Enerji sektörü çalışanları için İngilizce

Enerji İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları

Enerji sektöründe İngilizce temel çalışma dillerinden biridir: ekipman datasheet'leri, şebeke yönetmelikleri (grid code), fizibilite çalışmaları, elektrik satın alma anlaşmaları (PPA), piyasa raporları ve uluslararası iklim belgeleri çoğunlukla bu dilde yazılır. Elektrik üretimi, şebeke, güneş, rüzgar, hidroelektrik ve nükleer enerji, depolama, verimlilik, enerji piyasaları ve emisyon politikalarıyla ilgili temel terimleri bilmek; teknik belgeleri rahatça okumanızı, yatırımcılar, tedarikçiler ve şebeke işletmecileriyle sorunsuz çalışmanızı ve hızla ilerleyen enerji dönüşümünü takip etmenizi sağlar.

  • 100 terim
  • 10 konu
  • 46 temel terim
  • 200 örnek cümle

Temel Kavramlar ve Birimler

  • renewable energyisimyenilenebilir enerji

    Güneş ışığı, rüzgar, akan su, yer altı ısısı ve organik maddeler gibi doğanın sürekli yenilediği kaynaklardan elde edilen enerji. Kömür, petrol ve doğalgazın aksine bu kaynaklar tükenmez.

  • kilowatt-hourisimkilovatsaat, kWh

    1.000 vatlık gücün bir saat boyunca kullanılmasına ya da üretilmesine eşit enerji birimi. Elektrik faturaları ve birçok enerji istatistiği kWh cinsinden verilir.

  • megawattisimmegavat, MW

    Bir milyon vata, yani 1.000 kilovata eşit güç birimi. Santrallerin, rüzgar türbinlerinin ve büyük güneş projelerinin büyüklüğünü anlatmak için kullanılır.

  • fossil fuelisimfosil yakıt

    Kömür, petrol veya doğalgaz gibi, bitki ve hayvan kalıntılarından milyonlarca yıl içinde yer altında oluşmuş yakıt. Yakıldığında karbondioksit açığa çıkar.

  • energy mixisimenerji karması, kaynak dağılımı

    Bir ülkenin ya da şirketin kullandığı doğalgaz, kömür, hidroelektrik, rüzgar, güneş ve nükleer gibi enerji kaynaklarının bileşimi; genellikle yüzde payları olarak gösterilir.

Elektrik Üretimi ve Santraller

  • generationisimüretim, elektrik üretimi

    Santraller, güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve diğer kaynaklarla elektrik üretilmesi ya da belirli bir dönemde üretilen elektrik miktarı.

  • power plantisimsantral, elektrik santrali

    Doğalgaz veya kömür yakarak, atom çekirdeğini parçalayarak ya da suyun, rüzgarın veya güneşin enerjisini kullanarak büyük ölçekte elektrik üreten tesis.

  • installed capacityisimkurulu güç, kurulu kapasite

    Bir santralin ya da bir ülkedeki tüm santrallerin tasarım değerlerine göre verebileceği en yüksek güç. Genellikle MW veya GW cinsinden verilir.

  • natural gasisimdoğalgaz, doğal gaz

    Büyük ölçüde metandan oluşan ve santrallerde, sanayide ve konutlarda yakılan fosil yakıt. Aynı miktarda elektrik için kömürden daha az CO2 salar, ama yine de bir fosil yakıttır.

  • capacity factorisimkapasite faktörü, kapasite kullanım oranı

    Bir santralin belirli bir dönemde gerçekte ürettiği elektriğin, aynı dönemde sürekli tam kapasiteyle çalışsaydı üreteceği elektriğe oranı; yüzde olarak gösterilir.

  • baseloadisimbaz yük, temel yük

    Gece gündüz süren asgari elektrik talebi seviyesi ve bu talebi karşılamak için neredeyse sürekli çalışan santraller.

  • gas turbineisimgaz türbini

    Genellikle doğalgaz yakan ve genleşen sıcak gazlarla bir jeneratöre bağlı türbini döndüren makine. Hızla devreye girebilir ve üretimini çabuk değiştirebilir.

  • steam turbineisimbuhar türbini

    Yüksek basınçlı buharın kanat sıraları üzerinden akarak bir jeneratöre bağlı şaftı döndürdüğü makine. Kömür, nükleer, jeotermal ve birçok biyokütle santrali buhar türbini kullanır.

  • combined cycleisimkombine çevrim, birleşik çevrim

    Bir gaz türbininin elektrik ürettiği, sıcak egzoz gazlarının ise bir buhar türbini için buhar üretmekte kullanıldığı ve böylece aynı yakıttan ek elektrik elde edildiği santral tasarımı.

  • combined heat and powerisimkojenerasyon, birleşik ısı ve güç üretimi

    Tek bir yakıttan aynı anda hem elektrik hem de kullanılabilir ısı üretmek; böylece sıradan bir santralde boşa gidecek ısı binalarda ya da sanayide değerlendirilir.

  • coal-firedsıfatkömürlü, kömür yakıtlı

    Isı ve elektrik üretmek için kömür yakan santral ya da kazanı niteler. Kömürlü santraller en büyük karbon emisyonu kaynakları arasındadır.

  • decommissionfiildevreden çıkarmak, işletmeden çıkarmak

    Bir santrali ya da başka bir tesisi kalıcı olarak kapatmak, hizmet dışı bırakmak ve çoğu durumda sökerek sahayı eski haline getirmek.

  • dispatchablesıfatkontrol edilebilir, talimatla devreye alınabilir

    Hava koşullarına bağlı güneş ve rüzgarın aksine, doğalgaz, barajlı hidroelektrik ya da bataryalar gibi, üretimi istendiğinde başlatılabilen, artırılabilen veya azaltılabilen enerji kaynağını niteler.

  • ramp upphrasal verb (öbek fiil)üretimi artırmak, yük almak

    Bir santralin üretimini ya da bir faaliyetin düzeyini kısa sürede adım adım artırmak. Tersi 'ramp down'dır.

  • commissioningisimdevreye alma, işletmeye alma

    İnşaatın sonunda yeni bir santralin ya da sistemin test edildiği, şartnamelere uygunluğunun kontrol edildiği ve normal işletme için teslim edildiği aşama.

Şebeke, İletim ve Dağıtım

  • gridisimşebeke, elektrik şebekesi

    Elektriği üretildiği yerden evlere, işyerlerine ve fabrikalara taşıyan enerji hatları, trafo merkezleri ve transformatörlerden oluşan ağ.

  • transmission lineisimiletim hattı, enerji nakil hattı

    Büyük miktarda elektriği santrallerden trafo merkezlerine uzun mesafeler boyunca taşıyan, genellikle yüksek çelik direkler üzerindeki yüksek gerilim hattı.

  • substationisimtrafo merkezi, indirici merkez

    Gerilimin yükseltildiği ya da düşürüldüğü ve güç akışının hatlar arasında yönlendirildiği; transformatör, kesici ve koruma ekipmanlarının bulunduğu tesis.

  • loadisimyük

    Tüketicilerin veya bir cihazın belirli bir anda sistemden çektiği elektrik gücü ya da bu gücü kullanan ekipman.

  • peak demandisimpuant talep, pik talep

    Belirli bir dönemde, örneğin bir günde ya da yılda, elektrik talebinin ulaştığı ve güç sisteminin karşılayabilmesi gereken en yüksek seviye.

  • power outageisimelektrik kesintisi, enerji kesintisi

    Bir arıza, kötü hava koşulları, şebekedeki hasar ya da planlı bakım nedeniyle müşterilere elektrik verilemeyen süre.

  • distribution networkisimdağıtım şebekesi, dağıtım ağı

    Elektriği trafo merkezlerinden alıp yerel hatlar ve kablolar üzerinden evlere ve işyerlerine ulaştıran, güç sisteminin daha düşük gerilimli bölümü.

  • transformerisimtransformatör, trafo

    Alternatif akımın gerilimini yükselten ya da düşüren cihaz. Transformatörler elektriğin uzak mesafelere iletilmesini mümkün kılar ve gerilimi kullanıcılar için güvenli seviyelere indirir.

  • blackoutisimgeniş çaplı elektrik kesintisi, büyük elektrik kesintisi

    Geniş bir bölgede elektriğin tamamen kesilmesi; çoğu zaman büyük bir arızanın, işletmeciler kontrol altına alamadan şebekeye yayılmasıyla ortaya çıkar.

  • intermittencyisimkesintililik, değişkenlik

    Güneş ve rüzgar üretiminin hava koşullarına ve günün saatine göre değişmesi; bu nedenle üretimin her an tam olarak kontrol edilememesi ya da garanti edilememesi.

  • grid connectionisimşebeke bağlantısı, bağlantı görüşü

    Bir santralin, depolama sisteminin ya da büyük bir tüketicinin şebekeye elektrik vermesini veya şebekeden elektrik almasını sağlayan fiziksel bağlantı ve resmi izin.

  • frequencyisimfrekans, şebeke frekansı

    Alternatif akımın saniyede kaç kez yön değiştirdiğini gösteren değer; hertz (Hz) ile ölçülür. Avrupa'da ve Türkiye'de 50 Hz, Kuzey Amerika'da 60 Hz'dir.

  • high voltageisimyüksek gerilim, YG

    Elektriği uzak mesafelere verimli biçimde taşımak için kullanılan, 154 kV veya 380 kV gibi gerilim seviyesi. Alçak, orta ve yüksek gerilimin kesin sınırları standarttan standarda değişir.

  • grid operatorisimşebeke işletmecisi, sistem operatörü

    Güç sistemini gerçek zamanlı olarak işleten, arz ile talebi dengeleyen ve şebeke genelinde gerilimi ve frekansı kararlı tutan kuruluş.

  • curtailmentisimüretim kısıtlaması, kısıntı

    Şebekenin elektriği alamaması ya da arzın fazla olması nedeniyle bir santralin, genellikle rüzgar veya güneş santralinin, üretimini üretebileceği seviyenin altına düşürmek.

  • transmission lossesisimiletim kayıpları, şebeke kayıpları

    Elektrik enerji hatları ve transformatörlerden geçerken ısı olarak kaybolan kısım; bu nedenle tüketiciye ulaşan elektrik, santralden çıkandan azdır.

  • smart gridisimakıllı şebeke

    Elektrik akışlarını izlemek ve kontrol etmek için dijital sensörler, iletişim teknolojileri ve otomasyon kullanan, şebekeyi daha verimli ve esnek hale getiren güç ağı.

  • off-gridsıfatşebekeden bağımsız, şebeke dışı

    Ana elektrik şebekesine bağlı olmayan; elektriğini güneş panelleri, bataryalar ya da dizel jeneratör gibi yerel kaynaklardan karşılayan.

  • microgridisimmikro şebeke

    Örneğin bir kampüste, adada ya da sanayi sitesinde kurulan, kendi üretim ve depolama kaynaklarına sahip, ana şebekeye bağlı olarak ya da ondan bağımsız çalışabilen küçük yerel güç ağı.

  • load sheddingisimyük atma, planlı kesinti

    Arz talebi karşılayamadığında şebekeyi korumak için belirli bölgelerin ya da müşterilerin elektriğini, genellikle sırayla, bir süre bilerek kesmek.

Güneş Enerjisi

  • solar panelisimgüneş paneli, PV modül

    Güneş ışığını doğrudan elektriğe dönüştüren, çok sayıda güneş hücresinden oluşan çerçeveli düz ünite. Birbirine bağlanan paneller bir güneş dizisi (array) oluşturur.

  • photovoltaicsıfatfotovoltaik, PV

    Güneş ışığını yarı iletken malzemeler aracılığıyla doğrudan elektriğe dönüştüren teknolojiyi niteler; güneş hücreleri ve panelleri bu teknolojiye dayanır. Kısaca PV denir.

  • inverterisiminverter, evirici

    Güneş panellerinin ya da bataryaların ürettiği doğru akımı (DC), binalarda kullanılabilecek veya şebekeye verilebilecek alternatif akıma (AC) dönüştüren cihaz.

  • solar farmisimgüneş enerjisi santrali, GES

    Genellikle hektarlarca alana yayılan, tek bir binayı beslemek yerine şebekeye satmak için elektrik üreten, yere kurulu büyük güneş paneli tesisi.

  • rooftop solarisimçatı GES, çatı üstü güneş enerjisi sistemi

    Evlerin, ofislerin, fabrikaların ya da depoların çatısına kurulan ve öncelikle binanın kendi elektrik ihtiyacını karşılayan güneş panelleri.

  • kilowatt peakisimkilovat peak, kWp

    Bir güneş sisteminin standart test koşullarındaki güç çıkışı; PV kurulumunun büyüklüğünü belirtmek için kullanılır. kWp olarak yazılır; büyük santrallerde MWp kullanılır.

  • solar cellisimgüneş hücresi, fotovoltaik hücre

    Üzerine ışık düştüğünde elektrik üreten, genellikle silisyumdan yapılmış ince yarı iletken eleman. Birbirine bağlanan çok sayıda hücre bir güneş panelini oluşturur.

  • irradianceisimışınım şiddeti, güneş ışınımı

    Belirli bir anda bir yüzeye düşen güneş ışığının gücü; metrekare başına vat (W/m²) cinsinden ölçülür. Güneş panelinin o anda ne kadar üretebileceğini belirler.

  • energy yieldisimenerji üretimi, yıllık üretim

    Bir güneş ya da rüzgar santralinin belirli bir dönemde, genellikle bir yılda ürettiği veya üretmesi beklenen elektrik miktarı. Gelir tahminlerinin temelini oluşturur.

Rüzgar Enerjisi

  • wind turbineisimrüzgar türbini

    Rüzgarla dönen büyük kanatları bir jeneratörü çalıştırarak elektrik üreten yüksek makine. Modern türbinler çoğu zaman 100 metreyi aşan kulelerin üzerinde durur.

  • wind farmisimrüzgar enerjisi santrali, RES

    Aynı bölgeye kurulan, birbirine bağlı ve ürettiği elektriği ortak bir trafo merkezi üzerinden şebekeye veren rüzgar türbinleri grubu.

  • offshore windisimaçık deniz rüzgarı, deniz üstü rüzgar enerjisi

    Deniz tabanına sabitlenmiş ya da yüzer platformlara yerleştirilmiş türbinlerle denizde üretilen rüzgar enerjisi. Denizde rüzgar karaya göre daha güçlü ve daha düzenlidir.

  • onshore windisimkarasal rüzgar, kara üstü rüzgar enerjisi

    Genellikle tepelere, düzlüklere ya da kıyı bölgelerine, yani karaya kurulan türbinlerle üretilen rüzgar enerjisi. Açık deniz rüzgarına göre genellikle daha ucuz ve daha hızlı kurulur.

  • rotor bladeisimrotor kanadı, türbin kanadı

    Rüzgar türbininin göbeğine bağlı, genellikle üç adet olan uzun ve kavisli kollardan her biri. Biçimi sayesinde rüzgar rotoru döndürür, rotor da jeneratörü çalıştırır.

  • nacelleisimnasel, türbin gövdesi

    Rüzgar türbininin kulesinin tepesinde bulunan ve dişli kutusu, jeneratör, şaft ve kontrol sistemleri gibi ana makine aksamını barındıran büyük gövde.

  • cut-in speedisimdevreye girme hızı, kalkış rüzgar hızı

    Bir rüzgar türbininin kullanılabilir elektrik üretmeye başladığı en düşük rüzgar hızı; modern türbinlerde genellikle saniyede 3 metre civarındadır.

Hidroelektrik, Nükleer ve Diğer Kaynaklar

  • hydropowerisimhidroelektrik, hidroelektrik enerji

    Genellikle bir nehirden ya da baraj gölünden gelen suyun türbinlerden geçirilmesiyle üretilen elektrik. Büyük ölçekli en eski yenilenebilir enerji kaynağıdır.

  • nuclear powerisimnükleer enerji, nükleer güç

    Bir reaktörde uranyum atomlarının parçalanmasıyla açığa çıkan ısıdan üretilen elektrik. Çalışırken neredeyse hiç karbondioksit salmaz.

  • damisimbaraj

    Suyu tutmak ve bir rezervuar oluşturmak için bir nehrin önüne inşa edilen büyük set. Hidroelektrik santrallerde biriken su türbinlerden geçirilerek elektrik üretilir.

  • nuclear reactorisimnükleer reaktör

    Nükleer santralde, kontrollü bir zincirleme tepkimeyle uranyum atomlarının parçalanarak ısı üretildiği ve bu ısıyla türbinler için buhar elde edildiği bölüm.

  • green hydrogenisimyeşil hidrojen

    Yenilenebilir elektrikle çalışan bir elektrolizörde suyun ayrıştırılmasıyla üretilen ve üretimi sırasında neredeyse hiç karbondioksit salınmayan hidrojen.

  • biomassisimbiyokütle

    Odun yongası, tarımsal atıklar ve hayvan gübresi gibi bitkisel ve hayvansal kökenli organik maddeler; enerji üretmek için yakılır ya da gaza veya yakıta dönüştürülür.

  • geothermal energyisimjeotermal enerji

    Yerin derinliklerindeki ısıdan elde edilen enerji. Bu ısı kuyular aracılığıyla sıcak su ya da buhar olarak yüzeye çıkarılır; elektrik üretmek ya da binaları ve seraları ısıtmak için kullanılır.

  • uraniumisimuranyum

    Nükleer reaktörlerde yakıt olarak kullanılan ağır ve hafif radyoaktif bir metal. Reaktörlerin çoğu için zenginleştirilerek U-235 izotopunun payı yüzde 3-5 civarına çıkarılır.

  • nuclear wasteisimnükleer atık, radyoaktif atık

    Nükleer enerji üretimi ve diğer nükleer faaliyetlerden geriye kalan radyoaktif malzeme; özellikle reaktörlerden çıkan kullanılmış yakıt. Çok uzun süre güvenli biçimde izole edilmesi gerekir.

Enerji Depolama

  • energy storageisimenerji depolama

    Enerjiyi bol olduğu anda yakalayıp ihtiyaç duyulduğunda yeniden kullanıma sunan teknolojiler; bataryalar, pompaj depolamalı hidroelektrik ve ısıl depolama bunlara örnektir.

  • battery storageisimbatarya depolama, batarya enerji depolama sistemi

    Elektriğin büyük şarj edilebilir bataryalarda depolanarak daha sonra, örneğin akşam puantında ya da şebekenin hızlı desteğe ihtiyaç duyduğu anlarda kullanılması.

  • pumped hydro storageisimpompaj depolamalı hidroelektrik, pompaj depolama

    Elektrik ucuz ya da bol olduğunda suyu daha yüksekteki bir rezervuara pompalayarak enerji depolamak ve ihtiyaç duyulduğunda bu suyu türbinlerden geçirerek elektrik üretmek.

  • state of chargeisimşarj durumu, doluluk oranı

    Bir bataryanın belirli bir andaki doluluk seviyesi; kullanılabilir kapasitesinin yüzdesi olarak, yüzde 0 (boş) ile yüzde 100 (dolu) arasında gösterilir.

  • lithium-ion batteryisimlityum iyon batarya, lityum iyon pil

    Lityum iyonlarının elektrotlar arasında hareket ettiği şarj edilebilir batarya. Telefonlarda, elektrikli araçlarda ve yeni şebeke ölçekli depolama projelerinin çoğunda kullanılır.

  • round-trip efficiencyisimçevrim verimi, gidiş-dönüş verimi

    Bir depolama sistemine verilen enerjinin; şarj, depolama ve deşarj sırasındaki kayıplardan sonra geri alınabilen kısmı; yüzde olarak gösterilir.

Enerji Verimliliği

  • energy consumptionisimenerji tüketimi

    Bir kişi, bina, makine, şirket ya da ülke tarafından belirli bir sürede, örneğin bir günde, ayda veya yılda kullanılan enerji miktarı.

  • energy efficiencyisimenerji verimliliği

    Bir binayı ısıtmak, bir odayı aydınlatmak ya da bir makineyi çalıştırmak gibi aynı işi daha iyi ekipman, tasarım veya alışkanlıklar sayesinde daha az enerjiyle yapmak.

  • heat pumpisimısı pompası

    Havadan, topraktan ya da sudan ısı alıp binaya aktararak ısıtma, ters yönde çalışarak soğutma yapan ve harcadığı elektrikten daha fazla ısı sağlayan elektrikli cihaz.

  • insulationisimyalıtım, ısı yalıtımı

    Kışın ısı kaybını, yazın ise ısı kazancını azaltarak ısıtma ve soğutma için gereken enerjiyi düşüren; duvarlara, çatılara, döşemelere veya boruların çevresine uygulanan malzeme.

  • energy auditisimenerji etüdü, enerji denetimi

    Bir binanın ya da sanayi tesisinin enerjiyi nasıl kullandığının ayrıntılı olarak incelenmesi; enerjinin nerede boşa harcandığını ve hangi önlemlerin enerji ve para tasarrufu sağlayacağını ortaya koyar.

  • energy performance certificateisimenerji kimlik belgesi, EKB

    Bir binanın enerji verimliliğini genellikle A'dan (en verimli) G'ye kadar bir ölçekte derecelendiren ve bina inşa edilirken, satılırken ya da kiralanırken gereken resmi belge.

Enerji Piyasaları ve Tarifeler

  • utilityisimelektrik şirketi, enerji şirketi

    Halka elektrik, doğalgaz veya su sağlayan ve çoğu zaman bu hizmeti ulaştıran şebekeye de sahip olan ya da onu işleten şirket. Enerji metinlerinde genellikle elektrik şirketi anlamına gelir.

  • tariffisimtarife, elektrik tarifesi

    Bir müşterinin elektrik ya da doğalgaz için ne kadar ödeyeceğini belirleyen fiyatlar ve kurallar bütünü; örneğin kWh başına, aylık ya da günün saatine göre.

  • smart meterisimakıllı sayaç

    Tüketimi kısa aralıklarla kaydeden ve verileri otomatik olarak tedarikçiye ya da şebeke işletmecisine gönderen elektrik veya doğalgaz sayacı.

  • power purchase agreementisimelektrik satın alma anlaşması, enerji alım anlaşması

    Bir elektrik şirketi ya da büyük bir firma gibi bir alıcının, belirli bir santralden önceden kararlaştırılan fiyatla elektrik satın almayı kabul ettiği uzun vadeli sözleşme.

  • wholesale marketisimtoptan satış piyasası, toptan elektrik piyasası

    Elektriğin son kullanıcıya ulaşmadan önce üreticiler, tedarikçiler, ticaret şirketleri ve büyük tüketiciler arasında büyük hacimlerde alınıp satıldığı piyasa.

  • feed-in tariffisimalım garantisi, sabit alım fiyatı

    Yenilenebilir enerji üreticilerine şebekeye verdikleri her kWh için genellikle 10-20 yıl boyunca sabit bir fiyat garanti eden destek mekanizması.

  • day-ahead marketisimgün öncesi piyasası, GÖP

    Ertesi günün her saati ya da her çeyrek saati için elektriğin alınıp satıldığı, tekliflerin genellikle öğle saatlerinde kapandığı borsa piyasası.

  • LCOEkısaltmaseviyelendirilmiş elektrik maliyeti, LCOE

    Levelized cost of electricity (seviyelendirilmiş elektrik maliyeti) ifadesinin kısaltması: inşaat, finansman, yakıt ve bakım dahil olmak üzere bir santralin tüm ömrü boyunca bir MWh elektrik üretmenin ortalama maliyeti.

  • net meteringisimmahsuplaşma, net ölçüm

    Müşterinin güneş panellerinin şebekeye verdiği elektriğin, şebekeden çektiği elektrikten düşüldüğü ve yalnızca aradaki farkın ödendiği faturalama sistemi.

  • guarantee of originisimmenşe garantisi, YEK-G belgesi

    Bir MWh elektriğin belirli, genellikle yenilenebilir, bir kaynaktan üretildiğini kanıtlayan elektronik belge. Şirketler yeşil elektrik kullandıklarını belgelemek için bu sertifikalardan yararlanır.

  • demand responseisimtalep tarafı katılımı, talep yanıtı

    Tüketicilerin fiyat sinyallerine ya da şebeke işletmecisinin taleplerine göre elektrik kullanım zamanını veya miktarını değiştirmesi; örneğin bir fabrikanın puant saatinde yükünü azaltması.

Emisyonlar ve Enerji Politikası

  • carbon emissionsisimkarbon emisyonları, karbon salımı

    Başta kömür, petrol ve doğalgazın yakılması olmak üzere havaya salınan karbondioksit. Terim çoğu zaman tüm sera gazı emisyonları için genel anlamda kullanılır.

  • energy transitionisimenerji dönüşümü, enerji geçişi

    Bir ekonominin enerji sisteminin fosil yakıtlardan uzaklaşarak yenilenebilir ve diğer düşük karbonlu kaynaklara yönelmesi; bu süreç elektrifikasyon ve verimlilik adımlarını da kapsar.

  • net zeroisimnet sıfır, net sıfır emisyon

    Bir ülkenin ya da şirketin atmosfere saldığı sera gazlarının, atmosferden uzaklaştırdığı miktarla dengelendiği ve toplam katkısının sıfıra indiği durum.

  • greenhouse gasisimsera gazı

    Atmosferde ısıyı tutarak küresel ısınmaya katkıda bulunan gaz; karbondioksit, metan ve diazot monoksit bunlara örnektir.

  • carbon footprintisimkarbon ayak izi

    Bir kişinin, ürünün, şirketin ya da etkinliğin doğrudan ve dolaylı olarak neden olduğu toplam sera gazı miktarı; ton CO2 eşdeğeri cinsinden ifade edilir.

  • decarbonizationisimkarbonsuzlaşma, dekarbonizasyon

    Bir ekonominin, sektörün ya da şirketin karbondioksit emisyonlarını azaltmak; örneğin yenilenebilir elektriğe geçerek, ısınmayı ve ulaşımı elektrikleştirerek ve verimliliği artırarak.

  • carbon priceisimkarbon fiyatı, karbon fiyatlandırması

    Şirketleri emisyonlarını azaltmaya teşvik etmek amacıyla, karbon vergisi ya da emisyon ticaret sistemi aracılığıyla salınan her ton karbondioksite yüklenen maliyet.

  • emissions trading systemisimemisyon ticaret sistemi, ETS

    Toplam emisyonlara bir üst sınır koyan ve şirketlerin, her biri bir ton CO2 salma hakkı veren emisyon izinlerini alıp satmasına olanak tanıyan piyasa temelli sistem.

  • carbon capture and storageisimkarbon yakalama ve depolama, CCS

    Elektrik santrallerinden veya fabrikalardan çıkan karbondioksiti havaya karışmadan yakalayan, taşıyan ve yer altının derin katmanlarında kalıcı olarak depolayan teknoloji.

  • energy securityisimenerji güvenliği, enerji arz güvenliği

    Bir ülkenin arz kesintileri, fiyat şokları ya da teknik arızalar nedeniyle ciddi bir sorun yaşamadan, güvenilir biçimde ve makul fiyatlarla yeterli enerjiye ulaşabilmesi.

  • phase outphrasal verb (öbek fiil)aşamalı olarak kaldırmak, kademeli olarak devreden çıkarmak

    Bir şeyi, örneğin kömürden elektrik üretimini, fosil yakıt sübvansiyonlarını ya da verimsiz ampulleri, planlanmış bir süre içinde adım adım kullanımdan kaldırmak.

  • subsidyisimsübvansiyon, teşvik

    Tüketiciler için enerji maliyetini düşürmek ya da belirli teknolojileri veya üreticileri desteklemek amacıyla devletin sağladığı para veya diğer mali yardımlar.

Mini test: bu terimleri biliyor musun?

Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.

Enerji İngilizcesi nasıl öğrenilir?

  • Alandan gerçek metinler okuyun: şebeke işletmecilerinin ve enerji ajanslarının yıllık raporları, proje fizibilite çalışmaları, inverter ve türbin datasheet'leri, piyasa haberleri ve sürdürülebilirlik raporları bu terimleri doğal bağlamında kullanır.
  • Güç ile enerjiyi en baştan birbirinden ayırın. Güç (power) bir hızdır ve kW ya da MW ile ölçülür; enerji (energy) bir miktardır ve kWh ya da MWh ile ölçülür. 'A 5 MW plant produced 9,000 MWh last year' cümlesini doğru kurabilmek, profesyonel olduğunuzu hemen gösterir.
  • Her terimi yalnızca isim olarak değil, birlikte kullanıldığı fiillerle öğrenin: bir santral devreye alınır (is commissioned), devreye girer (comes online) ve sonunda devreden çıkarılır (is decommissioned); üretim artırılır (ramped up) ya da kısıtlanır (curtailed); kömürden aşamalı olarak çıkılır (coal is phased out); elektrik şebekeye verilir (fed into the grid).
  • Sayıları ve birimleri sesli okuma alıştırması yapın: 'two point five megawatts', 'eighty euros per megawatt-hour', 'three hundred eighty kilovolts'. İngilizcede ondalık ayırıcı nokta, binlik ayırıcı ise virgüldür; Türkçenin tam tersi.
  • İngilizce terimleri zaten kullandığınız Türkçe kısaltmalarla eşleştirin: GES (solar farm), RES (wind farm), HES (hydropower plant), YEKDEM (feed-in tariff) ve GÖP (day-ahead market) gibi. Böylece Türkiye piyasasını yabancı meslektaşlarınıza rahatça anlatabilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Enerji sektörü İngilizcesini nasıl öğrenebilirim?

Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: şebeke işletmecilerinin ve enerji ajanslarının raporları, fizibilite çalışmaları, ekipman datasheet'leri, piyasa haberleri ve şirketlerin sürdürülebilirlik raporları. Her terimi sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (commission a plant, feed into the grid, curtail output, sign a PPA) ve yeni kelimeleri hemen kendi e-postalarınızda, raporlarınızda ve toplantılarınızda kullanın.

Önce hangi enerji terimlerini öğrenmeliyim?

Her gün duyduğunuz kelimelerle başlayın: renewable energy, generation, power plant, grid, kWh, MW, installed capacity, solar panel, wind turbine, transmission line, substation, load, peak demand, energy storage, energy efficiency, tariff ve carbon emissions. Ardından piyasalar, depolama, politika ve her teknolojinin teknik ayrıntılarına geçin. Bu sözlükteki terimler de aynı şekilde, en temelden daha ileri seviyeye doğru sıralanmıştır.

kW ile kWh arasındaki fark nedir?

Kilovat (kW) gücü, yani enerjinin belirli bir anda üretilme ya da tüketilme hızını ölçer. Kilovatsaat (kWh) ise enerjiyi, yani belirli bir sürede üretilen ya da tüketilen miktarı ölçer. 3 saat çalışan 2 kW'lık bir ısıtıcı 6 kWh enerji kullanır. Santraller güçleriyle anılır (a 50 MW wind farm: 50 MW'lık bir rüzgar santrali); faturalar ve yıllık üretim ise enerjiyle ifade edilir (120.000 MWh a year).

GES, RES ve HES İngilizcede nasıl söylenir?

GES genellikle solar power plant, solar farm ya da solar park; RES wind farm ya da wind power plant; HES hydropower plant ya da hydroelectric power plant (bazen kısaca HPP); JES ise geothermal power plant olarak çevrilir. İngilizce konuşanlar bu Türkçe kısaltmaları bilmez; bu yüzden İngilizce terimin tamamını yazın ve gerekirse Türkçe kısaltmayı bir kez parantez içinde açıklayın.

Seviyene uygun okumayla pekiştir

Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar: