilerini bloke eden ve özellikle hapşırma, burun akıntısı, göz kaşıntısı ve kurdeşen gibi alerji belirtilerini gidermek için kullanılan ilaç.
Beyin ve omurilikteki opioid reseptörleri üzerinden etki eden güçlü ağrı kesici; morfin, oksikodon, fentanil, kodein ya da tramadol gibi.
Karaciğerin kolesterol üretmek için kullandığı bir enzimi bloke ederek LDL kolesterolü düşüren ve kalp krizi ile inme riskini azaltmak için kullanılan ilaç.
Depresyonun yanı sıra kaygı bozuklukları ve bazı uzun süreli ağrı türleri gibi başka durumların tedavisinde de kullanılan ilaç.
Böbrek üstü bezlerinin ürettiği hormonlara benzeyen ve astım, egzama, artrit gibi durumlarda iltihabı azaltmak ve bağışıklık sistemini baskılamak için kullanılan ilaç.
Böbreklerin vücuttan daha fazla tuz ve su atmasını sağlayan ve yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve vücutta sıvı birikmesi (ödem) durumlarında kullanılan ilaç.
Adrenalinin beta reseptörleri üzerindeki etkilerini bloke edip kalp hızını yavaşlatan ve anjina, kalp yetmezliği, ritim bozukluğu ve yüksek tansiyonda kullanılan ilaç.
Midenin ürettiği asit miktarını güçlü biçimde azaltan ve mide yanması, reflü, mide ülseri tedavisinde ve mideyi başka ilaçların zararından korumak için kullanılan ilaç.
Reçete Karşılama ve Hasta Danışmanlığı
İlaçlar konusunda eğitim almış; reçeteleri kontrol eden, ilaçları hastaya veren, güvenli kullanım konusunda danışmanlık yapan ve hastaların tedavisinde hekimlerle birlikte çalışan sağlık profesyoneli.
Bir reçeteye karşılık ilacı hazırlayıp hastaya vermek; bu süreç genellikle reçeteyi kontrol etmeyi, ilacı etiketlemeyi ve kullanımını anlatmayı da kapsar.
Eczacının hastaya ilacı nasıl kullanacağını, ilaçtan ne beklemesi gerektiğini ve hangi yan etki ya da uyarılara dikkat etmesi gerektiğini anlattığı görüşme.
İlaç ambalajına basılan ve bu tarihten sonra üreticinin ürünün tam etkili ve güvenli olduğunu garanti etmediği tarih.
Eczanenin hastaya verdiği ilacın üzerine yapıştırdığı; hastanın adını, ilacın adını ve miktarını, kullanım talimatını, tarihi ve eczane bilgilerini gösteren etiket.
Hastanın ilacı, hekimle kararlaştırıldığı şekilde, doğru doz ve saatlerde ve doğru süre boyunca kullanma derecesi.
İlacın yemek sırasında ya da hemen ardından alınması gerektiğini anlatan yaygın talimat; amaç çoğu zaman mide rahatsızlığını azaltmak ya da emilimi artırmaktır.
İlaç kutusunun içinde bulunan ve ilacın ne için kullanıldığını, nasıl alınacağını, olası yan etkilerini ve nasıl saklanacağını sade bir dille anlatan basılı broşür.
Uygun ruhsatlı bir ürün bulunmadığında, eczacının belirli bir hasta için ilaç hazırlaması; örneğin tablet yutamayan bir çocuk için sıvı form hazırlanması.
Aşı ve insülin gibi sıcaklığa duyarlı ilaçların, üretimden hastaya ulaşana kadar genellikle 2–8 °C olmak üzere belirli bir sıcaklık aralığında tutulmasını sağlayan sistem.
Bir hastanın kullandığı tüm ilaçların, her birinin gerekli, etkili ve güvenli olup olmadığını ve doğru kullanılıp kullanılmadığını görmek için genellikle hastayla birlikte yapılan sistemli değerlendirmesi.
Klinik Araştırmalar ve İlaç Geliştirme
Yeni bir ilacın ya da tedavinin güvenli olup olmadığını ve işe yarayıp yaramadığını, genellikle plasebo ya da mevcut bir tedaviyle karşılaştırarak insanlar üzerinde test eden araştırma.
Gerçek ilaca benzeyen ama etkin madde içermeyen, klinik araştırmalarda test edilen ilaçla karşılaştırma yapmak için kullanılan sahte tedavi.
Ne katılımcıların ne de araştırmacıların kimin gerçek tedaviyi, kimin plasebo ya da karşılaştırma ilacını aldığını bildiği araştırmayı niteler.
Bir kişinin, amaç, riskler, yararlar ve seçenekler kendisine açıkça anlatıldıktan sonra bir araştırmaya katılmayı ya da bir tedaviyi gönüllü olarak kabul etmesi.
Katılımcıların rastgele gruplara ayrıldığı, bir grubun test edilen tedaviyi, diğerinin plasebo ya da standart tedaviyi aldığı ve böylece sonuçların adil biçimde karşılaştırılabildiği araştırma.
Bir klinik araştırmanın, tedavinin işe yarayıp yaramadığına karar vermek için ölçtüğü temel sonuç; sağkalım, kalp krizi sayısı ya da kan basıncındaki değişiklik gibi.
İlaç geliştirmede insanlarda denemeye geçilmeden önceki aşamayı niteler; bu aşamada bileşiğin etkinliği ve güvenliliği laboratuvarda ve hayvanlarda incelenir.
Mevzuat ve İlaç Güvenliği
Reçete olmadan satın alınabilen ilaçları niteler; bu ilaçlar eczaneden ya da bazı ürünlerde sıradan mağaza ve marketlerden alınabilir.
Orijinal markalı bir ilaçla aynı etkin maddeye, aynı miktara, aynı dozaj şekline ve aynı etkiye sahip olan, genellikle orijinal ilacın patent süresi dolduktan sonra satışa sunulan ilaç.
Bir firmanın ürününe verdiği, büyük harfle yazılan ad; herkesin kullandığı etkin madde adı olan jenerik addan farklıdır.
Morfin ya da bazı uyku ilaçları gibi kötüye kullanım veya bağımlılık riski taşıyan; reçetelenmesi, saklanması ve kayıtları yasayla sıkı biçimde denetlenen ilaç.
Piyasaya çıkmış ilaçların advers etkilerini ve diğer güvenlilik sorunlarını saptama, değerlendirme, anlama ve önlemeye yönelik bilim ve faaliyetler.
Bir ilaç düzenleyici kurumunun, bir firmanın ilacı belirli endikasyonlar, dozlar ve hasta grupları için satmasına izin veren resmi onay.
Aynı ilacı içeren iki ürünün bu ilacı kana aynı hızda ve aynı ölçüde vermesi; bu durumda iki ürünün aynı şekilde etki etmesi beklenir.
Good manufacturing practice ifadesinin kısaltması; ilaçların doğru kalite standartlarına göre tutarlı biçimde üretilmesini ve kontrol edilmesini sağlayan kurallar ve kalite sistemleri.
Bir ilacın reçetelenmesi, karşılanması, hazırlanması, uygulanması ya da izlenmesi sırasında yapılan ve hastaya zarar verse de vermese de önlenebilir olan hata.
Bir hastanenin, sağlık sisteminin ya da sigorta kuruluşunun kullanım için onayladığı, çoğu zaman nasıl reçetelenmeleri gerektiğine dair yönlendirmeler de içeren resmi ilaç listesi.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Eczacılık İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Her kelimeyi eczacıların onunla birlikte kullandığı fiille öğrenin: dispense a prescription (reçete karşılamak), take a tablet (tablet almak), report an adverse reaction (advers reaksiyon bildirmek), counsel a patient (hastaya danışmanlık vermek), store in the fridge (buzdolabında saklamak). Bu kalıplar, tek tek kelimelerden çok daha hızlı profesyonel konuşmanızı sağlar.
- Kullanma talimatları, sağlık profesyonellerine yönelik ürün bilgileri, klinik rehberler ve farmakoloji kitapları gibi gerçek İngilizce eczacılık metinleri okuyun; dozların, uyarıların ve etkileşimlerin nasıl anlatıldığına dikkat edin.
- İlaç grubu isimlerinin tipik eklerini öğrenin: beta blokerlerde -olol, ACE inhibitörlerinde -pril, ARB'lerde -sartan, statinlerde -statin, proton pompası inhibitörlerinde -prazole. Bu ekler, tanımadığınız bir ilaç adını bir bakışta tanımanıza yardım eder.
- İki ayrı liste tutun: meslektaşlar ve kayıtlar için teknik kelimeler (contraindicated, bioavailability, hepatotoxic) ve hastalar için sade ifadeler (you shouldn't take this if…, how much gets into your blood, it can affect the liver).
- Paracetamol ve acetaminophen, dispense ve fill, repeat prescription ve refill, adrenaline ve epinephrine gibi İngiltere-ABD farklarına dikkat edin ve önce okumayı ya da çalışmayı planladığınız ülkede kullanılan biçimi öğrenin.
Sıkça sorulan sorular
Pharmacy ile pharmacology arasındaki fark nedir?
Pharmacy hem meslek hem de yerdir: ilaçların hazırlanması, hastaya verilmesi ve ilaçlar hakkında danışmanlık yapılması ile bu işlerin yürütüldüğü eczane ya da hastane birimi. Pharmacology ise ilaçların vücut üzerindeki etkisini ve vücudun ilaçları nasıl işlediğini inceleyen bilim dalıdır. Eczacılık öğrencileri farmakolojiyi; farmasötik teknoloji, farmasötik kimya ve klinik eczacılıkla birlikte temel derslerinden biri olarak okur.
Drug mı, medicine mı, yoksa medication mı demeliyim?
Üçü de bir hastalığı tedavi etmek ya da önlemek için kullanılan maddeyi anlatabilir. 'Drug' farmakolojide ve bilimsel dilde olağan kelimedir (drug interaction, drug class); ancak gündelik dilde yasa dışı uyuşturucu anlamına da gelebildiği için hastayla konuşurken 'medicine' ya da 'medication' çoğu zaman daha uygun düşer. 'Medication' klinik ortamda ve Amerikan İngilizcesinde yaygındır; İngiliz hastalar ise sıklıkla 'medicine' ya da 'tablets' der.
Reçetedeki PO, BID ve PRN gibi kısaltmalar ne anlama gelir?
Reçete kısaltmalarının çoğu Latinceden gelir: PO ağızdan, BID (İngiltere'de b.d.) günde iki kez, TID ya da TDS günde üç kez, QID ya da QDS günde dört kez, PRN ise gerektiğinde demektir. Kısaltmalar yanlış okunup ilaç hatalarına yol açabildiği için birçok hastane ve hasta güvenliği kuruluşu artık talimatların açık yazılmasını istiyor; bu yüzden hem kısa hem de uzun biçimleri öğrenin.
İngilizcede ilaçların jenerik adlarını mı, yoksa ticari adlarını mı öğrenmeliyim?
Önce jenerik adları öğrenin. Ders kitapları, rehberler ve makaleler bu adları kullanır; uluslararası tescilsiz ad (INN) sisteminden geldikleri için de dünyanın her yerinde büyük ölçüde aynıdır. Ticari adlar ise ülkeden ülkeye değişir. Bazı jenerik adlar da İngiltere ile ABD arasında farklıdır; örneğin paracetamol ile acetaminophen ya da salbutamol ile albuterol.
Yurt dışında okumaya ya da çalışmaya başlamadan önce eczacılık İngilizcemi nasıl geliştirebilirim?
Her hafta gerçek İngilizce eczacılık metinleri okuyun: kullanma talimatları, ürün bilgileri, klinik rehberler ve eczacılık dergilerindeki kısa makaleler. Hayali bir hastaya bir ilacı sade kelimelerle sesli olarak anlatmayı çalışın ve sık kullanılan reçete kısaltmalarını öğrenin. Mesleki kayıt için bir İngilizce sınavına girmeniz gerekiyorsa, kabul edilen sınavlar ve puanlar zaman zaman değiştiği için eczacılık düzenleyici kurumunun resmi web sitesini kontrol edin.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
