Çevre ve İklim İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İklim bilimi ve çevre çalışmalarının ortak dili İngilizcedir: IPCC raporları, uluslararası anlaşmalar, AB mevzuatı, çevresel etki değerlendirmeleri, sürdürülebilirlik raporları ve bankaların, yatırımcıların yönergeleri önce İngilizce yazılır. İklim değişikliği, emisyonlar ve karbon, kirlilik, atık, biyoçeşitlilik, sürdürülebilirlik, çevre politikası ve ESG raporlamasıyla ilgili temel terimleri bilmek; teknik belgeleri doğru okumanızı, anlaşılır raporlar yazmanızı ve yabancı meslektaşlarınız, denetçiler ve müşterilerle rahatça çalışmanızı sağlar.
- 100 terim
- 10 konu
- 47 temel terim
- 201 örnek cümle
İklim Değişikliği ve İklim Bilimi
Dünya'nın ortalama sıcaklıklarında ve hava olaylarının genel düzeninde uzun vadede yaşanan değişim. Günümüzde terim çoğunlukla kömür, petrol ve doğalgaz yakılması gibi insan faaliyetlerinden kaynaklanan ısınmayı anlatır.
Dünya'nın ortalama yüzey sıcaklığının 1800'lerin sonundan bu yana, büyük ölçüde insan faaliyetleriyle atmosfere salınan sera gazları nedeniyle yükselmesi.
Atmosferdeki bazı gazların güneşten gelen ısının bir kısmını tutarak Dünya'yı sıcak tuttuğu doğal süreç. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan ilave gazlar bu etkiyi güçlendirir.
Bir yer ve mevsim için olağandan çok daha şiddetli hava koşulları; sıcak hava dalgaları, çok şiddetli yağışlar, seller, kuraklıklar ve güçlü fırtınalar gibi.
Dünya okyanuslarının ortalama seviyesindeki artış; başlıca nedenleri buzulların ve buz tabakalarının erimesi ile ısınan deniz suyunun genleşmesidir.
Yağışın normalden çok daha az olduğu ve insanlar, tarım, nehirler ve ekosistemler için yeterli suyun kalmadığı uzun dönem.
Intergovernmental Panel on Climate Change (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) ifadesinin kısaltması; iklim değişikliği, etkileri ve olası çözümlerle ilgili bilimsel bilgiyi değerlendirip özetleyen BM kuruluşu.
Büyük ölçekli sanayileşme başlamadan önceki koşullar; genellikle 1850–1900 dönemi esas alınır ve küresel ısınma ile CO2 yoğunluğunu ölçmek için referans noktası olarak kullanılır.
İklim sisteminde aşıldığında buz tabakalarının çökmesi ya da ormanların kuruması gibi bir değişimin kendi kendini beslediği ve geri döndürülmesinin çok zor ya da imkansız hale geldiği kritik eşik.
Belirli bir yer ve mevsim için olağandışı sıcakların birkaç gün boyunca sürdüğü, çoğu zaman gece sıcaklıklarının da yüksek seyrettiği dönem.
Okyanusların atmosferdeki karbondioksiti emmesiyle deniz suyunun pH değerinin giderek düşmesi; bu durum mercanların, kabuklu deniz canlılarının ve planktonun kabuk ve iskelet oluşturmasını zorlaştırır.
Emisyonlar ve Karbon
Atmosferde güneşten gelen ısıyı tutarak Dünya yüzeyini ısıtan karbondioksit, metan ya da diazot monoksit gibi gazlar.
Kömür, petrol, doğalgaz, odun ve karbon içeren diğer maddeler yandığında açığa çıkan, CO2 ile gösterilen renksiz bir gaz. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan başlıca sera gazıdır.
Taşıtlar, fabrikalar, santraller ya da çiftlikler gibi kaynaklardan havaya salınan gazlar veya partiküller. İklim çalışmalarında bu kelime genellikle sera gazlarını ifade eder.
Bir kişinin, ürünün, şirketin ya da etkinliğin neden olduğu toplam sera gazı miktarı. Genellikle ton CO2 eşdeğeri olarak ifade edilir.
Bitki ve hayvan kalıntılarından milyonlarca yılda yer altında oluşan kömür, petrol ve doğalgaz gibi yakıtlar. Yakıldıklarında karbondioksit açığa çıkar.
Bir ülkenin ya da şirketin emisyonlarını büyük ölçüde azalttıktan sonra salmaya devam ettiği sera gazlarının, atmosferden uzaklaştırılan eşit miktarla dengelendiği durum.
Belirli bir dönemdeki net karbon emisyonu sıfır olan kuruluş, ürün ya da etkinlik için kullanılır; bu genellikle kalan emisyonların karbon kredileriyle dengelenmesiyle sağlanır.
Bir ekonominin, sektörün ya da şirketin karbondioksit ve diğer sera gazı emisyonlarını azaltma süreci; örneğin temiz enerjiye geçerek ve süreçleri elektrifiye ederek.
Bir kuruluşun kendi emisyonlarını telafi etmek için bedelini ödediği, başka bir yerde gerçekleştirilen emisyon azaltımı ya da karbon uzaklaştırması; örneğin bir ağaçlandırma ya da verimli ocak projesi.
Hayvancılık, çeltik tarlaları, çöp depolama alanları, kömür madenleri ile petrol ve doğalgaz faaliyetlerinden salınan güçlü bir sera gazı (CH4). CO2'den çok daha fazla ısı tutar, ancak atmosferde yalnızca 12 yıl kadar kalır.
Orman, okyanus, toprak ya da sulak alan gibi atmosferden saldığından daha fazla karbon emen doğal veya yapay sistem.
Yakılan litre yakıt ya da tüketilen kilovatsaat elektrik gibi bir faaliyet verisini, salınan sera gazı ya da kirletici miktarına dönüştüren katsayı.
Carbon dioxide equivalent (karbondioksit eşdeğeri) ifadesinin kısaltması; farklı sera gazlarının ısıtma etkisini, aynı ısınmaya yol açacak CO2 miktarı cinsinden ifade eden birim.
Sertifikalı bir projenin azalttığı, önlediği ya da atmosferden uzaklaştırdığı bir ton CO2e'yi temsil eden, alınıp satılabilen sertifika.
İklim Eylemi: Azaltım ve Uyum
Güneş ışığı, rüzgar, akan su ve yer altı ısısı gibi doğada sürekli yenilenen ve tükenmeyen kaynaklardan elde edilen enerji.
İklim değişikliğini sınırlamak amacıyla sera gazı emisyonlarını azaltmaya, önlemeye ya da bu gazları atmosferden uzaklaştırmaya yönelik eylemler.
İnsanların, şehirlerin, işletmelerin ve ekosistemlerin iklim değişikliğinin mevcut ve beklenen etkileriyle başa çıkabilmesi için yaptıkları değişiklikler.
Isıtma, aydınlatma ya da üretim gibi aynı hizmeti daha az enerjiyle sağlamak; örneğin yalıtım, verimli motorlar veya LED aydınlatma sayesinde.
Bir toplumun, şehrin, işletmenin ya da ekosistemin sel, sıcak hava dalgası veya kuraklık gibi şoklara hazırlanma, bunlarla başa çıkma ve hızla toparlanma kapasitesi.
İklim değişikliği, taşkın ya da su kıtlığı gibi sorunlarla mücadele etmek için ekosistemleri koruyan, onaran veya sürdürülebilir biçimde yöneten ve aynı zamanda insanlara ve biyoçeşitliliğe fayda sağlayan uygulamalar.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde emisyonların azaltılmasını ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumu finanse eden kamu, özel ve uluslararası kaynaklı fonlar.
Düşük karbonlu ekonomiye geçişin adil olması gerektiği; fosil yakıt sektörlerine bağımlı çalışanları, toplulukları ve bölgeleri koruması ve faydaların geniş kesimlere yayılması gerektiği anlayışı.
Kirlilik ve Çevre Kalitesi
Havada, suda ya da toprakta zararlı maddelerin veya gürültü, ışık ya da ısının insan sağlığına, yaban hayatına ya da çevreye zarar verecek düzeyde bulunması.
Havanın ne kadar temiz ya da kirli olduğu; ince partiküller, azot dioksit, ozon ve kükürt dioksit gibi kirleticilerin düzeyine göre ölçülür.
Nehirlerin, göllerin, denizlerin ya da yeraltı sularının kanalizasyon, endüstriyel kimyasallar, gübreler, petrol veya plastik gibi insanlara ve sucul canlılara zarar veren maddelerle kirlenmesi.
Evlerden, işletmelerden ve sanayiden gelen kullanılmış sudaki kirleticilerin giderilerek suyun nehirlere ya da denize güvenle verilebilir veya yeniden kullanılabilir hale getirilmesi.
Havada asılı duran toz, is ve duman gibi çok küçük katı ya da sıvı parçacıklar. En küçükleri olan PM2.5 akciğerlerin derinlerine, hatta kan dolaşımına kadar ulaşabilir.
Boyu 5 milimetreden küçük; büyük plastik ürünlerin parçalanmasından, sentetik giysilerden, lastiklerden ya da kozmetik gibi ürünlerden kaynaklanan çok küçük plastik parçacıklar.
Atmosferin yüksek katmanlarında, çoğunlukla yerden 15–35 km yükseklikte bulunan ve güneşin zararlı morötesi (UV) ışınlarının büyük kısmını emen gaz tabakası.
Duman, taşıt egzozu ve sanayi emisyonlarından oluşan, güneş ışığı ve durgun hava koşullarında çoğu zaman daha da kötüleşen, şehirlerin üzerindeki yoğun kirli hava tabakası.
Başta fosil yakıtların yanmasıyla açığa çıkan kükürt dioksit ve azot oksitler nedeniyle normalden daha asidik olan yağmur, kar ya da sis.
Toprakta ağır metaller, petrol, çözücüler ya da tarım ilaçları gibi zararlı maddelerin insan sağlığını, yeraltı suyunu veya ekosistemleri tehdit edebilecek düzeyde bulunması.
Başta gübrelerden ve evsel atık sulardan gelen azot ve fosfor olmak üzere aşırı besin maddesinin bir göle ya da denize karışması sonucu alglerin hızla çoğalması ve bunların çürümesiyle sudaki oksijenin tükenmesi süreci.
Atık ve Geri Dönüşüm
İnsanların, hanelerin, işletmelerin ya da fabrikaların artık ihtiyaç duymadığı veya kullanamadığı için attığı malzeme ve nesneler.
Kağıt, cam, metal ve plastik gibi kullanılmış malzemelerin toplanıp hammaddeye ya da yeni ürünlere dönüştürülmesi süreci.
Atıkların kontrollü bir şekilde toprağa gömüldüğü, genellikle sızdırmazlık tabakası ile sızıntı suyu ve depo gazı toplama sistemleri bulunan alan.
Zehirli, yanıcı, aşındırıcı ya da reaktif olduğu için insanlara veya çevreye zarar verebilecek atıklar; atık yağlar, çözücüler, piller ve tıbbi atıklar gibi.
Bir şeyden, özellikle atıktan, onu atarak, yakarak ya da kontrollü ve yasal bir şekilde gömerek kurtulmak; bertaraf etmek.
Bakteriler, mantarlar ve diğer canlılar tarafından doğal yollarla su, karbondioksit ve doğal maddelere ayrıştırılabilen.
Poşet, pipet, bardak, çatal bıçak ve günümüz ambalajlarının önemli bir kısmı gibi bir kez kullanılıp atılmak üzere tasarlanmış plastik ürünler.
Atıkların toplanması, taşınması, ayrıştırılması, işlenmesi, geri dönüştürülmesi ve bertaraf edilmesi ile bu faaliyetlerin planlanması ve izlenmesi.
Atıkla ilgili öncelik sıralaması: önce atığı önlemek, sonra yeniden kullanmak, geri dönüştürmek ve enerji geri kazanımı yapmak; ancak son seçenek olarak bertaraf etmek.
Yemek artıkları, bahçe atıkları ve bazı kağıt türleri gibi organik atıkların kontrollü ve doğal yolla ayrıştırılarak toprağı iyileştirmek için kullanılan koyu renkli, besin açısından zengin bir malzemeye dönüştürülmesi.
Telefon, bilgisayar, televizyon, buzdolabı ve kablo gibi atılmış elektrikli ve elektronik eşyalar; hem değerli metaller hem de tehlikeli maddeler içerir.
Biyoçeşitlilik ve Doğa Koruma
Bir bölgedeki tüm canlıların çeşitliliği; farklı bitki, hayvan ve mikroorganizma türlerini, bu türlerin genetik çeşitliliğini ve oluşturdukları ekosistemleri kapsar.
Canlı topluluklarının toprak, su ve iklim gibi fiziksel çevreleriyle birlikte, birbirleriyle etkileşim halinde tek bir sistem oluşturduğu bütün; örneğin bir orman, göl ya da mercan resifi.
Bir bitki ya da hayvan türünün doğal yaşam alanı; hayatta kalması ve üremesi için gereken besini, suyu, barınağı ve koşulları sağlayan yer.
Orman alanlarının tarım, otlatma, madencilik ya da yapılaşma gibi başka amaçlarla kullanılmak üzere kalıcı olarak yok edilmesi.
Genellikle yaşam alanı kaybı, avlanma, kirlilik ya da iklim değişikliği nedeniyle doğada yok olma riski yüksek olan bitki veya hayvan türü.
Türler, yaşam alanları, peyzajlar ve doğal kaynaklar dahil doğanın zarar görmemesi ya da kaybolmaması için korunması ve özenle yönetilmesi.
Milli park ya da deniz koruma alanı gibi, doğanın uzun vadede korunması için yasal olarak yönetilen ve sınırları belirlenmiş kara veya deniz alanı.
İnsanlar tarafından yeni bir bölgeye taşınan ve orada hızla yayılarak yerli türlere, ekosistemlere ya da ekonomiye zarar veren bitki, hayvan veya diğer canlılar.
Bir türün son bireyinin de ölmesiyle tamamen ortadan kalkması. Bir tür doğada tükenmiş olsa da hayvanat bahçelerinde ya da botanik bahçelerinde yaşamaya devam edebilir.
İnsanların doğadan elde ettiği faydalar; temiz su, ürünlerin tozlaşması, taşkın koruması, iklimin düzenlenmesi, gıda, kereste ve rekreasyon alanları gibi.
Yakın zamanda kesilen, yanan ya da başka bir nedenle yok olan orman alanlarına ağaç dikilmesi veya ormanın doğal yollarla yeniden gelişmesine yardımcı olunması.
Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi
Bugünün ihtiyaçlarını, gelecek nesiller için çevreye, topluma ya da ekonomiye zarar vermeyecek şekilde karşılama anlayışı. Şirketlerde çevresel ve sosyal etkilerin yönetimini de ifade eder.
Bugünkü insanların ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin de ihtiyaç duyacağı çevreyi ve doğal kaynakları koruyan ekonomik ve sosyal kalkınma.
Ürünleri ve malzemeleri yeniden kullanım, onarım, yeniden üretim ve geri dönüşüm yoluyla mümkün olduğunca uzun süre kullanımda tutan ve 'üret, kullan, at' anlayışının yerine geçen ekonomik model.
Daha az enerji kullandığı ya da daha az atık oluşturduğu için çevreye çok az zarar veren veya hiç zarar vermeyen ürün, hizmet ya da faaliyetleri nitelendirir.
Bir ürünün ya da hizmetin hammaddeden üretime, kullanımdan bertarafa kadar yaşamının her aşamasındaki çevresel etkilerini ölçme yöntemi.
- Sustainable Development Goals (SDGs)isimSürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA), Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
2015'te tüm BM üyesi ülkelerce kabul edilen ve yoksulluk, sağlık, eğitim, temiz su, enerji, iklim ve doğa gibi konuları kapsayan, 2030'a kadar ulaşılması hedeflenen on yedi küresel amaç.
Aynı ürünü üretmek ya da aynı hizmeti sunmak için daha az hammadde, su ve enerji kullanmak ve bu sırada daha az atık ve kirlilik oluşturmak.
Bir ürünün üretilmesi için ya da bir kişi, şirket veya ülke tarafından kullanılan ve tedarik zincirinin tamamında tüketilen suyu da kapsayan toplam tatlı su hacmi.
Çevre Politikası ve Mevzuat
2015'te BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında kabul edilen ve ülkelerin küresel ısınmayı 2°C'nin epey altında tutmayı ve 1,5°C ile sınırlamaya çalışmayı kabul ettiği uluslararası iklim anlaşması.
Bir tesisin havaya emisyon ya da suya deşarj gibi çevreyi etkileyebilecek faaliyetlerini belirlenmiş koşullar altında yürütmesine olanak tanıyan resmi izin.
Kirliliğe neden olanın, kirliliği önleme, temizleme ve verilen zararı giderme maliyetlerini kamu yerine kendisinin karşılaması gerektiği ilkesi.
Sera gazı emisyonlarına başta karbon vergisi ya da emisyon ticaret sistemleri aracılığıyla bir fiyat biçen, böylece kirletenin ödemesini sağlayıp daha temiz seçenekleri cazip hale getiren politikalar.
Toplam emisyonlara bir üst sınır koyan ve şirketlerin, her biri bir ton CO2 ya da eşdeğerini salma hakkı veren emisyon izinlerini alıp satmasına olanak tanıyan piyasa temelli sistem.
Kirletici faaliyetleri daha pahalı hale getirmek amacıyla fosil yakıtlara ya da sera gazı emisyonlarına uygulanan ve genellikle ton CO2 başına sabit bir tutar olarak belirlenen vergi.
Çelik, çimento, alüminyum ve gübre gibi belirli ithal ürünlere, üretimleri sırasında salınan emisyonlara göre karbon fiyatı uygulayan AB düzenlemesi.
Bir ülkenin Paris Anlaşması kapsamında sunduğu, emisyon azaltım hedeflerini ve iklim değişikliğine uyum eylemlerini içeren ulusal iklim planı.
Conference of the Parties (Taraflar Konferansı) ifadesinin kısaltması; BM iklim sözleşmesine taraf ülkelerin küresel iklim eylemlerini müzakere ettiği ve gözden geçirdiği yıllık BM iklim zirvesi.
Bir şeyi, örneğin kömürlü elektrik üretimini ya da zararlı kimyasalları, planlanmış bir süre içinde adım adım kullanmayı, üretmeyi ya da izin vermeyi bırakmak.
Üreticileri, ürünlerinin ve ambalajlarının kullanım sonrasında toplanması ve geri dönüştürülmesinden mali, bazen de fiili olarak sorumlu tutan politika yaklaşımı.
AB'nin 2019'da başlattığı ve Avrupa'yı 2050'ye kadar iklim nötr hale getirmeyi, net emisyonları 2030'a kadar 1990'a kıyasla en az %55 azaltmayı amaçlayan temel politika paketi.
Çevresel Değerlendirme ve Yönetim
Maden, otoyol ya da santral gibi planlanan bir projenin çevre ve yerel halk üzerindeki olası etkilerinin, proje onaylanmadan önce resmi olarak incelenmesi.
Bir kuruluşun çevresel etkilerini yönetmek, yasal yükümlülüklerini yerine getirmek ve performansını iyileştirmek için kullandığı politika, prosedür ve kayıtlardan oluşan yapılandırılmış sistem.
Mevzuata uygunluğu kontrol etmek ve zaman içindeki değişimleri tespit etmek amacıyla hava ve su kalitesi, gürültü ya da yaban hayatı gibi çevresel koşulların düzenli olarak ölçülmesi ve kayıt altına alınması.
Sonraki değişimlerin karşılaştırıldığı başlangıç durumu ya da ölçümleri; örneğin bir projeden önceki çevre koşulları ya da bir şirketin baz yıldaki emisyonları.
Bir tesisin ya da kuruluşun çevre mevzuatına, izinlerine ve kendi yönetim sistemine ne ölçüde uyduğunun ve çevresel etkilerini nasıl yönettiğinin sistematik olarak incelenmesi.
Yetkili kurumların ya da proje sahiplerinin, karar vermeden önce planlarını yerel halk ve diğer paydaşlarla paylaşıp onların görüşlerini topladığı resmi süreç.
Çevresel Raporlama ve ESG
Environmental, social and governance (çevresel, sosyal ve yönetişim) ifadesinin kısaltması; yatırımcıların ve kredi verenlerin bir şirketin risklerini, etkilerini ve yönetim kalitesini değerlendirmek için kullandığı üç grup finansal olmayan faktör.
Bir şirketin sera gazı emisyonlarını raporlamak için kullanılan üç kategori: kapsam 1 sahip olduğu kaynaklardan, kapsam 2 satın aldığı enerjiden, kapsam 3 ise değer zincirinin geri kalanından kaynaklanan emisyonlardır.
Bir şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını, hedeflerini ve etkilerini anlattığı, genellikle yılda bir yayımlanan rapor.
İklim değişikliğinin ya da beraberinde getirdiği politika ve piyasa değişikliklerinin bir şirkete, yatırımcıya, topluma veya varlığa finansal kayıp ya da başka bir zarar verme olasılığı.
Bir ülkenin, şehrin ya da şirketin belirli bir yılda saldığı ve uzaklaştırdığı tüm sera gazlarının kaynak ve gaz türüne göre ayrıntılı olarak listelendiği kayıt.
Bir şirketin, ürünün ya da yatırımın çevre açısından olduğundan daha iyi gösterilmesi amacıyla, örneğin belirsiz etiketler ya da seçici verilerle yanıltıcı beyanlarda bulunulması.
Sürdürülebilirlik raporlamasında, hangi çevresel, sosyal ve yönetişim konularının şirket ve paydaşları açısından raporlanacak kadar önemli olduğuna karar verme ilkesi ve süreci.
Bilgilerin kamuya açıklanması; özellikle şirketlerin yatırımcılara, düzenleyicilere ve kamuoyuna raporlamak zorunda olduğu ya da gönüllü olarak açıkladığı veriler, riskler ve hedefler.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Çevre ve İklim İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Alandan gerçek metinler okuyun: IPCC'nin politika yapıcılar için özetleri, ÇED raporları, şirketlerin sürdürülebilirlik raporları, AB mevzuatı ve çevre haberleri bu terimleri doğal bağlamında kullanır.
- Her ismi tek başına değil, birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin: emisyonlar azaltılır (cut, reduce) ya da dengelenir (offset); atıklar toplanır, ayrıştırılır ve bertaraf edilir (disposed of); yaşam alanları korunur ya da onarılır (restored); hedefler belirlenir, tutturulur ya da kaçırılır (set, met, missed); riskler değerlendirilir ve kamuya açıklanır (assessed and disclosed).
- Sayılabilen ve sayılamayan isimlere dikkat edin. Pollution, waste, biodiversity ve recycling genellikle sayılamaz; emissions ise neredeyse her zaman çoğuldur: 'a lot of wastes' değil 'a lot of waste', 'cut emission' değil 'cut emissions' deyin.
- Sayıları, birimleri ve formülleri sesli okuma alıştırması yapın: 'one point five degrees Celsius', 'four hundred and twenty parts per million', 'tonnes of CO2 equivalent', 'PM two point five'. İngilizcede ondalık ayırıcı nokta, binlik ayırıcı ise virgüldür; Türkçenin tam tersi.
- İngilizce terimleri zaten kullandığınız Türkçe adlar ve kısaltmalarla eşleştirin: ÇED (environmental impact assessment, EIA), sera gazı (greenhouse gas), SKDM (Carbon Border Adjustment Mechanism, CBAM) ve Sıfır Atık (zero waste) gibi. Böylece Türkiye'deki kuralları yabancı meslektaşlarınıza rahatça anlatabilirsiniz.
Sıkça sorulan sorular
Çevre ve iklim alanı için İngilizceyi nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: IPCC özetleri, ÇED raporları, sürdürülebilirlik ve ESG raporları, AB mevzuatı ve çevre haberleri. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (cut emissions, carry out an EIA, dispose of waste, disclose climate risks) ve yeni kelimeleri hemen kendi e-postalarınızda, raporlarınızda ve toplantılarınızda kullanın.
Önce hangi çevre ve iklim terimlerini öğrenmeliyim?
Her gün karşılaştığınız kelimelerle başlayın: climate change, global warming, greenhouse gas, carbon dioxide, emissions, carbon footprint, net zero, pollution, air quality, waste, recycling, biodiversity, ecosystem, sustainability, mitigation, adaptation, environmental impact assessment ve ESG. Ardından politika, raporlama ve her alanın teknik terimlerine geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.
Climate change ile global warming arasındaki fark nedir?
Global warming (küresel ısınma), Dünya'nın ortalama yüzey sıcaklığının başta insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazları nedeniyle yükselmesidir. Climate change (iklim değişikliği) daha geniş bir terimdir: küresel ısınmayı ve onun değişen yağış düzeni, daha sık aşırı hava olayları, kuraklık ve deniz seviyesi yükselmesi gibi tüm etkilerini kapsar. Bilim insanları ve resmi belgeler genellikle climate change terimini tercih eder; global warming ise konu doğrudan sıcaklık artışı olduğunda kullanılır.
Net zero ile carbon neutral arasındaki fark nedir?
Her ikisi de salınan emisyonlarla uzaklaştırılan ya da telafi edilen emisyonlar arasındaki dengeyi anlatır. Önde gelen standartlara göre net zero (net sıfır), tüm değer zincirinde emisyonları genellikle %90 veya daha fazla oranında azaltmak ve yalnızca geriye kalan küçük miktarı atmosferden uzaklaştırmak demektir. Carbon neutral (karbon nötr) beyanlarına ise çoğu zaman ağırlıklı olarak karbon kredisi satın alınarak ulaşılmıştır; bu yüzden düzenleyiciler bu beyanları artık daha sıkı denetliyor. Raporlarda beyanınızın neyi kapsadığını her zaman açıklayın.
ÇED ve 'ÇED olumlu' İngilizcede nasıl söylenir?
ÇED, environmental impact assessment (EIA) olarak çevrilir; ÇED raporu ise EIA report'tur. ABD'de ana belgeye environmental impact statement (EIS) denir. 'ÇED olumlu' kararı positive EIA decision ya da EIA approval, 'ÇED gerekli değildir' kararı ise an EIA is not required şeklinde çevrilebilir. Yabancı okurlar Türkçe kısaltmayı bilmez; bu yüzden İngilizce terimi ilk geçtiği yerde tam olarak yazın.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
