Genetik ve biyoteknoloji araştırmacıları için İngilizce

Genetik ve Biyoteknoloji İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Genetik ve biyoteknolojide çalışma dili İngilizcedir: protokoller, kit kılavuzları, veritabanları, dergi makaleleri, kongre sunumları ve laboratuvar toplantıları dünyanın her yerinde aynı terimleri kullanır. Bu sözlük; DNA, genler ve kalıtımdan mutasyonlara, gen ifadesinden PCR'a, dizilemeden CRISPR'a, biyoinformatikten biyoteknolojik ürünlere ve biyoetiğe kadar alana yeni başlayan birinin ilk ihtiyaç duyacağı kelimeleri bir araya getirir. Her terimde anlamını sade bir dille, araştırmacıların onu gerçekte nasıl kullandığını ve Türkçe karşılığını bulacaksınız.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 50 temel terim
  • 201 örnek cümle

DNA, Genler ve Kromozomlar

  • DNAkısaltmaDNA, deoksiribonükleik asit

    Deoksiribonükleik asit: canlıların neredeyse tamamında genetik bilgiyi taşıyan, A, T, G ve C olmak üzere dört bazla yazılmış uzun, çift zincirli molekül.

  • geneisimgen

    Bir proteinin ya da işlevsel bir RNA molekülünün yapım talimatlarını taşıyan DNA bölümü; ebeveynlerden çocuklara aktarılan temel kalıtım birimidir.

  • genomeisimgenom

    Bir organizmanın ya da hücrenin, tüm genleri ve genler arasındaki bölgeler dahil, sahip olduğu DNA'nın tamamı.

  • chromosomeisimkromozom

    Hücre çekirdeğinde bulunan, DNA ve proteinlerden oluşan uzun ve sıkıca paketlenmiş yapı. İnsanda normalde 23 çift halinde toplam 46 kromozom bulunur.

  • RNAkısaltmaRNA, ribonükleik asit

    Ribonükleik asit: DNA'ya benzeyen, genellikle tek zincirli, genetik bilgiyi taşıyan ya da protein yapımına yardım eden molekül. Timin (T) yerine urasil (U) bazını içerir.

  • base pairisimbaz çifti

    DNA'nın karşılıklı iki zincirinde birbirine bağlı duran iki baz: A, T ile; G de C ile eşleşir. Aynı zamanda DNA uzunluğunu ölçmede kullanılan standart birimdir.

  • nucleotideisimnükleotit, nükleotid

    DNA ve RNA'nın temel yapı taşı; bir şeker, bir fosfat grubu ve dört bazdan birinden oluşur. Uzun nükleotit zincirleri bir DNA ya da RNA iplikçiğini oluşturur.

  • double helixisimçift sarmal, ikili sarmal

    DNA molekülünün biçimi: ortadaki basamakları bazların oluşturduğu, sarmal bir merdiven gibi birbirinin etrafında kıvrılmış iki zincir.

  • DNA replicationisimDNA replikasyonu, DNA eşlenmesi

    Hücrenin bölünmeden önce DNA'sının birebir kopyasını çıkarması; böylece her yeni hücre genetik bilginin eksiksiz bir takımını alır.

  • locusisimlokus, gen yeri

    Belirli bir genin ya da DNA dizisinin bulunduğu, kromozom üzerindeki özgül konum. Çoğulu 'loci'dir.

Kalıtım ve Popülasyon Genetiği

  • alleleisimalel, alel gen

    Bir genin, kromozom üzerinde aynı konumda bulunabilen farklı biçimlerinden her biri. Her genin bir alelini anneden, birini babadan alırız.

  • genotypeisimgenotip

    Bir bireyin genetik yapısı; genellikle bir kişinin ya da organizmanın belirli bir gen için taşıdığı alel çiftini ifade eder.

  • phenotypeisimfenotip

    Bir organizmanın boy, göz rengi ya da bir hastalık gibi gözlemlenebilir özellikleri; genlerle çevrenin birlikte etkisinden ortaya çıkar.

  • inheritanceisimkalıtım, kalıtsallık

    Genetik özelliklerin genler aracılığıyla ebeveynlerden yavrulara ya da çocuklara aktarılması.

  • traitisimözellik, karakter

    Bir organizmanın göz rengi, boy, hastalık riski ya da kuraklığa dayanıklılık gibi, genlerle aktarılabilen veya genlerden etkilenen özelliği.

  • dominantsıfatbaskın, dominant

    Tek bir kopyası bulunduğunda bile etkisini gösteren ve böylece diğer alelin etkisini örten aleli tanımlar.

  • recessivesıfatçekinik, resesif

    Etkisi ancak kişide biri anneden, biri babadan gelen iki kopyası bulunduğunda ortaya çıkan aleli tanımlar.

  • heterozygoussıfatheterozigot

    Belirli bir gen için, her biri farklı ebeveynden gelen iki farklı alele sahip olma durumu.

  • homozygoussıfathomozigot

    Her iki ebeveynden de aynı biçimi aldığı için belirli bir gen için iki özdeş alele sahip olma durumu.

  • carrierisimtaşıyıcı

    Resesif bir hastalığa yol açan varyantın bir kopyasını taşıyan, genellikle hiçbir belirti göstermeyen, ancak bu varyantı çocuklarına aktarabilen kişi.

  • pedigreeisimsoyağacı, pedigri

    Bir ailenin birkaç kuşaktaki bireylerini ve bunlardan hangilerinde belirli bir özelliğin ya da hastalığın bulunduğunu gösteren şema.

  • GWASkısaltmaGWAS, genom boyu ilişkilendirme çalışması

    Genom boyu ilişkilendirme çalışması: belirli bir özelliğe ya da hastalığa sahip kişilerde hangi varyantların daha sık görüldüğünü bulmak için çok sayıda kişide yüz binlerce genetik varyantı test eden çalışma.

Mutasyonlar ve Genetik Varyasyon

  • mutationisimmutasyon

    DNA dizisinde meydana gelen kalıcı değişiklik. Hiçbir etkisi olmayabilir, hastalığa yol açabilir ya da nadiren avantaj sağlayabilir.

  • variantisimvaryant, genetik varyant

    Bir DNA dizisinin referans diziyle karşılaştırıldığında gösterdiği farklılık. Değişiklik zararlı da olsa zararsız da olsa klinik genetikte kullanılan tarafsız terimdir.

  • point mutationisimnokta mutasyonu

    DNA dizisindeki tek bir bazın değişmesi; örneğin bir G'nin yerini bir A'nın alması.

  • SNPkısaltmaSNP, tek nükleotit polimorfizmi

    Tek nükleotit polimorfizmi: insanlar arasında sıklıkla tek bir baz farkı görülen genom konumu. Genetik varyasyonun en yaygın türüdür.

  • deletionisimdelesyon, silinme

    DNA dizisinin bir bölümünün kaybolduğu mutasyon türü; tek bir bazdan bir kromozomun büyük bir parçasına kadar değişebilir.

  • frameshift mutationisimçerçeve kayması mutasyonu

    Üçün katı olmayan sayıda baz ekleyen ya da çıkaran, kodonların okunma çerçevesini kaydıran ve genellikle kusurlu, kısalmış bir proteinle sonuçlanan mutasyon.

  • somatic mutationisimsomatik mutasyon

    Döllenmeden sonra bir vücut hücresinde ortaya çıkan mutasyon. Yumurta ya da sperm hücrelerinde bulunmadığı için çocuklara aktarılmaz.

  • germlineisimgerm hattı, eşey hücresi hattı

    DNA'nın bir sonraki kuşağa aktarıldığı üreme hücreleri hattı; yani yumurta, sperm ve bunları üreten hücreler.

  • pathogenicsıfatpatojenik, hastalık yapıcı

    Hastalığa yol açan. Klinik genetikte, belirli bir hastalığa neden olduğuna dair güçlü kanıt bulunan varyantı tanımlar.

  • copy number variationisimkopya sayısı varyasyonu, kopya sayısı değişimi

    Genellikle binlerce baz çifti ya da daha uzun bir DNA bölümünün kopya sayısında, delesyon veya duplikasyonlar nedeniyle kişiler arasında görülen farklılık.

Gen İfadesi ve Düzenlenmesi

  • gene expressionisimgen ifadesi, gen ekspresyonu

    Bir gendeki bilginin bir ürün, genellikle de protein yapmak için kullanılması ve bu sürecin hücrede hangi düzeyde gerçekleştiği.

  • transcriptionisimtranskripsiyon, yazılım

    Gen ifadesinin ilk adımı; bu adımda RNA polimeraz adlı enzim, bir genin DNA dizisini ona karşılık gelen bir RNA molekülüne kopyalar.

  • translationisimtranslasyon, protein sentezi

    Ribozomların bir mRNA molekülündeki kodonları okuyup amino asitleri doğru sırayla birleştirerek protein oluşturduğu süreç.

  • mRNAkısaltmamRNA, mesajcı RNA

    Mesajcı RNA: bir genin, talimatları çekirdekteki DNA'dan proteinin yapıldığı ribozomlara taşıyan RNA kopyası.

  • promoterisimpromotör, promotör bölgesi

    Bir genin hemen önünde yer alan ve transkripsiyonu başlatmak için RNA polimerazın ve transkripsiyon faktörlerinin bağlandığı DNA bölgesi.

  • codonisimkodon

    DNA'da ya da mRNA'da bir amino asidi kodlayan veya protein yapımının başladığını ya da bittiğini gösteren üç bazlık dizi.

  • exonisimekzon

    Bir genin, kesip birleştirme (splicing) sonrasında olgun mRNA'da kalan bölümü; ekzonların çoğu proteini kodlayan diziyi içerir.

  • intronisimintron

    Bir genin RNA'ya kopyalanan, ancak kesip birleştirme sırasında çıkarıldığı için olgun mRNA'da yer almayan bölümü.

  • transcription factorisimtranskripsiyon faktörü

    Genellikle bir promotörün yakınındaki özgül DNA dizilerine bağlanarak belirli genlerin transkripsiyonunu açan ya da kapatan protein.

  • epigeneticsisimepigenetik

    DNA dizisinin kendisini değiştirmeden gen etkinliğinde meydana gelen değişiklikleri, örneğin DNA metilasyonunu ve histon proteinlerindeki kimyasal işaretleri inceleyen bilim dalı.

  • upregulatefiilifadesini artırmak, upregüle etmek

    Bir genin ya da proteinin ifadesini veya etkinliğini artırmak. Zıt anlamlısı 'downregulate'tir.

PCR ve Laboratuvar Yöntemleri

  • PCRkısaltmaPCR, polimeraz zincir reaksiyonu

    Polimeraz zincir reaksiyonu: primerler ve DNA polimeraz kullanılarak, ısıtma ve soğutma döngülerinin tekrarlanmasıyla seçilen bir DNA bölgesinin milyonlarca kopyasını üreten laboratuvar yöntemi.

  • primerisimprimer, öncül

    Eşleştiği diziye bağlanarak DNA polimerazın kopyalamaya başlayacağı noktayı sağlayan, genellikle 18-25 baz uzunluğunda, kısa ve tek zincirli DNA parçası.

  • gel electrophoresisisimjel elektroforezi, agaroz jel elektroforezi

    DNA, RNA ya da protein parçalarını elektrik akımıyla bir jelin içinden çekerek büyüklüklerine göre ayıran yöntem; küçük parçalar daha hızlı ilerler.

  • qPCRkısaltmaqPCR, gerçek zamanlı PCR

    Kantitatif PCR ya da gerçek zamanlı PCR: DNA kopyalanırken miktarını floresan bir sinyalle ölçen ve böylece örnekte ne kadar hedef bulunduğunu gösteren PCR türü.

  • DNA extractionisimDNA izolasyonu, DNA ekstraksiyonu

    PCR ya da dizilemede kullanılabilmesi için DNA'nın kan, tükürük veya bitki yaprağı gibi hücre ya da dokulardan ayrılması ve saflaştırılması işlemi.

  • amplifyfiilçoğaltmak, amplifiye etmek

    Belirli bir DNA dizisinin, genellikle PCR ile, çok sayıda kopyasını üretmek.

  • cell lineisimhücre hattı, hücre dizisi

    Kültürde uzun süre, çoğu zaman sınırsızca bölünebilen ve laboratuvarda standart model olarak kullanılan hücre topluluğu.

  • negative controlisimnegatif kontrol

    Bir deneyde hiçbir sonuç vermesi beklenen örnek ya da reaksiyon; pozitif sinyalin kontaminasyondan veya hatadan kaynaklanmadığını göstermek için kullanılır.

  • pipetteisimpipet, mikropipet

    Küçük ve hassas hacimlerde sıvıyı ölçmek ve aktarmak için kullanılan laboratuvar aracı. Moleküler biyolojide genellikle tek kullanımlık uçlarla kullanılan ayarlanabilir mikropipet kastedilir.

  • spin downphrasal verb (öbek fiil)kısa santrifüjlemek, santrifüjle dibe toplamak

    Çeperdeki ya da kapaktaki damlalar dahil tüm sıvının tüpün dibinde toplanması için tüpleri birkaç saniye santrifüjlemek.

  • western blotisimwestern blot, western blot analizi

    Bir örnekte belirli bir proteini saptama yöntemi: proteinler jelde büyüklüklerine göre ayrılır, bir membrana aktarılır ve ardından antikorlarla görünür hale getirilir.

Dizileme ve Genomik

  • sequencingisimdizileme, sekanslama

    Bir DNA ya da RNA parçasındaki bazların (A, T, G ve C) tam sırasını belirleyen yöntemlerin genel adı.

  • genomicsisimgenomik, genom bilimi

    Genomların tamamını; yapısını, işlevini ve evrimini, genellikle büyük ölçekli dizileme ve bilgisayar analiziyle inceleyen bilim dalı.

  • next-generation sequencingisimyeni nesil dizileme, NGS

    Milyonlarca, hatta milyarlarca DNA parçasını aynı anda okuyarak tüm genomları, ekzomları ya da çok sayıda geni hızlı ve ucuz biçimde dizilemeyi sağlayan modern teknolojiler.

  • readisimokuma, dizi okuması

    Dizilemede, cihazın tek bir DNA parçasından ürettiği tek dizi. Bir dizileme çalışması milyonlarca okuma üretir.

  • reference genomeisimreferans genom

    Araştırmacıların okumaları hizalarken ve varyantları tanımlarken ortak bir harita olarak kullandığı, bir türe ait standart ve yüksek kaliteli genom dizisi.

  • whole-genome sequencingisimtüm genom dizileme, WGS

    Bir organizmanın DNA'sının neredeyse tamamını, hem genleri hem de aralarındaki bölgeleri, tek bir testte dizilemek.

  • coverageisimkapsama, kapsama derinliği

    Hedef bölgedeki her bazın ortalama kaç dizileme okumasıyla kapsandığını gösteren değer. Kapsama ne kadar yüksekse sonuçlar o kadar güvenilir olur.

  • exomeisimekzom

    Bir genomdaki tüm ekzonlar, yani protein kodlayan bölüm. İnsanda genomun yalnızca %1-2'si kadardır, ancak bilinen hastalık yapıcı varyantların çoğunu içerir.

  • Sanger sequencingisimSanger dizileme

    DNA parçalarını tek tek, yaklaşık 1.000 baza kadar ve çok yüksek doğrulukla okuyan klasik dizileme yöntemi. Adını Frederick Sanger'dan alır.

  • library preparationisimkütüphane hazırlama, kütüphane hazırlığı

    Bir DNA ya da RNA örneğini dizileme cihazının okuyabileceği hale getiren adımlar; genellikle örnek parçalara ayrılır ve uçlarına kısa adaptör dizileri eklenir.

Genetik Mühendisliği ve CRISPR

  • CRISPRkısaltmaCRISPR, CRISPR-Cas9 gen düzenleme

    Bakterilerin savunma sisteminden uyarlanan bir gen düzenleme teknolojisi; bir kılavuz RNA, Cas9 gibi bir enzimi seçilen DNA dizisine götürür ve dizi orada kesilip değiştirilebilir.

  • genetic engineeringisimgenetik mühendisliği, gen mühendisliği

    Bir organizmaya yeni ya da daha iyi özellikler kazandırmak için DNA'sının laboratuvarda bilinçli olarak değiştirilmesi; örneğin gen eklenmesi, çıkarılması ya da değiştirilmesi.

  • GMOkısaltmaGDO, genetiği değiştirilmiş organizma

    Genetiği değiştirilmiş organizma: DNA'sı, çiftleşme ya da doğal rekombinasyonla kendiliğinden gerçekleşmeyecek bir şekilde değiştirilmiş bitki, hayvan veya mikroorganizma.

  • plasmidisimplazmit, plazmid

    Bakterilerde doğal olarak bulunan ve laboratuvarda genleri hücrelere taşımak ve çoğaltmak için araç olarak kullanılan küçük, halka şeklinde DNA parçası.

  • guide RNAisimkılavuz RNA, rehber RNA

    Hedef dizinin yaklaşık 20 bazıyla eşleşerek Cas9 gibi bir CRISPR enzimini kesilecek DNA dizisine tam olarak götüren kısa RNA molekülü.

  • gene editingisimgen düzenleme, genom düzenleme

    Canlı bir hücrenin ya da organizmanın DNA'sında, seçilen bir konumda dizi çıkarmak, düzeltmek ya da eklemek gibi hassas ve hedefli değişiklikler yapmak.

  • knockoutisimnakavt, gen nakavtı

    Belirli bir genin bilinçli olarak işlevsiz hale getirildiği, böylece araştırmacıların o gen olmadan neler olduğunu inceleyebildiği hücre ya da organizma.

  • vectorisimvektör, taşıyıcı

    Bir geni hücreye taşıyarak orada çoğaltılmasını ya da ifade edilmesini sağlayan, plazmit veya değiştirilmiş virüs gibi DNA molekülü.

  • restriction enzymeisimrestriksiyon enzimi, kesim enzimi

    DNA'yı belirli kısa bir diziden, örneğin EcoRI için GAATTC dizisinden kesen bakteri enzimi. Klonlamada DNA'yı kesip birleştirmenin temel aracıdır.

  • clonefiilklonlamak

    Bir DNA parçasını bir vektöre yerleştirip hücrelerde çoğaltarak kopyalarını üretmek; ayrıca bir hücrenin ya da organizmanın genetik olarak özdeş bir kopyasını oluşturmak.

  • transfectionisimtransfeksiyon

    DNA ya da RNA'nın, genellikle kimyasal reaktiflerle veya elektrik akımıyla, kültürdeki hayvan ya da insan hücrelerine aktarılması; böylece hücreler bu genetik materyali ifade eder ya da ondan etkilenir.

  • off-target effectisimhedef dışı etki

    Genomda hedeflenmeyen bir yerde meydana gelen istenmeyen değişiklik; örneğin bir CRISPR kılavuz RNA'sının başka bir yerdeki benzer bir diziyi de kesmesi.

Biyoinformatik

  • bioinformaticsisimbiyoinformatik

    Biyolojik verilerin, özellikle DNA, RNA ve protein dizilerinin, bilgisayar, istatistik ve yazılım kullanılarak saklanması, analiz edilmesi ve yorumlanması.

  • alignmentisimhizalama, dizi hizalama

    DNA, RNA ya da protein dizilerini eşleştikleri yerleri bulmak için yan yana dizmek ya da dizileme okumalarını referans genom üzerinde doğru konumlarına yerleştirmek.

  • variant callingisimvaryant çağırma, varyant belirleme

    Hizalanmış okumaları referans genomla karşılaştırarak bir örneğin DNA'sının nerede farklılık gösterdiğini belirleyen ve sonuçta bir varyant listesi üreten biyoinformatik adımı.

  • pipelineisimanaliz hattı, iş akışı

    Verileri otomatik olarak işleyen, birbirine bağlı yazılım adımları dizisi; örneğin ham dizileme okumalarından anotasyonu yapılmış nihai varyant listesine kadar.

  • annotationisimanotasyon, işlevsel açıklama

    Dizi verilerine biyolojik bilgi eklenmesi; örneğin genlerin genomda nerede bulunduğunun işaretlenmesi ya da her varyanta tahmini etkisinin ve popülasyon sıklığının eklenmesi.

  • FASTQkısaltmaFASTQ, FASTQ dosyası

    Ham dizileme verileri için standart metin dosyası biçimi. Her okuma dört satırdan oluşur: bir ad, baz dizisi, bir ayırıcı satır ve her baz için bir kalite skoru.

  • BLASTkısaltmaBLAST, BLAST taraması

    Basic Local Alignment Search Tool (Temel Yerel Hizalama Arama Aracı): bir DNA ya da protein dizisini büyük veritabanlarıyla karşılaştırarak benzer dizileri bulan ve yaygın olarak kullanılan program.

  • accession numberisimerişim numarası, kayıt numarası

    Bir dizi ya da veri seti GenBank gibi halka açık bir veritabanına kaydedildiğinde ona verilen ve başkalarının tam olarak aynı kaydı bulmasını sağlayan benzersiz kod.

  • phylogenetic treeisimfilogenetik ağaç, evrim ağacı

    Türlerin, genlerin ya da virüs soylarının, dizilerindeki benzerlik ve farklılıklara dayanarak evrimsel olarak birbirleriyle nasıl akraba olduğunu gösteren dallanmış şema.

Biyoteknolojik Ürünler ve Biyoprosesler

  • biotechnologyisimbiyoteknoloji

    Tıp, tarım, sanayi ve çevre alanlarında ürün geliştirmek ya da sorun çözmek için canlı hücrelerin, organizmaların veya biyolojik moleküllerin kullanılması.

  • gene therapyisimgen tedavisi, gen terapisi

    Bir hastalığı tedavi etmek ya da önlemek için hastanın hücrelerine genetik materyal ekleyen, kusurlu geni değiştiren, susturan veya düzelten tıbbi tedavi.

  • recombinant proteinisimrekombinant protein

    Geni bakteri, maya ya da memeli hücreleri gibi konak hücrelere aktarılarak bu hücrelere bol miktarda ürettirilen protein.

  • monoclonal antibodyisimmonoklonal antikor

    Tek bir ana hücrenin klonları olan özdeş bağışıklık hücrelerince üretilen ve bu nedenle tek bir hedefe bağlanan antikor. Birçok modern ilaç ve laboratuvar reaktifi monoklonal antikordur.

  • bioreactorisimbiyoreaktör

    Hücrelerin ya da mikroorganizmaların bir ürün elde etmek için sıcaklık, pH, oksijen ve karıştırma gibi koşulları dikkatle kontrol edilerek üretildiği kap.

  • fermentationisimfermantasyon, mayalanma

    Biyoteknolojide, enzim, insülin, antibiyotik ya da biyoyakıt gibi ürünler elde etmek için bakteri veya maya gibi mikroorganizmaların tanklarda çok sayıda üretilmesi.

  • stem cellisimkök hücre

    Bölünerek kendisinin yeni kopyalarını oluşturabilen ve sinir, kas ya da kan hücreleri gibi özelleşmiş hücre türlerine dönüşebilen hücre.

  • biosimilarisimbiyobenzer, biyobenzer ilaç

    Daha önce onaylanmış orijinal bir biyolojik ilaca yüksek düzeyde benzeyen ve güvenlilik ya da etkililik açısından anlamlı bir farkı bulunmayan biyolojik ilaç.

Biyoetik ve Mevzuat

  • informed consentisimbilgilendirilmiş onam, aydınlatılmış onam

    Bir kişinin, amacı, riskleri ve yararları açıkça anlatıldıktan sonra bir araştırmaya katılmak ya da bir testi veya tedaviyi kabul etmek için özgür iradesiyle verdiği izin.

  • genetic testingisimgenetik test, genetik testler

    Bir hastalıkla, sağlık riskiyle ya da soyla ilişkili varyantları bulmak için kişinin DNA'sını, kromozomlarını veya genlerini inceleyen tıbbi ya da araştırma amaçlı testler.

  • genetic counselingisimgenetik danışmanlık

    Eğitimli bir uzmanın, kişilerin bir genetik hastalığı, bu hastalığın kendilerini ya da ailelerini etkileme olasılığını ve test seçeneklerini anlamalarına yardımcı olduğu hizmet.

  • biosafetyisimbiyogüvenlik

    Laboratuvar çalışanlarını, toplumu ve çevreyi zararlı biyolojik etkenlerden ve genetiği değiştirilmiş organizmalardan koruyan kurallar, ekipmanlar ve uygulamalar.

  • germline editingisimgerm hattı düzenlemesi, kalıtsal genom düzenleme

    Yumurta, sperm ya da erken embriyoların DNA'sını değiştirmek; böylece bu değişiklik oluşacak bireyin tüm hücrelerinde bulunur ve sonraki kuşaklara aktarılabilir.

  • biobankisimbiyobanka

    Araştırmalarda kullanılmak üzere kan, DNA ya da doku gibi biyolojik örneklerin sağlık ve kişisel verilerle birlikte saklandığı büyük ve düzenli koleksiyon.

  • ethics committeeisimetik kurul, araştırma etik kurulu

    İnsanları ya da hayvanları içeren araştırmaları, katılımcıların haklarını, güvenliğini ve esenliğini korumak amacıyla inceleyen, uzmanlardan ve alan dışından üyelerden oluşan bağımsız kurul.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Genetik ve Biyoteknoloji İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Her kelimeyi araştırmacıların onunla birlikte kullandığı fiillerle öğrenin: extract DNA (DNA izole etmek), design primers (primer tasarlamak), run a PCR (PCR çalıştırmak), sequence a sample (örnek dizilemek), knock out a gene (gen nakavt etmek), align reads (okumaları hizalamak), call variants (varyant çağırmak), obtain informed consent (bilgilendirilmiş onam almak). Bu kalıplar, tek tek kelimelerden çok daha hızlı doğal konuşmanızı sağlar.
  • Her hafta alana ait gerçek İngilizce metinler okuyun: dergi makalelerinin yöntem bölümleri, kit kılavuzları ve protokoller, halka açık veritabanlarındaki gen sayfaları ve klinik genetik raporları. Aynı fiillerin ve kalıpların tekrar tekrar karşınıza çıktığını göreceksiniz.
  • Yazım kurallarını erkenden öğrenin: insan gen sembolleri büyük harfle ve italik yazılır (TP53), protein ise italik yazılmaz (p53); fare gen sembollerinde yalnızca ilk harf büyüktür (Trp53). DNA dizileri 5′ ucundan 3′ ucuna doğru yazılır.
  • Sayıları, birimleri ve sembolleri sesli söylemeyi çalışın: 'three billion base pairs' (üç milyar baz çifti), 'a 500 bp product' (500 baz çiftlik ürün), '30x coverage' ('thirty-x' diye okunur), 'five prime to three prime' (5′'ten 3′'e), 'ten microliters' (on mikrolitre) ve 'a Ct value of twenty-eight' (28'lik Ct değeri). İngilizcede ondalık ayırıcının virgül değil nokta olduğunu unutmayın.
  • Makalelerde sürekli karşınıza çıkan Latince ve Yunanca kökenli çoğulları öğrenin: locus ve loci, nucleus ve nuclei, bacterium ve bacteria, phenomenon ve phenomena, datum ve data.

Sıkça sorulan sorular

Gene, genome ve allele İngilizcede nasıl okunur?

Gene, tıpkı 'jeans' kelimesi gibi 'ciin' diye okunur; Türkçedeki 'gen' gibi okunmaz. Genome 'Cİİ-noum' diye okunur ve vurgu ilk hecededir. Allele ise 'ı-LİİL' diye okunur ve vurgu ikinci hecededir. Sık yapılan diğer telaffuz hataları locus ('LOU-kıs'), SNP ('snip'), CRISPR ('KRİS-pır') ve pipette (Amerikan İngilizcesinde 'pay-PET') kelimelerinde görülür.

Mutation ile variant arasındaki fark nedir?

İkisi de DNA dizisindeki bir değişikliği ifade eder. 'Variant' (varyant) tarafsız kelimedir: değişikliğin zararlı olup olmadığı hakkında hiçbir şey söylemez ve varyantların benign'den patojenik'e kadar sınıflandırıldığı klinik genetik raporlarında standart terimdir. 'Mutation' (mutasyon) araştırmada, özellikle kanser biyolojisinde ve evrim çalışmalarında hala yaygındır; ancak hastalar bu kelimeyi otomatik olarak zararlı bir şey gibi algılayabildiği için klinik yazışmalarda kullanılmaz.

Genetics ile genomics arasındaki fark nedir?

Genetics (genetik), genleri ve kalıtımı çoğu zaman tek bir gen ya da tek bir özellik üzerinden inceler; örneğin bir hastalığın ailede nasıl aktarıldığını araştırır. Genomics (genomik) ise genomun tamamını bir arada, genellikle büyük ölçekli dizileme ve bilgisayar analiziyle inceler. Uygulamada iki alan iç içedir; iş unvanlarında, bölüm adlarında ve derslerde 'genetics and genomics' ifadesi sık sık birlikte geçer.

Türk laboratuvarlarında İngilizce terimler mi, Türkçe terimler mi kullanılıyor?

İkisi de, hatta çoğu zaman aynı cümlede. Laboratuvarda konuşulan Türkçe primer, read, pipeline, knockout ve western blot gibi birçok İngilizce kelimeyi olduğu gibi kullanır; ders kitapları, tezler ve resmi belgeler ise dizileme, gen ifadesi ve kılavuz RNA gibi Türkçe terimleri tercih eder. İkisini de öğrenin: resmi Türkçe metinlerde Türkçe terimi, yabancı meslektaşlarınızla ise İngilizce terimi kullanın.

Genetik ya da biyoteknoloji alanında kariyer için İngilizcemi nasıl geliştirebilirim?

Her hafta kendi alanınızdan bir makale okuyun ve en çok tekrar eden kalıpların bulunduğu yöntem ve sonuç bölümlerine özellikle dikkat edin. Kendi deneylerinizi, bir laboratuvar toplantısında sunuyormuş gibi adım adım ve sesli olarak anlatmayı çalışın. Bir kongreden ya da iş görüşmesinden önce projenizin biri uzmanlar, biri de alan dışından kişiler için olmak üzere iki kısa anlatımını hazırlayın.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: