Kimya İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Kimyanın çalışma dili İngilizcedir: ders kitapları, bilimsel makaleler, güvenlik bilgi formları, cihaz kılavuzları ve tedarikçi katalogları çoğunlukla bu dilde yazılır. Atomlar, kimyasal bağlar, tepkimeler, çözeltiler, laboratuvar malzemeleri ve analiz yöntemleriyle ilgili temel terimleri bilmek; dersleri ve deney prosedürlerini takip etmenizi, anlaşılır raporlar yazmanızı ve farklı ülkelerden meslektaşlarınızla güvenle çalışmanızı sağlar.
- 100 terim
- 11 konu
- 49 temel terim
- 200 örnek cümle
Atomlar ve Periyodik Tablo
Bir elementin kimyasal kimliğini koruyan en küçük birimi. Proton ve nötronlardan oluşan çok küçük bir çekirdek ile bu çekirdeğin çevresinde hareket eden elektronlardan oluşur.
Yalnızca tek tür atomdan, yani proton sayısı aynı olan atomlardan oluşan saf madde. Kimyasal tepkimelerle daha basit maddelere ayrıştırılamaz.
Bilinen tüm elementleri atom numarasına göre, periyot adı verilen satırlara ve grup adı verilen sütunlara yerleştiren tablo. Aynı gruptaki elementler benzer davranış gösterir.
Atom çekirdeğinin çevresinde hareket eden, negatif yüklü çok küçük parçacık. Kimyasal bağlar ve tepkimeler büyük ölçüde bu parçacıkların nasıl paylaşıldığı ya da aktarıldığıyla ilgilidir.
Elektron alması ya da vermesi nedeniyle elektrik yükü taşıyan atom veya atom grubu. Pozitif yüklü olanlara katyon, negatif yüklü olanlara anyon denir.
Bir atomun çekirdeğindeki proton sayısı. Elementi belirleyen sayıdır: her karbon atomunda 6, her oksijen atomunda 8 proton bulunur.
Aynı elementin, atomlarındaki proton sayısı aynı ama nötron sayısı farklı olan biçimlerinden her biri; karbon-12 ve karbon-14 gibi.
Bir atomun en dış kabuğunda bulunan elektron. Bağ oluşumuna bu dış elektronlar katılır ve bir elementin nasıl tepkime vereceğini büyük ölçüde onlar belirler.
Bir atomun elektronlarının katmanlara ve orbitallere nasıl yerleştiğini gösteren dizilim; örneğin sodyum için 1s² 2s² 2p⁶ 3s¹ şeklinde yazılır.
Çekirdeğin çevresinde bir elektronun bulunma olasılığının yüksek olduğu bölge. Her biri en fazla iki elektron alır; başlıca türleri s, p, d ve f olarak adlandırılır.
Periyodik tablonun orta bölümünde, genellikle 3 ile 12. gruplar arasında yer alan demir, bakır, nikel ve platin gibi metaller. Çoğu renkli bileşikler oluşturur ve birden fazla yükseltgenme basamağına sahiptir.
Bir atomun ya da atom grubunun elektron kaybetmesiyle oluşan pozitif yüklü iyon. Na⁺, Ca²⁺ ve NH₄⁺ buna örnektir.
Bir atomun ya da atom grubunun elektron kazanmasıyla oluşan negatif yüklü iyon. Cl⁻, OH⁻ ve SO₄²⁻ buna örnektir.
Kimyasal Bağlar ve Yapı
İki veya daha fazla farklı elementin belirli bir oranda kimyasal olarak birleşmesiyle oluşan madde. Su (H₂O) ve sofra tuzu (NaCl) en bilinen örneklerdir.
Kovalent bağlarla birbirine bağlanmış iki veya daha fazla atomdan oluşan grup. Su ya da oksijen gazı gibi bir maddenin, o maddenin kimyasal özelliklerini hala taşıyan en küçük parçacığıdır.
İki atomun bir veya daha fazla elektron çiftini ortaklaşa kullandığı kimyasal bağ. Genellikle ametal atomları arasında oluşur; H₂, H₂O ve CH₄ buna örnektir.
Bir atomun, genellikle bir metalin, başka bir atoma, genellikle bir ametale elektron aktarmasıyla oluşan pozitif ve negatif iyonlar arasındaki güçlü çekim. Sodyum klorür bunun klasik örneğidir.
Bir atomun, bağdaki ortak elektronları kendine ne kadar güçlü çektiğinin ölçüsü. Pauling ölçeğinde en yüksek değer yaklaşık 4,0 ile flora aittir.
N, O ya da F atomuna bağlı bir hidrojen atomu ile yakındaki başka bir N, O veya F atomunun ortaklanmamış elektron çifti arasındaki görece güçlü çekim. Suyun, molekül büyüklüğüne göre neden bu kadar yüksek kaynama noktasına sahip olduğunu açıklar.
Ayrı moleküller arasındaki çekim kuvvetleri; hidrojen bağları, dipol-dipol kuvvetleri ve London dağılma kuvvetleri gibi. Moleküllerin içindeki bağlardan çok daha zayıftır.
Elektronların eşit paylaşılmadığı, bu yüzden bir ucu kısmen negatif, diğer ucu kısmen pozitif olan bağ ya da molekül için kullanılır. Su tipik bir örnektir.
Bir molekül ya da iyondaki atomları, aralarındaki bağları çizgilerle, değerlik elektronlarının ortaklanmamış çiftlerini de noktalarla gösteren çizim.
Tepkimeler ve Denklemler
Atomlar arasındaki bağların kırılıp yeni bağların oluşmasıyla maddelerin, farklı özelliklere sahip yeni maddelere dönüştüğü süreç.
Bir tepkimeyi formüller ve sembollerle kısaca gösteren yazım: girenler solda, ortada bir ok, ürünler ise sağda yer alır.
Kimyasal bir tepkimede harcanan ya da dönüşüme uğrayan başlangıç maddesi. Denklemde okun sol tarafına yazılır.
Kimyasal bir tepkime sonucunda oluşan madde. Denklemde okun sağ tarafına yazılır.
Her elementin atom sayısının ve toplam yükün iki tarafta da eşit olduğu, böylece kütlenin korunduğu kimyasal denklem.
İki çözelti karıştırıldığında oluşan ve sıvıdan ayrılan çözünmeyen katı. Fiil olarak kullanıldığında böyle bir katının oluşmasını, yani çökmeyi anlatır.
Bir maddenin elektron kaybettiği ve bu nedenle yükseltgenme basamağının arttığı değişim. Çoğu zaman oksijen kazanma ya da hidrojen kaybetme şeklinde görülür.
Bir maddenin elektron kazandığı ve bu nedenle yükseltgenme basamağının azaldığı değişim. Çoğu zaman oksijen kaybetme ya da hidrojen kazanma şeklinde görülür.
Elektronların bir maddeden diğerine aktarıldığı, böylece bir madde yükseltgenirken diğerinin aynı anda indirgendiği tepkime.
Mol Kavramı ve Stokiyometri
Madde miktarının SI birimi. Bir mol yaklaşık 6,022 × 10²³ tanecik içerir; bu sayede kimyacılar atom ve molekülleri tartarak sayabilir.
Bir mol maddenin kütlesi; genellikle gram/mol (g/mol) cinsinden verilir. Suyun mol kütlesi yaklaşık 18,02 g/mol'dür.
Denkleştirilmiş denklemdeki mol oranlarını kullanarak bir tepkimedeki girenlerin ve ürünlerin miktarlarını hesaplama.
Bir tepkimede ilk tükenen giren madde. Oluşabilecek en fazla ürün miktarını o belirler; diğer girenler artarak aşırı miktarda kalır.
Gerçekte elde edilen ürün miktarının, teorik olarak elde edilebilecek en yüksek miktara bölünüp 100 ile çarpılmasıyla bulunan değer. Bir tepkimenin ne kadar verimli olduğunu gösterir.
Bir mol maddedeki tanecik sayısı; yaklaşık 6,022 × 10²³. Kesin söylemek gerekirse Avogadro sabitinin birimi mol⁻¹'dir.
Bir bileşikteki elementlerin atom sayıları arasındaki en basit tam sayılı oran. Glikozun molekül formülü C₆H₁₂O₆, en basit oranı ise CH₂O'dur.
Asitler, Bazlar ve Tuzlar
Suda hidrojen iyonu (H⁺) veren ya da daha genel tanımıyla proton veren madde. Sulu çözeltilerinin pH değeri 7'nin altındadır ve mavi turnusol kağıdını kırmızıya çevirir.
Proton (H⁺) alan ya da suda hidroksit iyonu (OH⁻) veren madde. Çözeltilerinin pH değeri 7'nin üzerindedir ve kırmızı turnusol kağıdını maviye çevirir.
Bir çözeltinin ne kadar asidik ya da bazik olduğunu gösteren, genellikle 0 ile 14 arasındaki ölçek. 7'nin altı asidik, 25 °C'de 7 nötr, 7'nin üstü baziktir; değeri −log[H⁺] ifadesine eşittir.
Bir asit ile bir bazın tepkimeye girerek tuz ve su oluşturduğu ve pH'yi 7'ye yaklaştırdığı tepkime.
Pozitif ve negatif iyonlardan oluşan, genellikle bir asidin bir bazla tepkimesinden meydana gelen iyonik bileşik. En bilineni sodyum klorürdür, ama binlerce farklı tuz vardır.
Az miktarda asit ya da baz eklendiğinde pH değişimine direnç gösteren çözelti. Genellikle zayıf bir asit ile onun eşlenik bazını içerir; asetik asit ve sodyum asetat gibi.
Suda neredeyse tamamen iyonlaşarak hidrojen iyonlarının hemen hepsini veren asit. Hidroklorik, nitrik ve sülfürik asit yaygın örneklerdir.
Belirli bir pH'de ya da tepkimenin sonunda renk değiştiren ve titrasyonun ne zaman tamamlandığını gösteren madde. Fenolftalein ve metil oranj yaygın örneklerdir.
Çözeltiler ve Derişim
Bir maddenin (çözünen) başka bir madde (çözücü) içinde tamamen çözünmesiyle oluşan homojen karışım. Tuzlu su ve çayda çözünmüş şeker günlük hayattan örneklerdir.
Başka bir maddeyi çözerek çözelti oluşturan, genellikle sıvı haldeki madde. En yaygını sudur; etanol, aseton ve hekzan da sık kullanılan organik çözücülerdir.
Bir çözücü içinde çözünerek çözeltiyi oluşturan madde. Tuzlu suda tuz çözünen, su ise çözücüdür.
Belirli hacimdeki bir çözeltide ya da karışımda bulunan madde miktarı; örneğin mol/litre (mol/L), gram/litre ya da milyonda bir (ppm) cinsinden ifade edilir.
Bir derişim ölçüsü: bir litre çözeltide çözünmüş maddenin mol sayısı. Birimi mol/L'dir; M ile gösterilir ve İngilizcede 'molar' diye okunur.
Bir çözeltiye daha fazla çözücü, genellikle su ekleyerek onu seyreltmek. Sıfat olarak kullanıldığında derişimi düşük olan bir çözeltiyi anlatır.
Belirli bir sıcaklıkta, belirli miktardaki çözücüde çözünebilen en fazla madde miktarı; çoğu zaman 100 g su başına gram olarak verilir.
Çözücüsü su olan çözeltiler için kullanılır. Denklemlerde (aq) hal sembolüyle gösterilir; örneğin NaCl(aq).
Organik Kimya
Başta hidrojenle bağ yapmış karbon atomlarından oluşan, çoğu zaman oksijen, azot ya da başka elementler de içeren bileşik. Yakıtlar, plastikler, ilaçlar ve canlılardaki moleküllerin çoğu bu gruptadır.
Yalnızca karbon ve hidrojenden oluşan bileşik. Metan, propan, etilen ve benzen buna örnektir; ham petrol de büyük ölçüde bu bileşiklerin karışımıdır.
Bir molekül içinde, –OH ya da –COOH gibi, molekülün karakteristik tepkimelerini belirleyen belirli atom grubu. Aynı gruba sahip bileşikler benzer şekilde tepkime verir.
Molekül formülü aynı olan, ama atomlarının dizilişi farklı olduğu için farklı özellikler gösteren iki ya da daha fazla bileşikten her biri. Bütan ve izobütan buna örnektir.
Karbon atomları arasında yalnızca tekli bağ bulunan, genel formülü CₙH₂ₙ₊₂ olan doymuş hidrokarbon. En basitleri metan, etan, propan ve bütandır.
Monomer adı verilen çok sayıda küçük birimin uzun zincirler halinde birbirine bağlanmasıyla oluşan çok büyük molekül. Plastikler, proteinler, nişasta ve DNA bunun örnekleridir.
En az bir karbon-karbon ikili bağı içeren hidrokarbon. Basit olanlarının genel formülü CₙH₂ₙ'dir; en küçüğü eten, yaygın adıyla etilendir.
Benzen halkası gibi, yerelleşmemiş elektronlardan oluşan düzlemsel bir halka içeren organik bileşik. Bu halkalar alışılmadık derecede kararlıdır.
Bir karboksilik asidin bir alkolle tepkimeye girip su açığa çıkarmasıyla oluşan organik bileşik. Pek çoğu meyvemsi kokuludur; aromalarda, parfümlerde ve çözücü olarak kullanılır.
Enerji, Tepkime Hızı ve Denge
Kimyasal bir tepkimeyi kendisi harcanmadan hızlandıran madde. Tepkimeye, aktifleşme enerjisi daha düşük olan farklı bir yol sunarak etki eder.
Çevresine ısı veren ve bu nedenle sıcaklığın yükselmesine yol açan tepkime ya da süreç için kullanılır. Entalpi değişimi (ΔH) negatiftir.
Çevresinden ısı alan ve bu nedenle çevrenin soğumasına yol açan tepkime ya da süreç için kullanılır. Entalpi değişimi (ΔH) pozitiftir.
Tepkimeye girecek taneciklerin etkin çarpışma yapıp tepkimeyi başlatabilmesi için gereken en düşük enerji. Katalizörler bu enerjiyi düşürerek etki eder.
Girenlerin ne kadar hızlı harcandığını ya da ürünlerin ne kadar hızlı oluştuğunu gösteren değer; genellikle birim zamandaki derişim değişimi olarak, örneğin saniyede mol/L cinsinden ölçülür.
Tersinir bir tepkimede ileri ve geri tepkimelerin aynı hızla sürdüğü, bu yüzden girenlerin ve ürünlerin miktarlarının sabit kaldığı durum.
Sabit basınçta bir sistemin ısı içeriği. Kimyacılar genellikle bunun değişimini (ΔH) ölçer; bu değer bir tepkimenin ne kadar ısı verdiğini ya da aldığını gösterir.
Dengedeki bir sistem derişim, basınç ya da sıcaklık değişimiyle bozulduğunda, dengenin bu değişimin etkisini azaltacak yönde kaydığını söyleyen kural.
Bir tepkime dengedeyken ürünlerin derişimlerini ya da basınçlarını girenlerinkiyle ilişkilendiren K sayısı. Değerin büyük olması, dengenin ürünler lehine olduğunu gösterir.
Laboratuvar Malzemeleri ve Teknikleri
Düz tabanlı ve küçük bir ağızlığı olan, sıvıları karıştırmak, ısıtmak ve geçici olarak tutmak için kullanılan silindir biçimli cam ya da plastik kap. Üzerindeki hacim çizgileri yalnızca yaklaşık değer verir.
Belirli bir hacimdeki sıvıyı hassas biçimde ölçmek ve aktarmak için kullanılan ince cam ya da plastik tüp. Tam (volumetrik) pipetler tek bir sabit hacim verir; mikropipetler ise mikrolitre düzeyinde çalışır.
Altında bir musluk bulunan, üzerinde hacim çizgileri olan uzun cam tüp. Bir sıvıyı azar azar eklemek ve tam olarak ne kadar eklendiğini ölçmek için, özellikle titrasyonlarda kullanılır.
Uzun ve dar boyunlu, armut biçimli, üzerinde tek bir işaret çizgisi bulunan balon. Çizgiye kadar doldurulduğunda tam olarak belirli bir hacmi içerdiği için standart çözelti hazırlamada kullanılır.
Düz tabanlı, konik gövdeli ve dar boyunlu cam kap. Şekli sayesinde sıvı dökülmeden çalkalanabildiği için titrasyonda standart olarak kullanılan kaptır.
Yan tarafında hacim çizgileri bulunan uzun ve dar silindir biçimli kap. Sıvıları beherden daha doğru, ancak pipet ya da büretten daha az hassas ölçmek için kullanılır.
Genellikle 0,1 mg'a kadar okuma yapan, hava akımlarının ölçümü bozmaması için cam bir koruma kabininin içinde bulunan çok hassas elektronik terazi.
Örnekleri yüksek hızda döndürerek ağır taneciklerin ya da katıların tüpün dibinde toplanmasını ve sıvıdan ayrılmasını sağlayan cihaz.
Bir karışımı kaynatıp oluşan buharı soğutarak yoğunlaştırma ve ayrı bir kapta toplama esasına dayanan, sıvıları ayırma ya da saflaştırma yöntemi. Kaynama noktası farklarından yararlanır.
Karışımı yalnızca sıvının geçmesine izin veren filtre kağıdından ya da başka gözenekli bir malzemeden geçirerek katıyı sıvıdan ayırma yöntemi.
Bir katının az miktarda sıcak çözücüde çözülüp yavaşça soğumaya bırakıldığı, böylece saf kristallerin oluştuğu ve safsızlıkların çözeltide kaldığı saflaştırma yöntemi.
Bir tepkime karışımını, üstüne geri soğutucu takılmış halde uzun süre kaynatma; böylece buhar yoğunlaşıp balona geri damlar ve çözücü kaybı olmaz.
Laboratuvar Güvenliği
Sürgülü cam bir ön kapağı olan ve oluşan buharları kullanıcıdan uzaklaştırıp dışarı atan havalandırmalı kabin. Uçucu, zehirli ya da keskin kokulu kimyasallarla çalışma bunun içinde yapılır.
Bir kimyasalın tehlikelerini, güvenli kullanımını, depolanmasını, ilk yardım önlemlerini ve bertarafını anlatan, tedarikçinin hazırladığı standart belge. Kısaca SDS denir.
Personal protective equipment (kişisel koruyucu donanım) ifadesinin kısaltması: laboratuvar önlüğü, koruyucu gözlük ve eldiven gibi, laboratuvardaki tehlikelere karşı korunmak için giyilen ve takılan donanım.
Kimyasal etiketlerinde bulunan, kırmızı çerçeveli eşkenar dörtgen içindeki küçük simge. Yanıcılık, zehirlilik, aşındırıcılık ya da çevreye zarar gibi belirli bir tehlikeye karşı uyarır.
Temas ettiğinde deriye, gözlere, metallere ya da başka malzemelere ciddi hasar veren veya onları tahrip eden maddeler için kullanılır. Derişik asitler ve kuvvetli bazlar tipik örneklerdir.
Kolayca tutuşan ve hızla yanan maddeler için kullanılır. Aseton, dietil eter ve etanol gibi pek çok organik çözücü bu gruptadır.
Kullanılmış çözücüler, tepkime kalıntıları ve kirlenmiş eldivenler gibi istenmeyen kimyasallar ve bunlarla kirlenmiş malzemeler; güvenli biçimde toplanıp bertaraf edilmeleri gerekir.
Bir kimyasalın kabından dökülmesi ya da dışarı sızmasıyla oluşan kaza. Fiil olarak bir sıvının ya da tozun yanlışlıkla dökülmesini anlatır.
Analiz Yöntemleri
Derişimi bilinen bir çözeltiyi büretten, aradaki tepkime tam tamamlanana kadar ekleyerek derişimi bilinmeyen bir çözeltinin derişimini bulma yöntemi.
Maddenin ışığı ve diğer ışınları nasıl soğurduğunu ya da yaydığını inceleyen yöntemler bütünü; maddeleri tanımlamak ve miktarlarını ölçmek için kullanılır. UV-Vis, IR ve NMR yaygın türleridir.
Derişimi doğru olarak bilinen çözelti. Titrasyonlarda başka çözeltilerin derişimini bulmak ya da kalibrasyon eğrisi oluşturmak için kullanılır.
Titrasyonda indikatörün renk değiştirdiği ya da sinyalin keskin biçimde değiştiği, tepkimenin tamamlandığını ve titrant eklemeyi bırakmak gerektiğini gösteren nokta.
Bir karışımın bileşenlerini, hareketli faz adı verilen bir sıvı ya da gaz tarafından sabit bir faz içinden taşınırken farklı hızlarda ilerlemelerine dayanarak ayıran yöntemler grubu.
Molekülleri iyonlara dönüştüren, bu iyonları kütle/yük oranlarına (m/z) göre ayıran ve sonuçtan molekül kütlesini ve yapıyı belirleyen analiz yöntemi.
Nuclear magnetic resonance (nükleer manyetik rezonans) ifadesinin kısaltması: numuneyi güçlü bir manyetik alana yerleştirip radyo dalgaları kullanarak moleküldeki hidrojen ya da karbon atomlarının nasıl dizildiğini gösteren yöntem.
Bilinen derişimlerdeki birkaç standardın verdiği cihaz sinyalinin derişime karşı çizildiği grafik. Bilinmeyen bir numunenin derişimi, verdiği sinyal kullanılarak bu grafikten okunur.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Kimya İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Alandan gerçek metinler okuyun: laboratuvar kılavuzları, bilimsel makalelerin deneysel bölümleri, güvenlik bilgi formları ve cihaz kılavuzları kimyacıların bu kelimeleri gerçekte nasıl kullandığını gösterir.
- Fiilleri, prosedürlerde yazıldığı gibi isimleriyle birlikte öğrenin: 'dissolve the solid' (katıyı çözün), 'filter off the precipitate' (çökeleği süzün), 'make up to the mark' (çizgiye tamamlayın), 'heat under reflux' (geri soğutucu altında kaynatın).
- Formülleri, denklemleri ve sayıları sesli okuma alıştırması yapın: 'H two O', 'two H two plus O two gives two H two O', 'zero point one molar'. İngilizcede ondalık ayırıcı virgül değil noktadır.
- Sık kullanılan element ve iyonların İngilizce adlarını erkenden öğrenin, çünkü çoğu Türkçeden farklıdır: iron (demir), copper (bakır), lead (kurşun), tin (kalay), nitrogen (azot), sulfur (kükürt), chloride (klorür), sulfate (sülfat).
- Her deneyden sonra İngilizce birkaç satırlık laboratuvar notu yazın: ne yaptınız, ne gözlemlediniz ve bunun ne anlama geldiğini düşünüyorsunuz.
Sıkça sorulan sorular
Kimya İngilizcesini nasıl öğrenebilirim?
Alandan gerçek metinler okuyun ve kelimelerin nasıl kullanıldığına dikkat edin: ders kitabı bölümleri, laboratuvar kılavuzları, makalelerin deneysel kısımları ve güvenlik bilgi formları. Terimleri sık birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin (prepare a solution, filter off a precipitate, adjust the pH) ve hemen kendi laboratuvar notlarınızda ve raporlarınızda kullanın.
Önce hangi kimya terimlerini öğrenmeliyim?
Her derste ve her laboratuvar uygulamasında karşınıza çıkan kelimelerle başlayın: atom, element, compound, molecule, mole, solution, concentration, acid, base, pH, reaction, catalyst, beaker, pipette, fume hood ve safety data sheet. Ardından kimyasal bağlar, stokiyometri, organik kimya ve analiz yöntemlerine geçin. Bu sözlük de aynı sırayı izler: en temel terimlerden daha uzmanlık gerektirenlere doğru.
Kimyasal formüller ve denklemler İngilizcede sesli olarak nasıl okunur?
Sembolleri harf harf, sayıları da sayı olarak söyleyin: H₂O 'H two O', CO₂ 'C O two', H₂SO₄ ise 'H two S O four' diye okunur. Bilinen maddeler için kimyacılar genellikle adını söyler: water, carbon dioxide, sulfuric acid. Denklemdeki ok 'gives', 'forms' ya da 'reacts to form', artı işareti 'plus' ya da 'and' diye okunur; Fe³⁺ gibi bir yük ise 'F E three plus' ya da 'iron three ion' şeklinde söylenir.
Bazı elementlerin İngilizce ve Türkçe adları neden bu kadar farklı?
Türkçe pek çok element adını Fransızcadan almıştır, bu yüzden İngilizceye benzerler: sodyum ve sodium, potasyum ve potassium, kalsiyum ve calcium. Ancak eski çağlardan beri bilinen metallerin köklü İngilizce adları vardır: iron (demir), copper (bakır), silver (gümüş), gold (altın), lead (kurşun) ve tin (kalay). Sembolleri Latinceden gelir; demirin Fe, kurşunun Pb olması bundandır. Türkçedeki 'azot' İngilizcede 'nitrogen', 'kükürt' ise 'sulfur'dur (İngiliz yazımıyla 'sulphur').
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
