Biyoloji İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Biyoloji ders kitaplarının, makalelerin, laboratuvar protokollerinin ve kongre sunumlarının büyük kısmı İngilizcedir; bu yüzden biyoloji öğrencileri ve araştırmacılar daha ilk dönemden itibaren İngilizce terimlerle karşılaşır. Bu sözlük, hücreden, DNA'dan ve enzimlerden evrime, ekolojiye, bitkilere, hayvanlara, mikroorganizmalara ve günlük laboratuvar tekniklerine kadar alanın temel terimlerini Türkçe karşılıkları ve derslerden, laboratuvardan ve makalelerden alınmış örneklerle açıklar. Türkçe konuşanların sık takıldığı çoğul biçimlere, telaffuz tuzaklarına ve yanıltıcı benzerliklere de dikkat çeker.
- 100 terim
- 10 konu
- 56 temel terim
- 201 örnek cümle
Hücreler ve Yapılanma Düzeyleri
Kendi başına yaşamını sürdürebilen en küçük canlılık birimi. Bütün canlılar bir ya da daha fazla hücreden oluşur ve her hücre bir zarla çevrilidir.
Bakteri, şapkalı mantar, ağaç ya da insan gibi büyüyebilen, çoğalabilen ve çevresine tepki verebilen her bir canlı.
Ökaryotik hücrede DNA'nın büyük kısmını barındıran ve hücrenin faaliyetlerini yöneten büyük yapı. Çekirdek zarı adı verilen çift katlı bir zarla çevrilidir.
Her hücreyi çevreleyen ve hücreye nelerin girip çıkacağını denetleyen ince, esnek katman. Başlıca, içine proteinlerin yerleştiği çift katlı bir fosfolipit tabakasından oluşur.
Besin moleküllerindeki enerjiyi oksijenli solunumla açığa çıkarıp ATP olarak depolayan organel. İki zarı ve kendine ait küçük bir DNA'sı vardır.
Hücre zarının içinde, çekirdek dışında kalan her şey; sitozol adı verilen jöle kıvamındaki sıvı ve bu sıvının içinde yer alan organeller.
Hücrenin içinde belirli bir görevi olan küçük yapı; çekirdek, mitokondri ya da kloroplast gibi. Organellerin çoğu kendi zarıyla çevrilidir.
Hücresinde çekirdek ve zarlı organel bulunmayan tek hücreli canlı. Bakteriler ve arkeler prokaryottur.
Hücrelerinde gerçek bir çekirdek ve zarlı organeller bulunan canlı. Hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve protistler ökaryottur.
RNA ve proteinden oluşan, mesajcı RNA'daki talimatları okuyarak protein sentezleyen küçük yapı. Ribozomlar bütün hücrelerde bulunur.
Hücre zarının dışında yer alan, hücreye destek veren ve onu koruyan sağlam, sert katman. Bitkilerde, mantarlarda ve çoğu bakteride hücre duvarı bulunur, hayvan hücrelerinde ise bulunmaz.
Bir hücrenin bölünerek, kendisiyle aynı sayıda kromozoma ve aynı genetik bilgiye sahip iki yavru hücre oluşturduğu hücre bölünmesi türü.
Belirli bir görevi yerine getirmek için birlikte çalışan benzer hücrelerden oluşan topluluk. Organlar birkaç farklı doku türünden oluşur.
Defalarca bölünebilen ve kas, sinir ya da kan hücresi gibi bir veya daha fazla özelleşmiş hücre tipine dönüşebilen, henüz özelleşmemiş hücre.
Taneciklerin, hücre enerji harcamadan, yoğun oldukları bölgeden daha az yoğun oldukları bölgeye doğru net hareketi.
Suyun seçici geçirgen bir zardan, seyreltik çözeltiden daha derişik çözeltiye doğru, derişimler dengelenene kadar geçmesi.
Yaşamın Molekülleri ve Metabolizma
Bir ya da daha fazla amino asit zincirinin belirli bir biçimde katlanmasıyla oluşan büyük molekül. Proteinler hücre yapılarını oluşturur, tepkimeleri hızlandırır ve sinyal taşır.
Canlılardaki bir kimyasal tepkimeyi, kendisi tükenmeden hızlandıran ve genellikle protein yapısında olan molekül. Her enzim, aktif bölgesinde belirli bir substrata etki eder.
Bir canlıda yaşamı sürdürmek için gerçekleşen kimyasal tepkimelerin tamamı; besinlerin enerji için parçalanması ve yeni moleküllerin yapımı da buna dahildir.
Hücrelerin glikozu ve diğer besin moleküllerini parçalayarak enerji açığa çıkardığı ve bu enerjiyi ATP olarak depoladığı süreç. Oksijen kullanıldığında karbondioksit ve su oluşur.
Karbon, hidrojen ve oksijenden oluşan; şeker, nişasta ya da selüloz gibi organik molekül. Karbonhidratlar enerji depolar ve bitki hücre duvarı gibi yapıları oluşturur.
Zincirler halinde birleşerek proteinleri oluşturan küçük yapı taşlarından her biri. Canlılar, her biri farklı bir yan zincire sahip 20 yaygın amino asit kullanır.
Adenozin trifosfatın kısaltması; hücrelerin enerjiyi depolamak ve aktarmak için kullandığı molekül. Fosfat gruplarından birinin ayrılması, hücresel işler için enerji açığa çıkarır.
Suda çözünmeyen; yağ, sıvı yağ, fosfolipit ya da steroit gibi yağlı organik molekül. Lipitler enerji depolar ve hücre zarlarını oluşturur.
Bir proteinin ya da DNA'nın doğal katlanmış yapısını, örneğin ısı, aşırı pH ya da kimyasallarla bozarak normal işlevini yitirmesine yol açmak.
Genetik ve Kalıtım
Deoksiribonükleik asidin kısaltması; her hücrede ve birçok virüste genetik bilgiyi depolayan molekül. Birbirinin etrafında kıvrılan iki zincirden oluşan çift sarmal bir yapıdır.
Belirli bir proteinin ya da işlevsel bir RNA'nın yapımı için gereken talimatları taşıyan DNA bölümü. Genler, ebeveynlerden yavrulara aktarılan temel kalıtım birimleridir.
Çok sayıda gen taşıyan, DNA ve proteinlerden oluşan uzun ve sıkıca paketlenmiş yapı. İnsan vücut hücrelerinde normalde 23 çift halinde 46 kromozom bulunur.
Bir canlıya ait göz rengi, çiçek şekli ya da kan grubu gibi bir özellik. Bazı özellikler genlerle kalıtılır, bazıları ise çevrenin etkisiyle şekillenir.
Bir genin ya da kromozomun DNA dizisinde meydana gelen kalıcı değişiklik. Zararlı, etkisiz ya da nadiren yararlı olabilir ve genetik çeşitliliğin kaynaklarından biridir.
Her biri normal kromozom sayısının yarısına sahip dört hücre oluşturan hücre bölünmesi türü. Üreme hücrelerini (gametleri) oluşturur ve genetik çeşitlilik sağlar.
Aynı genin farklı biçimlerinden her biri. Örneğin çiçek rengi geninin mor çiçek için bir aleli, beyaz çiçek için başka bir aleli olabilir.
Bir canlının genetik yapısı; özellikle belirli bir gen için taşıdığı alel çifti, örneğin PP, Pp ya da pp.
Bir canlının boy, renk ya da kan grubu gibi gözlemlenebilen özelliklerinin tümü; genotipin çevre koşullarıyla etkileşiminin sonucudur.
Tek bir kopyası bile bulunduğunda etkisi canlıda görülen alel için kullanılır. Çekinik alelin etkisini örter.
Etkisi yalnızca canlı iki kopyasını taşıdığında görülen alel için kullanılır. Tek kopya bulunduğunda etkisi baskın alel tarafından örtülür.
Genleri ve bu genlerin belirlediği özellikleri ebeveynlerden almak. Kalıtılan bir özellik bir nesilden diğerine aktarılır.
Ribonükleik asidin kısaltması; DNA'daki genetik bilgiyi taşıyan ve protein yapımına yardım eden, genellikle tek zincirli molekül. Timin yerine urasil içerir.
DNA ve RNA'nın temel yapı taşı; bir şeker, bir fosfat grubu ve adenin (A), timin (T), guanin (G) ya da sitozin (C) gibi azotlu bir bazdan oluşur.
Bir gendeki bilginin bir ürün, genellikle de bir protein yapmak için kullanılması süreci. DNA'nın RNA'ya transkripsiyonunu ve RNA'nın proteine translasyonunu kapsar.
Gen ifadesinin ilk adımı; bir genin DNA dizisinin RNA polimeraz enzimi tarafından ona karşılık gelen bir RNA zincirine kopyalanması.
Gen ifadesinde, ribozomun mesajcı RNA'daki kodonları okuyup bunlara karşılık gelen amino asitleri birleştirerek protein oluşturduğu aşama.
Bir canlının ya da hücrenin bütün genlerini ve genler arasındaki DNA'yı kapsayan genetik materyalin tamamı.
Evrim ve Sınıflandırma
Birbirine benzeyen, kendi aralarında çiftleşip üreme yeteneğine sahip yavrular verebilen canlılar topluluğu. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan temel birimdir.
Popülasyonların kalıtsal özelliklerinde çok sayıda nesil boyunca meydana gelen değişim. Bugünkü bütün türlerin daha önceki yaşam formlarından nasıl türediğini açıklar.
Çevresine daha iyi uyum sağlayan özelliklere sahip bireylerin daha çok hayatta kalıp üremesi ve böylece bu özelliklerin nesiller boyunca yaygınlaşması süreci.
Bir canlının çevresinde hayatta kalmasına ve üremesine yardımcı olan özellik, örneğin devenin geniş ayakları; bu tür özellikleri ortaya çıkaran evrimsel süreç de bu adla anılır.
Canlıları ortak özelliklerine ve evrimsel akrabalıklarına göre adlandırma, tanımlama ve gruplara ayırma bilimi.
İki ya da daha fazla sonraki türün kendisinden türediği daha önceki tür. İki türün ortak atası ne kadar yakın zamanda yaşamışsa bu türler o kadar yakın akrabadır.
Çok uzun zaman önce yaşamış bir canlının günümüze korunarak ulaşmış kalıntısı ya da izi; kemik, kabuk, yaprak izi veya ayak izi gibi. Genellikle tortul kayaçlarda bulunur.
Türler ya da genler arasındaki evrimsel akrabalıkları, ortak atalarını ne kadar yakın zamanda paylaştıklarına göre gösteren dallanmış şema.
Ekoloji ve Ekosistemler
Bir canlı topluluğunun su, toprak ve iklim gibi cansız çevre öğeleriyle birlikte, birbirini etkileyen tek bir sistem olarak ele alınması.
Belirli bir canlının ya da türün doğal olarak yaşadığı ve ihtiyaç duyduğu besini, barınağı ve koşulları bulduğu yer.
Aynı bölgede aynı zamanda yaşayan ve birbiriyle çiftleşebilen, aynı türe ait bireylerin tümü.
Bir ekosistemde hangi canlının hangisiyle beslendiğini gösteren basit dizi. Bitki gibi bir üreticiyle başlar ve enerjiyi bir tüketiciden diğerine aktarır.
Belirli bir yerdeki ya da Dünya'nın genelindeki yaşam çeşitliliği; genlerin, türlerin ve ekosistemlerin çeşitliliğini kapsar.
Başka hayvanları avlayıp öldüren ve onlarla beslenen hayvan. Avladığı hayvana av (prey) denir.
Çoğu canlı birden fazla türle beslendiği ve birden fazla türe besin olduğu için, bir ekosistemdeki bütün beslenme ilişkilerini gösteren, birbirine bağlı besin zincirlerinden oluşan ağ.
Ölü bitkileri, hayvanları ve atıkları parçalayarak besin maddelerini toprağa ve ekosisteme geri kazandıran, başta bakteriler ve mantarlar olmak üzere canlı.
Birlikte yaşayan iki farklı tür arasındaki yakın ve uzun süreli ilişki. Her ikisine de yarar sağlayabilir, birine yarayıp diğerini etkilemeyebilir ya da birine zarar verebilir.
İnsanlar tarafından bilerek ya da kazara doğal olarak yaşamadığı bir bölgeye getirilen ve orada yayılarak yerli türlere ya da ekosisteme zarar veren tür.
Bitki Biyolojisi
Bitkilerin, alglerin ve bazı bakterilerin ışık enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan glikoz üretmesi ve yan ürün olarak oksijen açığa çıkarması süreci.
Bitki ve alg hücrelerinde fotosentezin gerçekleştiği organel. Yeşil pigment klorofili içerir ve kendine ait bir DNA'sı vardır.
Su ve suda çözünmüş mineralleri köklerden gövdeye ve yapraklara doğru yukarı taşıyan bitki dokusu. Olgunlaştığında hücreleri ölüdür ve içi boş borular oluşturur.
Fotosentez ürünü olan şekerleri ve diğer maddeleri yapraklardan kökler, meyveler ve büyüme uçları gibi bitkinin diğer bölümlerine taşıyan bitki dokusu.
Çiçekli bitkilerde polenin çiçeğin erkek organından (başçık) dişi organına (tepecik) taşınması; bu sayede döllenme ve tohum oluşumu gerçekleşebilir.
Bir tohumun ya da sporun, genellikle yeterli su, oksijen ve uygun sıcaklık bulduğunda büyümeye başlayıp yeni bir bitkiye veya canlıya dönüşmesi; çimlenmek.
Çoğunlukla yaprağın alt yüzeyinde bulunan, karbondioksidin girişine, oksijen ve su buharının çıkışına izin veren küçük gözenek. Her stoma iki bekçi hücre tarafından açılıp kapatılır.
Bitkinin başlıca yapraklarındaki stomalar yoluyla su buharı kaybetmesi. Bu süreç suyun köklerden ksilem boyunca yukarı çekilmesini sağlar.
Hayvan Biyolojisi ve Fizyolojisi
Bir hayvanın ya da bitkinin meydana getirdiği yavrular; döl. Tek bir yavru için de çok sayıda yavru için de kullanılır.
Bir canlının ya da hücrenin, dış koşullar değişirken sıcaklık, su dengesi ve kan şekeri gibi iç koşullarını sabit tutabilme yeteneği.
Vücudu patojenlere ve diğer zararlı maddelere karşı koruyan ve daha önce karşılaştığı tehditleri hatırlayan hücre, doku ve organ ağı.
Bir canlının bir bölümünde üretilen ve çoğunlukla kanla başka yerlerdeki hedef hücrelere taşınarak onların faaliyetini değiştiren kimyasal ileti molekülü.
Bilgiyi elektriksel ve kimyasal sinyaller halinde ileten sinir hücresi. Sinyalleri alan dendritlere ve onları ileten bir aksona sahiptir.
Omurlardan oluşan bir omurgası olan hayvan; balık, amfibi, sürüngen, kuş ya da memeli gibi.
Bağışıklık sisteminin B hücreleri tarafından üretilen, bir virüs parçası gibi belirli bir antijeni tanıyıp ona bağlanan ve onu yok edilmek üzere işaretleyen Y şeklindeki protein.
Genellikle iki ebeveynden gelen iki gametin birleşerek eşsiz bir gen karışımına sahip yeni bir birey oluşturduğu üreme biçimi.
Sperm ya da yumurta hücresi gibi normal kromozom sayısının yarısını taşıyan üreme hücresi. Döllenme sırasında iki gamet birleşerek zigotu oluşturur.
Mikrobiyoloji
Çekirdeği olmayan, topraktan suya ve insan bağırsağına kadar hemen her yerde yaşayan tek hücreli mikroorganizmalar. Çoğu zararsız ya da yararlıdır, bazıları ise hastalığa yol açar.
Bir protein kılıf içinde genetik materyal (DNA ya da RNA) taşıyan çok küçük, bulaşıcı parçacık. Ancak canlı bir konak hücrenin içinde çoğalabilir.
Bakteri, maya ya da tek hücreli alg gibi mikroskop olmadan görülemeyecek kadar küçük canlı. Virüsler de çoğu zaman bunlarla birlikte incelenir.
Konağında hastalığa neden olan mikroorganizma ya da virüs; bazı bakteriler, virüsler, mantarlar ya da parazitler gibi.
Mayaları, küfleri ve şapkalı mantarları içine alan canlı grubunun bir üyesi. Mantarlar organik maddelerle beslenir ve kitinden yapılmış hücre duvarlarına sahiptir.
Laboratuvarda besiyerinde, kontrollü koşullarda üretilen mikroorganizma ya da hücre topluluğu. Fiil olarak, onları bu şekilde üretmek anlamına gelir.
Bir parazitin, virüsün ya da başka bir canlının içinde veya üzerinde yaşadığı ve genellikle ondan besin ya da barınak sağladığı canlı veya hücre.
Laboratuvar Çalışması ve Teknikler
Hücreler ve mikroorganizmalar gibi çok küçük nesneleri incelenebilecek kadar büyük göstermek için mercekler ya da elektron demeti kullanan alet.
Küçük sıvı hacimlerini hassas biçimde ölçmek ve aktarmak için kullanılan laboratuvar aracı. Fiil olarak, sıvıyı bu araçla aktarmak anlamına gelir.
Polimeraz zincir reaksiyonunun kısaltması; tekrarlanan ısıtma ve soğutma döngüleriyle seçilen bir DNA parçasının birkaç saat içinde milyonlarca kopyasını üreten laboratuvar tekniği.
Elektrik akımı yardımıyla DNA, RNA ya da protein parçalarını bir jelin içinden geçirerek büyüklüklerine göre ayıran laboratuvar tekniği.
Örnekleri yüksek hızda döndürerek ağır taneciklerin tüpün dibine çökmesini sağlayan cihaz. Fiil olarak, örnekleri bu cihazda döndürmek anlamına gelir.
İstenmeyen mikroorganizmaların kültürlere, örneklere, ekipmana ya da çalışan kişiye bulaşmasını önleyen çalışma yöntemlerinin bütünü.
Agar ya da başka bir besiyeri tabakası üzerinde mikroorganizma veya hücre üretmek için kullanılan sığ, yuvarlak, şeffaf ve kapaklı kap.
Bir büyümenin ya da tepkimenin gerçekleşmesi için örnekleri, kültürleri ya da yumurtaları belirli bir süre kontrollü sıcaklıkta, gerektiğinde kontrollü nem veya gaz düzeyinde tutmak.
Deney ve Araştırma Yöntemleri
Bir deney ya da gözlemle sınanabilen olası açıklama veya tahmin. Bilim insanları çalışmalarını bu açıklamayı desteklemek ya da çürütmek üzere tasarlar.
Bir deneyde test edilen uygulamanın yapılmadığı ve sonuçları uygulama yapılan grubun sonuçlarıyla karşılaştırılan grup.
Bir deneyde değişebilen sıcaklık, ışık ya da süre gibi her türlü etken. Bilim insanları bir değişkeni değiştirir ve bunun başka bir değişken üzerindeki etkisini ölçer.
Canlı bir organizmanın dışında, örneğin bir deney tüpünde, petri kabında ya da hücre kültüründe yapılan. Latince ifade kelimesi kelimesine 'cam içinde' anlamına gelir.
Fare, bitki ya da insan gibi canlı bir organizmanın içinde yapılan ya da gerçekleşen. Latince ifade 'canlıda' anlamına gelir.
Laboratuvarda kolayca yetiştirilip çoğaltılabildiği için ayrıntılı olarak incelenen ve elde edilen bulgularla diğer canlıların biyolojisini anlamaya yardım eden tür.
Sonuçların güvenilir olduğunu kontrol etmek için aynı ölçümün ya da deneyin yapılan tekrarlarından her biri. Fiil olarak bir deneyi tekrarlamak; DNA ve virüsler için ise kendini kopyalamak anlamına gelir.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Biyoloji İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Biyolojinin üzerine kurulduğu kelime parçalarını öğrenin: cyto- (hücre), photo- (ışık), hydro- (su), endo-/exo- (iç/dış), enzimler için -ase (lactase, polymerase) ve şekerler için -ose (glucose, sucrose). Böylece yeni terimlerin çoğu kendiliğinden anlaşılır.
- Süreçleri tek tek kelimeler olarak değil, kelime aileleri halinde öğrenin: divide ve division, mutate ve mutation, inherit ve inheritance, evolve ve evolution, germinate ve germination. Derslerde fiil, makalelerde ise çoğunlukla isim kullanılır.
- Her hafta ders kitabı bölümleri, makale özetleri ve laboratuvar protokolleri gibi gerçek İngilizce biyoloji metinleri okuyun. Yöntem bölümlerinde edilgen yapının nasıl kullanıldığına dikkat edin: 'Samples were centrifuged at 5,000 g for 10 minutes.'
- Şemaları İngilizce çizip etiketleyin: bitki hücresi, çiçek, DNA'nın çift sarmalı, besin ağı. Ezberden etiketlemek, terimleri kalıcı hale getirmenin en hızlı yollarından biridir.
- Birbirine karışan çiftleri yan yana çalışın ve her biri için bir cümle yazın: mitosis ve meiosis, transcription ve translation, genotype ve phenotype, xylem ve phloem, in vitro ve in vivo.
Sıkça sorulan sorular
İlk önce hangi İngilizce biyoloji terimlerini öğrenmeliyim?
Her derste geçen kelimelerle başlayın: cell, organism, DNA, gene, protein, enzyme, species, evolution ve ecosystem. Ardından hücrenin temel yapılarını, kalıtımın temellerini (allele, dominant, recessive), ana süreçleri (photosynthesis, cellular respiration, mitosis, meiosis) ve ilk laboratuvar derslerinizde duyacağınız kelimeleri (microscope, pipette, culture, control group) öğrenin. Bu listenin ilk seviyesi de bu sırayı izler.
Neden bu kadar çok biyoloji kelimesinin çoğulu tuhaf?
Birçok biyoloji terimi Latince ve Yunancadan gelir ve özgün çoğul biçimini korur: bacterium/bacteria, nucleus/nuclei, fungus/fungi, mitochondrion/mitochondria, hypothesis/hypotheses, stoma/stomata gibi. Bazı kelimeler ise hiç değişmez: one species, two species; one offspring, many offspring. Sınavlarda ve makalelerde 'a bacteria' ya da 'a specie' demek sık yapılan bir hatadır; bu yüzden tekil ve çoğul biçimleri birlikte öğrenin.
Bir türün bilimsel adını İngilizce metinde nasıl yazmalıyım?
İki parçalı Latince adı italik yazın: Cins adı büyük harfle başlar, tür adı ise tamamen küçük harfle yazılır; Homo sapiens ya da Escherichia coli gibi. Adı ilk kez tam olarak yazdıktan sonra cins adını baş harfiyle kısaltabilirsiniz: E. coli. Elle yazarken olduğu gibi italik kullanamıyorsanız adın altını çizin. 'House mouse' gibi yaygın adlar italik yazılmaz.
Biyoloji terimlerini nasıl doğru telaffuz edebilirim?
İngilizce terimleri Türkçedeki gibi okumayın. Meiosis 'mayoz' değil 'may-O-sis', allele 'ı-LİİL', enzyme 'EN-zaym', species 'SPİİ-şiiz' diye okunur; xylem ise 'z' sesiyle başlar. Vurgu çoğu zaman Türkçedekinden farklı bir heceye düşer: pho-to-SYN-the-sis, me-TAB-o-lism, hy-POTH-e-sis. Ders kayıtlarını ve sesli sözlükleri dinleyin, yeni terimleri sesli tekrar edin.
Türk biyologlar İngilizce terimleri mi yoksa Türkçe terimleri mi kullanır?
İkisini de. Okul kitapları ve Türkçe dersler baskın, çekinik, tozlaşma, ayrıştırıcı gibi Türkçe terimleri kullanırken araştırma laboratuvarlarında konuşma dili İngilizce kelimelerle karışıktır: 'Örnekleri santrifüjledik', 'PCR kurduk', 'kültürü overnight bıraktık' gibi. Makaleler, İngilizce özetli tezler ve uluslararası toplantılar ise İngilizce terimleri gerektirir. İki terim setini de bilmek, aynı konuyu hem Türkçe bir derste takip etmenizi hem de İngilizce bir makalede yazmanızı sağlar.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
