Astronomi ve Uzay İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Astronominin ve uzay uçuşlarının ortak dili İngilizcedir: bilimsel makaleler, gözlem rehberleri, teleskop kılavuzları ve roket fırlatmalarının canlı yayınları bu dilde yapılır. Bu terimler sizi Güneş Sistemi'nin gezegenlerinden uzak gökadalara ve evrenin başlangıcına, bahçedeki teleskoptan fırlatma rampasına ve uzay istasyonuna kadar götürür.
- 100 terim
- 10 konu
- 35 temel terim
- 200 örnek cümle
Güneş Sistemi ve Gezegenler
Bir yıldızın etrafında dolanan, yalnızca yansıttığı ışıkla parlayan ve yörüngesindeki diğer büyük cisimleri temizleyecek kadar kütleli, yuvarlak ve büyük gök cismi.
Güneş Sistemi'nin merkezindeki yıldız. Kütleçekimi gezegenleri yörüngelerinde tutar; ışığı ve ısısı Dünya'daki yaşamı mümkün kılar.
Bir gezegenin ya da cüce gezegenin etrafında dolanan doğal gök cismi. 'The Moon' biçiminde yazıldığında Dünya'nın tek doğal uydusu olan Ay'ı ifade eder.
Güneş ve onun etrafında dolanan her şey: sekiz gezegen ve uyduları, cüce gezegenler, asteroitler, kuyruklu yıldızlar, toz ve gaz.
Güneş'in etrafında dolanan küçük, buzlu gök cismi. Güneş'e yaklaştığında buzu gaza dönüşür; parlayan bir bulut ve çoğu zaman uzun kuyruklar oluşur.
Güneş'in etrafında dolanan küçük, kayalık ya da metalik gök cismi. Asteroitlerin çoğu Mars ile Jüpiter arasındaki asteroit kuşağında bulunur.
Uzaydan gelen küçük bir kaya ya da toz parçası Dünya atmosferinde yanarken görülen parlak ışık izi. Parçanın kendisine meteoroit denir.
Güneş dışındaki bir yıldızın etrafında dolanan gezegen. Güneş benzeri bir yıldızın çevresindeki ilk örneği 1995'te bulunmuştur; bugün binlercesi bilinmektedir.
Güneş'in etrafında dolanan ve yuvarlak bir şekle sahip olan ama yörüngesindeki diğer cisimleri temizleyememiş gök cismi. Plüton, Ceres ve Eris en bilinen örneklerdir.
Çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan, üzerinde durulabilecek katı bir yüzeyi olmayan çok büyük gezegen. Güneş Sistemi'ndeki gaz devleri Jüpiter ve Satürn'dür.
Uzaydan gelip Dünya atmosferinden geçerken tamamen yanmadan yere ulaşan kaya ya da metal parçası.
Mars ile Jüpiter'in yörüngeleri arasında kalan ve Güneş Sistemi'ndeki asteroitlerin çoğunun Güneş etrafında dolandığı bölge.
Neptün'ün yörüngesinin ötesinde, Güneş'ten yaklaşık 30 ila 50 AB uzaklıkta uzanan geniş buzlu cisimler kuşağı. Plüton ve başka cüce gezegenler burada dolanır; kısa periyotlu kuyruklu yıldızların çoğu da buradan gelir.
Güneş'ten uzaya doğru saniyede yüzlerce kilometre hızla akan, yüklü parçacıklardan oluşan sürekli akım.
Yıldızlar ve Yıldız Evrimi
Çekirdeğindeki nükleer tepkimelerle ışık ve ısı üreten, çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan dev bir sıcak gaz küresi. Dünya'ya en yakın yıldız Güneş'tir.
Maddenin o kadar sıkıştığı bir uzay bölgesi ki kütleçekimi hiçbir şeyin, ışığın bile kaçmasına izin vermez. Pek çoğu çok büyük kütleli yıldızların çökmesiyle oluşur.
Uzaydaki devasa gaz ve toz bulutu. Bazı bulutsular yeni yıldızların doğduğu yerlerdir; bazıları ise ölen yıldızların dışarı attığı maddeden oluşur.
Kısa bir süre için koca bir gökada kadar parlayabilen dev yıldız patlaması. Büyük kütleli bir yıldız çöktüğünde ya da bir beyaz cüce fazla kütle kazandığında meydana gelir.
Hidrojen gibi hafif atom çekirdeklerinin birleşerek helyum gibi daha ağır çekirdekler oluşturduğu ve çok büyük miktarda enerji açığa çıkardığı tepkime. Güneş'in ve diğer yıldızların enerji kaynağıdır.
Ömrünün ileri bir evresindeki büyük, görece soğuk ve çok parlak yıldız. Güneş benzeri bir yıldız çekirdeğindeki hidrojeni tüketip dış katmanları şiştiğinde oluşur.
Güneş benzeri bir yıldız öldüğünde geride kalan küçük, çok yoğun ve sıcak çekirdek. Büyüklüğü yaklaşık Dünya kadardır ama kütlesi Güneş'inkiyle karşılaştırılabilir düzeydedir.
Büyük kütleli bir yıldız süpernova olarak patladıktan sonra geride kalan son derece yoğun çekirdek. Güneş'ten daha fazla kütleyi yalnızca yaklaşık 20 kilometre çapındaki bir küreye sığdırır.
Bir yıldızın çekirdeğinde hidrojeni helyuma dönüştürdüğü uzun ve kararlı yaşam evresi. Yıldızların parlaklığını sıcaklıklarına göre gösteren grafikte bu yıldızlar çapraz bir kuşak oluşturur.
Radyo dalgaları ya da başka ışınımlardan oluşan demetler yayan ve bu demetler Dünya'dan bir deniz fenerinin ışığı gibi son derece düzenli atımlar halinde görülen, hızla dönen nötron yıldızı.
Bir kara deliği çevreleyen ve ötesinden hiçbir şeyin, ışığın bile kaçamadığı sınır. Bu sınırı geçen hiçbir şey bir daha geri dönemez.
Gökadalar ve Derin Uzay
Kütleçekimiyle bir arada tutulan yıldızlardan, gazdan, tozdan ve karanlık maddeden oluşan devasa sistem. Büyük bir gökada yüz milyarlarca yıldız barındırabilir.
Güneş Sistemi'nin de içinde bulunduğu, birkaç yüz milyar yıldızdan oluşan çubuklu sarmal gökada. Karanlık bir gecede gökyüzünü boydan boya kesen soluk ışık kuşağına da bu ad verilir.
Parlak bir merkezi şişkinliğe ve fırıldak gibi dışa doğru kıvrılan kollara sahip, yassı ve dönen gökada. Kollarında bol miktarda genç yıldız, gaz ve toz bulunur.
Sarmal kolları olmayan, pürüzsüz, oval ya da yuvarlak biçimli gökada. Çoğunlukla yaşlı, kırmızımsı yıldızlardan oluşur ve yeni yıldız oluşturacak çok az gaz içerir.
Aynı buluttan doğmuş ve kütleçekimiyle bir arada duran yıldız grubu. Açık kümeler seyrek ve gençtir; küresel kümeler ise çok yaşlı yıldızlardan oluşan yoğun toplardır.
Kütlesi milyonlarca ya da milyarlarca Güneş kütlesine ulaşan kara delik. Samanyolu dahil neredeyse her büyük gökadanın merkezinde bir tane bulunur.
Samanyolu'na en yakın büyük sarmal gökada; yaklaşık 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktadır. Karanlık bir gökyüzünde çıplak gözle soluk bir leke olarak görülebilir.
Gaz yutan süper kütleli bir kara deliğin güç verdiği, uzak bir gökadanın son derece parlak merkezi. Tek bir kuasar, içinde bulunduğu gökadanın tamamından daha parlak olabilir.
Kozmoloji
Uzayın ve zamanın tamamı ile içindeki her şey: madde, enerji, gezegenler, yıldızlar ve gökadalar. Gözlemlenebilir kısmının çapı yaklaşık 93 milyar ışık yılıdır.
Evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce son derece sıcak ve yoğun bir durumdan başladığını ve o zamandan beri genişleyip soğuduğunu ortaya koyan bilimsel model.
Işık yaymayan ve soğurmayan, görünmeyen ama kütleçekimiyle gökadaları ve gökada kümelerini bir arada tutan madde türü. Neyden oluştuğu henüz bilinmiyor.
Evrenin giderek hızlanan genişlemesinin bilinmeyen nedeni. Evrenin toplam enerji içeriğinin yaklaşık üçte ikisini oluşturur.
Bizden uzaklaşan ya da ışığı genişleyen uzayı aşarak gelen bir cismin ışığının gerilmesi; bu yüzden tayf çizgileri daha uzun, daha kırmızı dalga boylarına kayar.
Büyük Patlama'dan yaklaşık 380.000 yıl sonrasından kalan ve tüm gökyüzünü dolduran zayıf mikrodalga ışıması. Çoğunlukla CMB diye kısaltılır.
Birbirinin etrafında dolanarak birleşen iki kara delik gibi büyük kütleli cisimlerin ivmeli hareketiyle uzay-zamanda oluşan dalgalanma. Einstein bunları 1916'da öngörmüştür.
Teleskoplar ve Gözlem
Mercekler, aynalar ya da antenlerle uzaktaki cisimlerden gelen ışığı veya başka ışınımları toplayan ve böylece sönük, uzak cisimleri görmeyi ve incelemeyi sağlayan alet.
Gökyüzünü gözlemlemek için teleskoplar ve aletlerle donatılmış bina ya da tesis. Büyük gözlemevlerinin çoğu şehir ışıklarından uzak, yüksek ve kurak dağlarda kurulur.
Yıldızları, gezegenleri, gökadaları ve uzaydaki diğer cisimleri, genellikle gözlem yapıp verileri analiz ederek inceleyen bilim insanı.
Sokak lambalarından, binalardan ve tabelalardan yayılan, gece gökyüzünü aydınlatıp sönük yıldızları ve gökadaları gizleyen aşırı yapay ışık.
Dünya atmosferinin üzerinde, yörüngeye ya da derin uzaya yerleştirilmiş teleskop; böylece daha net görüntü alır ve kızılötesi, morötesi ya da X ışınları gibi atmosferin engellediği ışınımları da algılar.
Görünür ışık yerine uzaydan gelen radyo dalgalarını büyük bir çanak ya da anten dizisiyle toplayan teleskop. Bulutlu havada ve gündüz de gözlem yapabilir.
Bir teleskobun ana merceğinin ya da aynasının çapı. Açıklık büyüdükçe teleskop daha fazla ışık toplar; böylece daha sönük cisimler ve daha ince ayrıntılar görülebilir.
Teleskobun ucunda bulunan ve içinden bakılan küçük mercek. Göz merceğini değiştirmek büyütmeyi ve görüş alanını değiştirir.
Işığı renklerine, yani tayfına ayırarak inceleme yöntemi. Tayftaki karanlık ve parlak çizgiler bir cismin kimyasal bileşimini, sıcaklığını ve hareketini ortaya koyar.
Gece Gökyüzü ve Ölçüler
Gökyüzünde tanınabilir bir şekil oluşturan yıldız grubu ve bu grubun çevresindeki gökyüzü bölgesi. Gökbilimciler resmi olarak 88 takımyıldızı tanır.
Işığın bir yılda kat ettiği mesafe; yaklaşık 9,46 trilyon kilometre. Zaman değil, uzaklık birimidir.
Bir gök cisminin başka bir cismin ışığını kesmesi; örneğin Ay'ın Güneş ile Dünya arasına girmesi ya da Dünya'nın gölgesinin Ay'ın üzerine düşmesi.
Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklığa eşit olan, yaklaşık 149,6 milyon kilometrelik uzaklık birimi. Genellikle AU ya da au diye kısaltılır.
Yaklaşık 29,5 günlük döngü boyunca Ay'ın aydınlık kısmının Dünya'dan görünen, yeni aydan dolunaya ve yeniden yeni aya doğru değişen şekillerinden her biri.
Dünya bir kuyruklu yıldızın ya da asteroidin geride bıraktığı tozun içinden geçerken çok sayıda meteorun gökyüzünde aynı noktadan geliyormuş gibi göründüğü dönem. Meteor yağmurları her yıl aynı tarihlerde tekrarlanır.
Bir yıldızın ya da başka bir gök cisminin ne kadar parlak göründüğünü ölçen sayı. Ölçek tersine işler: sayı küçüldükçe cisim daha parlaktır; çok parlak cisimlerin değerleri eksidir.
Yılda iki kez, 21 Haziran ve 21 Aralık civarında, Güneş'in öğle vakti gökyüzünde en yüksek ya da en alçak noktasına ulaştığı ve en uzun ya da en kısa günün yaşandığı an.
Yılda iki kez, 20 Mart ve 22 Eylül civarında, Güneş'in tam ekvatorun üzerinde bulunduğu ve her yerde gece ile gündüzün aşağı yukarı eşit olduğu an.
Bir gezegenin ya da uydunun daha büyük bir cismin önünden geçmesi; örneğin Merkür'ün Güneş diskinin önünden ya da bir ötegezegenin yıldızının önünden geçmesi.
Yörüngeler ve Kütleçekim
Gezegen, uydu ya da yapay uydu gibi bir cismin kütleçekimi nedeniyle başka bir cismin etrafında izlediği eğri yol. Fiil olarak bu yol üzerinde dolanmak anlamına gelir.
Kütlesi olan her iki cismi birbirine doğru çeken kuvvet. Gezegenleri Güneş'in etrafındaki yörüngelerinde, ayaklarımızı da yerde tutan budur.
Bir cismin başka bir cismin etrafındaki tam bir turu tamamlaması için geçen süre. Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma süresi yaklaşık 365,25 gündür.
Bir cismin ek bir itki almadan bir gezegenin ya da başka bir gök cisminin kütleçekiminden kurtulabilmesi için gereken en düşük hız. Dünya için yaklaşık saniyede 11,2 kilometredir.
Dünya'ya görece yakın, genellikle yaklaşık 2.000 km'nin altındaki yörünge. Uzay istasyonu ve yer gözlem uydularının çoğu alçak Dünya yörüngesinde bulunur.
Bir roketin, uzay aracının ya da hareket eden başka bir cismin uzayda izlediği yol; özellikle kapalı bir yörünge söz konusu olmadığında kullanılır.
Ekvatorun yaklaşık 35.786 km üzerindeki dairesel yörünge; burada bir uydu Dünya'nın etrafını bir günde dolanır ve böylece hep aynı noktanın üzerinde sabit duruyormuş gibi görünür.
Dünya yörüngesinde kalmaya devam eden ve çalışan uzay araçlarına zarar verebilen ölü uydular, kullanılmış roket kademeleri ve çarpışma ya da patlamalardan kalan parçalar.
Etrafında dolandığı cisme hep aynı yüzünü dönen uydu ya da gezegen için kullanılır; bunun nedeni, her dolanımda kendi ekseni etrafında da tam bir kez dönmesidir.
Johannes Kepler'in 1600'lerin başında yayımladığı üç kural: gezegenler elips biçimli yörüngelerde dolanır, Güneş'e yaklaştıkça hızlanır ve yörünge büyüklüğü ile dolanma süresi arasında sabit bir ilişki vardır.
Dünya etrafındaki bir yörüngede uydunun ya da Ay'ın Dünya'dan en uzak olduğu nokta. En yakın noktaya ise perigee (yerberi) denir.
Roketler ve Uzay Araçları
Yüksek hızla arkasından sıcak gaz püskürterek ileri hareket eden araç ya da motor. Uyduları, sondaları ve ekipleri uzaya göndermek için roketler kullanılır.
Bir gezegenin ya da başka bir gök cisminin etrafında dolanan cisim. Çoğunlukla haberleşme, navigasyon, hava tahmini ya da gözlem için yörüngeye gönderilen araç anlamında kullanılır.
Uzayda yol almak ya da çalışmak için tasarlanmış, mürettebatlı veya mürettebatsız her türlü araç; uydular, sondalar ve ekip kapsülleri buna örnektir.
Bir roketin bir müşteri ya da görev için uzaya taşıdığı yük; roketin kendisi değil, uydu, sonda, malzeme ya da ekip kapsülü gibi taşınan kısım.
Bir faydalı yükü Dünya yüzeyinden uzaya taşımak için tasarlanmış roket. Terim, roketin tüm kademelerini, motorlarını ve yardımcı roketlerini bir bütün olarak kapsar.
Bir uzay aracının uzaydan Dünya atmosferine geri dönüşü; bu sırada aracın önünde sıkışan hava dış yüzeyini çok yüksek sıcaklıklara kadar ısıtır.
Bir uzay aracının atmosfere girerken maruz kaldığı aşırı ısıyı karşılayan ve içerideki ekibi ya da cihazları güvende tutan koruyucu katman.
Fırlatmanın ilk dakikalarında ek itki sağlayan ve ardından ayrılan roket ya da roket kademesi. Yan yardımcı roketler ana roketin dışına bağlanır.
Roketin kendi motorları ve yakıtı olan bölümlerinden her biri. Bir kademenin yakıtı bittiğinde ayrılıp düşer ve roketin geri kalanı hafifler.
Bir roket ya da jet motorunun gazı yüksek hızla dışarı atarak ürettiği itme kuvveti. Newton ya da kilonewton cinsinden ölçülür.
Bir roketin itki üretmek için yaktığı yakıt ve oksitleyici. Sıvı hidrojen, kerosen, metan ve sıvı oksijen yaygın örneklerdir.
Uzay Görevleri ve Fırlatmalar
Bir roketin, uzay aracının ya da uydunun yerden uzaya gönderilmesi. Fiil olarak bu şekilde uzaya göndermek anlamına gelir.
Mars'a sonda göndermek ya da bir ekibi uzay istasyonuna götürmek gibi belirli bir amaca yönelik planlanmış uzay uçuşu veya projesi.
Bir gezegenin ya da uydunun yüzeyinde ilerleyen tekerlekli araç; robotik olup uzaktan kontrol edilebilir ya da astronotlar tarafından sürülebilir.
Gezegenleri, uyduları, kuyruklu yıldızları ya da derin uzayı incelemek için gönderilen ve topladığı verileri Dünya'ya ileten mürettebatsız robotik uzay aracı.
Bir uzay uçuşunu yerden izleyen, ekip ya da uzay aracıyla iletişim kuran ve görev boyunca kararlar alan ekip ve bu ekibin çalıştığı salon.
Fırlatma anına kadar zamanın geriye doğru sayılması; bu süre boyunca ekipler roketin, havanın ve atış sahasının hazır olup olmadığını kontrol eder.
Bir roketin fırlatma rampasından ayrılıp yükselmeye başladığı an. Fiil biçimi 'lift off' olarak yazılır.
Bir roketin fırlatıldığı platform ile kule, yakıt hatları ve alev kanalı gibi çevresindeki yapılar.
İki uzay aracını uzayda birbirine bağlamak; örneğin bir ekip kapsülünün uzay istasyonuna bağlanması. İsim hali 'docking'dir.
Bir uzay aracının bir gezegeni, uyduyu ya da başka bir cismi incelemek veya kütleçekiminden yararlanmak amacıyla, yörüngeye girmeden ya da inmeden yakınından geçmesi.
Bir gezegenin, uydunun, asteroidin ya da kuyruklu yıldızın yüzeyine inmek için tasarlanmış ve genellikle ölçüm yapmak üzere tek bir yerde kalan uzay aracı.
Astronotlar ve İnsanlı Uzay Uçuşu
Bir uzay aracında ya da uzay istasyonunda yolculuk etmek ve çalışmak üzere eğitim almış kişi.
Yıllarca yörüngede kalan, ekiplerin uzun süre yaşayıp çalıştığı ve mikro kütleçekim ortamında deney yaptığı büyük uzay aracı.
Bir astronotun uzay giysisi içinde aracından dışarı çıkıp uzayda çalıştığı süre. Teknik adı araç dışı etkinliktir (EVA, extravehicular activity).
Bir uzay aracının, içinde insan olsun ya da olmasın, uzaya ya da uzayda yaptığı yolculuk. 'Human spaceflight' (insanlı uzay uçuşu) ekip taşıyan görevleri ifade eder.
Yörüngede insanların ve nesnelerin yaşadığı, neredeyse ağırlıksız olma durumu; burada her şey Dünya'nın etrafında birlikte serbest düşüş halindedir ve süzülüyormuş gibi görünür.
Astronotu boşluğa, aşırı sıcaklıklara ve radyasyona karşı koruyan ve soluması için oksijen sağlayan, sızdırmaz ve basınçlı giysi.
Astronotları uzaya taşıyıp geri getiren küçük uzay aracı. Fırlatma sırasında roketin tepesinde durur ve Dünya'ya paraşütlerle döner.
Bir uzay aracında ya da uzay giysisinde oksijen sağlayarak, karbondioksiti uzaklaştırarak ve sıcaklık, basınç ile su ihtiyacını düzenleyerek insanları hayatta tutan sistemler.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Astronomi ve Uzay İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Uzaklık birimlerini birlikte öğrenin: Güneş Sistemi içindeki mesafeler için astronomik birim, yıldızlar ve gökadalar için ışık yılı kullanılır. Hangi birimin hangi ölçeğe uyduğunu bilmek haberleri ve makaleleri doğru okumanızı sağlar.
- Alandan gerçek metinler okuyun: aylık gökyüzü rehberleri, görev basın dosyaları, uzay ajanslarının blog güncellemeleri ve astronomi makalelerinin özetleri. Bu metinler terimlerin bağlam içinde nasıl kullanıldığını gösterir.
- Roket fırlatmalarının canlı yayınlarını İngilizce altyazıyla izleyin. Birkaç fırlatmadan sonra countdown, liftoff, stage separation ve nominal gibi ifadeleri düşünmeden tanırsınız.
- Büyük harflere dikkat edin: kendi yıldızımızı, uydumuzu ve gezegenimizi kastettiğinde the Sun, the Moon ve Earth büyük harfle yazılır; the Milky Way ve the Kuiper Belt gibi adlar da öyle.
- Latince ve Yunanca kökenli çoğullara ve okunuşlara dikkat edin: nebula çoğulda nebulae, supernova ise supernovae olur; eclipse, apogee ve Kuiper gibi kelimelerde de Türkçe konuşanların sık yanıldığı vurgu ve sesler vardır.
Sıkça sorulan sorular
Astronomi ile astroloji arasındaki fark nedir?
Astronomi, uzaydaki cisimleri gözlem, fizik ve matematikle inceleyen bilimdir. Astroloji ise Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin konumlarının insanların karakterini ve hayatını belirlediğini öne sürer; bu iddia bilimsel kanıtlarla desteklenmez. İngilizcede bu alanlarla uğraşanlara astronomer ve astrologer denir; hangi kelimeye ihtiyacınız olduğuna dikkat edin.
Işık yılı bir zaman birimi mi?
Hayır. Işık yılı bir uzaklık birimidir: ışığın bir yılda kat ettiği yol, yaklaşık 9,46 trilyon kilometre. Bir yıldızın 100 ışık yılı uzakta olduğunu okuduğunuzda, o yıldızı 100 yıl önceki haliyle gördüğünüz anlamına da gelir; çünkü ışığının bize ulaşması o kadar sürmüştür.
Meteoroit, meteor ve meteorit arasındaki fark nedir?
Meteoroit, uzayda yol alan küçük bir kaya ya da toz parçasıdır. Dünya atmosferine girip yandığında oluşan ışık izi meteordur; halk arasında kayan yıldız denir. Bir kısmı yanmadan yere ulaşırsa bu parçaya meteorit, yani göktaşı denir. Türkçede 'göktaşı' kelimesi çoğu zaman bunların birden fazlası için kullanılır, ama İngilizce bu üç kelimeyi birbirinden ayırır.
Plüton'a neden artık gezegen denmiyor?
Uluslararası Astronomi Birliği 2006'da gezegeni; Güneş'in etrafında dolanan, kendi kütleçekimiyle yuvarlak bir şekil almış ve yörüngesini diğer cisimlerden temizlemiş gök cismi olarak tanımladı. Plüton ilk iki koşulu karşılar ama üçüncüsünü karşılamaz, çünkü bulunduğu bölgeyi pek çok Kuiper Kuşağı cismiyle paylaşır. Bu yüzden artık cüce gezegen olarak sınıflandırılıyor.
'Earth' mü yoksa 'the Earth' mü, 'the moon' mu yoksa 'the Moon' mu yazmalıyım?
'Earth' ve 'the Earth' ikisi de doğrudur; bilimsel metinler ve uzay ajansları, diğer gezegen adlarında olduğu gibi genellikle 'the' kullanmadan 'Earth' yazar. Kendi yıldızımız ve doğal uydumuz için astronomi metinleri büyük harfle 'the Sun' ve 'the Moon' yazar. Günlük yazışmada küçük harfli 'the sun' ve 'the moon' da yaygındır.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
