Jeoloji İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Yer bilimleri öğrencilerinin kullandığı ders kitaplarının, bilimsel makalelerin, deprem raporlarının ve jeoloji haritalarının büyük kısmı İngilizcedir; uluslararası arazi kampları ve kongreler de İngilizce yürür. Bu terimler bir jeoloji ya da yer bilimleri öğrencisinin ilk aylarda karşılaştığı konuları kapsar: kayaçlar ve mineraller, levha tektoniği, depremler ve volkanlar, yer şekilleri, toprak, su, hava ve iklim, ve bunları birbirine bağlayan haritalar ile arazi yöntemleri.
- 100 terim
- 11 konu
- 58 temel terim
- 200 örnek cümle
Yerin İç Yapısı
Yerin katı kısmını inceleyen bilim dalı: neyden oluştuğunu, kayaçların ve yer şekillerinin nasıl meydana geldiğini ve zaman içinde nasıl değiştiğini araştırır.
Yerin ince, kayalık dış katmanı. Okyanusların altında yaklaşık 5-10 km, kıtaların altında ise genellikle 30-50 km kalınlıktadır.
Kabuk ile çekirdek arasında yer alan, yaklaşık 2.900 km derinliğe kadar inen, sıcak ve büyük ölçüde katı kayaçtan oluşan kalın katman. Milyonlarca yıl içinde çok yavaş akar.
Dünya'nın büyük ölçüde demir ve nikelden oluşan merkezi bölümü. Dış çekirdek sıvıdır ve manyetik alanı oluşturur; iç çekirdek ise katıdır.
Yer kabuğu ile mantonun en üst kısmından oluşan, Dünya'nın rijit dış kabuğu. Tektonik levhalara bölünmüştür ve kalınlığı genellikle 100 km civarındadır.
Üst mantoda, litosferin hemen altında yer alan, yavaşça akabilen ve üstündeki tektonik levhaların hareket etmesine olanak tanıyan sıcak ve zayıf katman.
Bir akışkan ya da yumuşak katı içinde sıcak malzemenin yükselip yayıldığı, ardından soğuyup yeniden battığı döngüsel akış. Mantoda ısıyı yüzeye doğru taşır.
Kayaçlar ve Mineraller
Granit veya kireçtaşı gibi, çoğunlukla minerallerden oluşan doğal katı malzeme. Yer kabuğu kayaçlardan oluşur ve kayaçlar oluşum biçimlerine göre gruplandırılır.
Belirli bir kimyasal bileşimi ve düzenli bir iç yapısı olan, doğal olarak oluşmuş inorganik katı; kuvars, kalsit ve feldispat buna örnektir.
Erimiş magmanın veya lavın soğuyup katılaşmasıyla oluşan kayaç. Granit yerin derinliklerinde yavaşça, bazalt ise yüzeyde hızla katılaşarak oluşur.
Kum, çamur veya kavkı gibi tortuların tabakalar halinde birikmesi, ardından gömülüp sıkışması ve zamanla çimentolanmasıyla oluşan kayaç.
Yerin derinliklerinde ısı, basınç veya sıcak akışkanların etkisiyle erimeden değişime uğramış kayaç; kireçtaşından oluşan mermer buna örnektir.
Magmatik, tortul ve metamorfik kayaçların erime, ayrışma, gömülme ve ısınma gibi süreçlerle uzun zaman içinde birbirine nasıl dönüştüğünü gösteren model.
Atomların düzenli ve tekrarlanan bir dizilim içinde bulunduğu, bu yüzden çoğu zaman düz yüzeyler ve kendine özgü bir biçim kazanan katı.
Büyük ölçüde kuvars, feldispat ve mikadan oluşan, magmanın kabuğun derinliklerinde yavaşça soğumasıyla meydana gelen açık renkli, iri taneli magmatik kayaç.
Lavın yüzeyde veya yüzeye yakın yerde hızla soğumasıyla oluşan koyu renkli, ince taneli magmatik kayaç. En yaygın volkanik kayaçtır ve okyanus tabanını oluşturur.
Büyük ölçüde kalsit minerali biçimindeki kalsiyum karbonattan oluşan ve çoğu zaman deniz canlılarının kavkı ve iskeletlerinden meydana gelen tortul kayaç.
Bir mineralin çizilmeye karşı direnci; 1 (talk) ile 10 (elmas) arasında değişen Mohs ölçeğiyle ölçülür. Mineralleri tanımak için yapılan ilk testlerden biridir.
Bir mineralin, kristal yapısındaki zayıflık düzlemleri boyunca düz ve pürüzsüz yüzeyler halinde kırılma eğilimi. Mika, mükemmel dilinimi sayesinde ince yapraklara ayrılır.
Silisyum dioksitten (SiO2) oluşan, genellikle saydam, beyaz veya gri renkli, cam parlaklığında, sert ve yaygın bir mineral. Sertliği 7'dir ve dilinimi yoktur.
Jeolojik Zaman ve Fosiller
Çok eskiden yaşamış bir bitki ya da hayvanın kayaç içinde korunmuş kalıntıları veya izleri; kavkılar, kemikler, yaprak izleri ve ayak izleri buna örnektir.
Baştan sona benzer özellikler gösteren ve üstündeki ile altındaki katmanlardan ayrılan tek bir tortul kayaç ya da sediman katmanı. Çoğulu strata'dır.
Kayaçlara ve fosillere dayanarak Dünya'nın yaklaşık 4,6 milyar yıllık tarihini üst zaman (eon), zaman (era), dönem (period) ve çağ (epoch) gibi adlandırılmış birimlere bölen sistem.
Bilinen bozunma hızından yararlanarak bir radyoaktif elementin ne kadarının ürünlerine bozunduğunu ölçüp kayaç ve minerallerin yaşını belirleme yöntemi.
Bir numunedeki radyoaktif izotop atomlarının yarısının bozunması için geçen süre. Her izotopun kendine özgü ve sabit bir yarı ömrü vardır.
Bozulmamış tortul kayaç katmanlarında en yaşlı katmanın en altta bulunduğunu ve üstteki her katmanın bir alttakinden daha genç olduğunu belirten ilke.
Kayaç katmanları arasında, aşınmanın kayacı kaldırdığı ya da uzun süre hiç çökelme olmadığı dönemi temsil eden ve jeolojik kayıttaki bir boşluğu gösteren yüzey.
Kısa bir süre yaşamış, ancak geniş bir alana yayılmış ve kolay tanınan bir türün fosili; kayaç katmanlarını yaşlandırmak ve farklı bölgelerdeki katmanları eşleştirmek için kullanılır.
Levha Tektoniği ve Yapısal Jeoloji
Yerin dış kabuğunun yavaşça hareket eden büyük levhalara bölündüğünü ve bu hareketin depremlere, volkanlara, dağ oluşumuna ve kıtaların yer değiştirmesine yol açtığını açıklayan kuram.
Yer litosferini oluşturan ve manto üzerinde genellikle yılda birkaç santimetre hızla yavaşça hareket eden büyük, rijit parçalardan her biri.
Yer kabuğunda, iki yanındaki kayaçların birbirine göre yer değiştirdiği kırık. Fay boyunca ani bir kayma olduğunda deprem meydana gelir.
İki tektonik levhanın karşılaştığı kuşak. Levhalar ıraksak sınırlarda birbirinden uzaklaşır, yakınsak sınırlarda birbirine yaklaşır, dönüşüm (transform) sınırlarında ise yan yana kayar.
Bir tektonik levhanın, genellikle okyanusal bir levhanın, yakınsak bir sınırda başka bir levhanın altına dalarak mantoya batması süreci.
Kayaç katmanlarının tektonik kuvvetlerle kırılmadan yavaşça sıkıştırılması sonucu oluşan bükülme ya da kıvrılma.
İki levhanın birbirinden uzaklaştığı ve yükselen magmadan yeni okyanusal kabuğun oluştuğu uzun bir denizaltı dağ sırası; Orta Atlantik Sırtı buna örnektir.
Yer kabuğunun gerilip ayrıldığı yerlerde, faylar arasındaki bir kara bloğunun aşağı çökmesiyle oluşan uzun vadi. Doğu Afrika Rifti bilinen bir örnektir.
Alfred Wegener'in 1912'de ortaya attığı, kıtaların yeryüzünde yavaşça yer değiştirdiği ve bir zamanlar Pangea adlı bir süperkıtada birleşik olduğu fikri.
Depremler ve Sismoloji
Kayaçların bir fay boyunca kırılıp kaymasıyla açığa çıkan enerjinin sismik dalgalar halinde yayılması sonucu yerin aniden sarsılması.
Bir depremin kaynağında açığa çıkan enerjiye dayanarak depremin boyutunu gösteren sayı. Ölçekteki her bir tam birimlik artış yaklaşık 32 kat daha fazla enerji anlamına gelir.
Depremin yer altında başladığı noktanın tam üstünde, yeryüzünde bulunan nokta.
Bir deprem, patlama veya başka bir ani yer hareketiyle oluşan ve yerin içinden ya da yüzeyi boyunca yayılan enerji dalgası.
Büyük bir depremden sonra aynı bölgede, yer kabuğu ana şoka uyum sağlarken meydana gelen daha küçük deprem. Artçı depremler aylarca, hatta yıllarca sürebilir.
Deprem kırılmasının yer altında başladığı nokta; odak (focus) olarak da adlandırılır. Bu noktanın yüzeyden derinliğine odak derinliği denir.
Depremlerin ve diğer titreşimlerin neden olduğu yer hareketlerini algılayıp kaydeden alet. Bu aletin ürettiği kayda sismogram denir.
Deniz tabanının ani hareketiyle, çoğunlukla bir denizaltı depremiyle, bazen de heyelan veya volkanik püskürmeyle oluşan çok uzun dalga boylu deniz dalgaları dizisi.
Bir depremin sarsıntısının belirli bir yerde ne kadar güçlü hissedildiğini ve ne kadar hasar verdiğini gösteren ölçü. Genellikle kaynaktan uzaklaştıkça azalır.
Belirli bir yerin, belirli bir süre içinde belirli bir şiddette deprem sarsıntısına maruz kalma olasılığı.
Gevşek ve suya doygun kum veya siltin şiddetli deprem sarsıntısı sırasında dayanımını yitirerek bir sıvı gibi davranması.
Volkanlar
Yer kabuğunda magma, gaz ve külün yüzeye çıktığı açıklık ve tekrarlanan püskürmelerle bu açıklığın çevresinde yükselen dağ ya da tepe.
Yeryüzünün altındaki, çoğu zaman kristaller ve çözünmüş gazlar içeren erimiş ya da kısmen erimiş kayaç. Yüzeye ulaştığında lav adını alır.
Bir volkandan yeryüzüne çıkmış erimiş kayaç; aynı zamanda bu kayacın soğuyarak katılaşmasıyla oluşan kaya.
Şiddetli bir patlamayla ya da daha sakin bir lav akıntısı halinde lav, kül ve gaz çıkarmak. Volkanlar ve gayzerler için kullanılır.
Şu anda püskürmeyen ve uzun süredir de püskürmemiş, ancak yeniden püskürebileceği düşünülen volkanı nitelendirir.
Büyük bir püskürme magma odasını boşalttıktan sonra odanın üstündeki zeminin çökmesiyle oluşan, büyük ve çanak biçimli çukurluk.
Patlayıcı bir püskürme sırasında volkanın yamacından aşağı hızla akan, yere yakın ilerleyen sıcak gaz, kül ve kayaç parçacıkları bulutu.
Bir levhanın ortasında yer alan ve mantonun derinliklerinden yükselen olağandışı sıcak bir kayaç sorgucuyla beslendiği düşünülen volkanik etkinlik alanı.
Patlayıcı püskürmelerle havaya fırlatılan, 2 mm'den küçük kayaç, mineral ve volkanik cam parçacıkları.
Yer Şekilleri ve Yüzey Süreçleri
Toprağın ve kayaç parçalarının su, rüzgar, buz veya yer çekimi etkisiyle bulunduğu yerden koparılıp başka bir yere taşınması.
Kayaçların yeryüzünde veya yüzeye yakın kesimlerde fiziksel, kimyasal ya da biyolojik süreçlerle, parçalar başka yere taşınmadan ufalanıp bozulması.
Su, rüzgar veya buzla taşınıp yeni bir yerde çöken kum, çamur, çakıl, kavkı ya da bitki parçaları gibi gevşek malzeme.
Su, rüzgar veya buzla taşınan sedimanın, örneğin bir akarsu yavaşladığında, bırakılıp birikmesi süreci.
Uzun yıllar boyunca biriken kardan oluşan ve kendi ağırlığıyla yokuş aşağı yavaşça akan büyük buz kütlesi.
Bir akarsuyun denize ya da göle girerken yavaşlayıp bıraktığı sedimanlardan oluşan, düz ve çoğu zaman yelpaze biçimli kara parçası.
Bir kayaç, toprak ya da moloz kütlesinin yamaç aşağı ani hareketi; çoğu zaman şiddetli yağış, deprem veya inşaat çalışmaları tarafından tetiklenir.
Bir şeyi sürtünme, akan su veya rüzgar etkisiyle yavaş yavaş inceltmek, küçültmek ya da düzleştirmek; ya da bu şekilde aşınıp gitmek.
Bir akarsuyun kıyısında uzanan, taşkın sırasında su altında kalan ve akarsuyun geride bıraktığı ince sedimanlarla oluşmuş düz arazi.
Kireçtaşı veya jips gibi çözünebilen kayaçların su tarafından yavaşça çözülmesiyle oluşan; mağaralar, obruklar, yeraltı nehirleri ve büyük kaynaklar içeren arazi.
Toprak
Ayrışmış kayaç parçacıkları, organik madde, su ve havadan oluşan ve bitkilerin içinde yetiştiği, yeryüzünün gevşek üst katmanı.
Toprağın genellikle 5-30 cm kalınlığındaki, organik maddece zengin, bitki köklerinin ve toprak canlılarının çoğunu barındıran en üst katmanı.
Toprağın yüzeyden alttaki kayaca kadar uzanan ve horizon adı verilen farklı katmanlarını gösteren düşey kesiti.
Toprak profilindeki, yüzeye aşağı yukarı paralel uzanan ve renk, bünye veya bileşim bakımından diğerlerinden ayrılan belirgin katmanlardan her biri.
Bitki ve hayvan kalıntılarının çürümesiyle oluşan, topraktaki koyu renkli ve kararlı organik madde. Su ve besin maddelerini tutar, toprağı verimli kılar.
Bir topraktaki kum, silt ve kil tanelerinin oranları; toprağın suyu ne kadar tuttuğunu, nasıl drene olduğunu ve ne kadar kolay işlendiğini belirler.
Toprak biliminde yaklaşık 0,002 mm'den küçük çok ince mineral taneleri ve bunların ıslandığında oluşturduğu yumuşak, yapışkan malzeme. Kil suyu ve besin maddelerini iyi tutar.
Bir toprağın ayrışma yoluyla geliştiği kayaç ya da gevşek sediman. İçerdiği mineraller toprağın bünyesini, rengini ve verimliliğini büyük ölçüde etkiler.
Su Döngüsü ve Hidroloji
Suyun buharlaşma, yoğuşma, yağış ve yüzey akışı yoluyla okyanuslar, atmosfer ve karalar arasında sürekli dolaşımı.
Yer altında, su tablasının altındaki toprak, sediman ve kayaçların gözeneklerinde ve çatlaklarında bulunan su. Kuyuları ve kaynakları besler.
Bulutlardan yere yağmur, kar, sulu kar veya dolu olarak düşen su. Genellikle günlük, aylık veya yıllık milimetre cinsinden ölçülür.
Yeraltı suyunu depolayan ve akmasına izin veren, böylece kuyuları ve kaynakları besleyebilen geçirimli kayaç ya da sediman kütlesi.
Yağmur ve kar erimesi sularının tek bir akarsuya ve onun kollarına aktığı, komşu havzalardan daha yüksek alanlarla ayrılan arazinin tamamı.
Yeraltı suyunun üst yüzeyi; bu yüzeyin altındaki toprak ve kayaçlar tamamen suya doymuştur. Derinliği yağışa ve su çekimine göre yükselir ya da alçalır.
Yağmurdan veya eriyen kardan gelen ve toprağa sızmak yerine yüzey boyunca akarak derelere ve nehirlere ulaşan su.
Sıvı suyun, başta Güneş'in ısısının etkisiyle, okyanuslardan, göllerden, akarsulardan ve ıslak topraktan su buharına dönüşerek havaya yükselmesi süreci.
Suyun veya diğer akışkanların kolayca geçmesine izin veren. Kum, çakıl ve çatlaklı kireçtaşı geçirimlidir; kil ve şeyl ise çok az su geçirir.
Hava ve İklim
Bir bölgenin sıcaklık, yağış ve rüzgar gibi özelliklerini kapsayan, genellikle 30 yıllık ortalamalarla belirlenen uzun dönemli tipik hava koşulları.
Atmosferin belirli bir yer ve zamandaki durumu; saatler ya da günler içindeki sıcaklık, rüzgar, bulutluluk, nem ve yağış gibi.
Yer çekimiyle Dünya'nın çevresinde tutulan gaz katmanı. Büyük ölçüde azot ve oksijenden oluşur; hava olayları en alt katmanı olan troposferde gerçekleşir.
Su buharı, karbondioksit ve metan gibi gazların yerden yayılan ısıyı soğurup bir kısmını yeniden yere göndermesi sonucu yeryüzünün ısınması.
Havadaki su buharı miktarı; genellikle bağıl nem olarak, yani havanın o sıcaklıkta taşıyabileceği en yüksek miktarın yüzdesi olarak verilir.
Sıcaklık ve nem bakımından farklı iki hava kütlesi arasındaki sınır. Bir soğuk ya da sıcak cephenin geçişi çoğu zaman bulut, yağış ve rüzgar değişimi getirir.
Bir yüzeyin üzerindeki havanın ağırlığından kaynaklanan basınç. Deniz seviyesinde ortalama 1013 hektopaskal civarındadır ve yükseldikçe azalır.
Dünya tarihinde küresel sıcaklıkların düşük olduğu ve büyük buz örtülerinin kıtaların bir kısmını kapladığı uzun dönem. Son buzul dönemi yaklaşık 11.700 yıl önce sona erdi.
Haritalar ve Arazi Çalışması
Ana kayanın toprak veya bitki örtüsüyle kaplı olmadığı ve yüzeyde göründüğü, jeologların doğrudan inceleyebildiği yer.
Yüzeyde veya hemen altında hangi kaya birimlerinin bulunduğunu; bunların yaşlarını, sınırlarını, faylarını, kıvrımlarını ve doğrultu-eğim ölçümlerini gösteren harita.
Arazinin şeklini ve yükseltisini eş yükselti eğrileriyle gösteren, ayrıca akarsuları, yolları, binaları ve diğer unsurları da içeren ayrıntılı harita.
Haritada deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren çizgi. Birbirine yakın çizgiler dik bir yamacı, aralıklı çizgiler ise hafif eğimli araziyi gösterir.
Laboratuvar ya da ofis yerine gerçek arazide yapılan çalışma; kayaçları, toprakları veya akarsuları gözlemek, ölçmek, haritalamak ve bunlardan numune almak gibi.
Bir kayaç tabakasının veya fayın konumunu tanımlayan iki ölçüm: doğrultu (strike), düzlem üzerindeki yatay bir çizginin pusula yönü; eğim (dip) ise düzlemin yatayla yaptığı açıdır.
Haritadaki bir uzaklık ile arazideki gerçek uzaklık arasındaki oran. 1/25.000 ölçekli bir haritada kağıt üzerindeki 1 cm, arazide 250 m'ye karşılık gelir.
Tanımlanmak, test edilmek veya laboratuvarda analiz edilmek üzere toplanan küçük miktarda kayaç, toprak, su ya da sediman.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Jeoloji İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Kelimeleri aileleriyle öğrenin: erode, erosion ve erosional; deposit, deposition ve depositional; sediment, sedimentary ve sedimentation; volcano, volcanic ve volcanism. Makaleler bu biçimler arasında sürekli geçiş yapar.
- Alandan gerçek metinler okuyun: sismoloji merkezlerinin deprem raporları, jeoloji haritalarının lejantları ve açıklama notları, arazi rehberleri, ders kitabı bölümleri ve araştırma makalelerinin özetleri. Terimlerin bağlam içinde nasıl kullanıldığını en iyi bunlar gösterir.
- Yunanca ve Latince kökleri öğrenin: geo- (yer), litho- (kaya), hydro- (su), seismo- (sarsıntı), -sphere (katman, küre) ve -logy (bilimi). Bu kökler yüzlerce terimi bir anda çözmenizi sağlar.
- Bir kayacı veya mostrayı İngilizce sesli tarif etmeyi deneyin: renk, tane boyu, mineraller, tabakalanma, fosiller, doğrultu ve eğim. Arazi defterinizin en azından bir kısmını İngilizce tutun.
- Türkçeden gelen tuzaklara dikkat edin: kaya, kayaç ve taş; toprak ve zemin; plaka ve levha; bir de ondalık virgül. Türkçede '7,2 büyüklüğünde' yazılır, İngilizcede ise 'magnitude 7.2' yazılır.
Sıkça sorulan sorular
Geology, earth science ve geoscience arasındaki fark nedir?
Geology (jeoloji) katı yeri inceler: kayaçları, mineralleri, yapıları ve bunlara kaydedilmiş geçmişi. Earth science (yer bilimi) daha geniş bir şemsiyedir; okyanusları, atmosferi, suyu ve iklimi de kapsar. Geoscience ise çoğunlukla earth science ile eş anlamlıdır ve iş unvanlarında ve üniversite bölüm adlarında sık geçer.
Jeolojide 'rock' mı demeliyim, 'stone' mu?
Doğal malzeme ve kayaç türleri için 'rock' kullanın: igneous rock, a rock sample, the rock cycle. 'Stone' ise kesilmiş yapı taşı, değerli taşlar ve limestone, sandstone, kidney stone gibi kalıplaşmış adlarda kullanılır. Türk jeologlar da benzer bir ayrım yapar: kayaç türü için 'kayaç', gündelik dilde ise 'kaya' veya 'taş' denir.
Depremin büyüklüğü (magnitude) ile şiddeti (intensity) arasındaki fark nedir?
Büyüklük (magnitude) depremin kaynaktaki boyutunu ölçer; bu nedenle bir depremin tek bir büyüklüğü olur ve 6.4 gibi Arap rakamlarıyla yazılır. Şiddet (intensity) ise sarsıntının belirli bir yerde ne kadar güçlü hissedildiğini ve ne kadar hasar verdiğini anlatır; bu yüzden yerden yere değişir ve VIII gibi Roma rakamlarıyla yazılır. Medyada bu ikisinin sık karıştırıldığını unutmayın.
Jeoloji metinlerinde 'Ma' gibi yaş ifadelerini nasıl okumalıyım?
Ma, mega-annum'un kısaltmasıdır ve milyon yıl önce anlamına gelir: '66 Ma' İngilizcede 'sixty-six million years ago' diye okunur. Ga milyar yılı, ka ise bin yılı gösterir. Bazı yazarlar bir tarih yerine süre belirtmek için 'Myr' veya 'm.y.' kullanır; örneğin 'the eruption lasted 2 Myr'. Türkçe metinlerde 'milyon yıl' için çoğunlukla 'My' yazılır.
Türk jeologlar işlerinde İngilizce terim kullanıyor mu?
Evet. Okudukları bilimsel literatürün büyük kısmı İngilizcedir, tezlerde İngilizce özet bulunur ve uluslararası projeler, kongreler ile arazi kampları İngilizce yürür. Fay, magma, lav, rift ve karst gibi pek çok Türkçe terim de Fransızca ya da İngilizceden alınmıştır; bu yüzden İngilizce asıllarını öğrenmek Türkçe terimleri de daha anlaşılır kılar.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
