Acil Tıp ve İlk Yardım İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
Acil durum İngilizcesi saniyeler içinde işe yaramak zorundadır: 112 ya da 911 çağrısında, yol kenarında, ambulansın arkasında ve kalabalık bir acil serviste. Bu sözlük; ABC değerlendirmesi ve KPR'den kanama, yanık, kırık, triyaj ve hasta teslimine kadar paramediklerin, acil servis çalışanlarının ve ilk yardımcıların her gün kullandığı kelimeleri bir araya getirir. Her terimde kelimenin ne anlama geldiğini, profesyonellerin onu gerçekte nasıl kullandığını ve Türkçede nasıl karşılandığını bulacaksınız.
- 100 terim
- 10 konu
- 45 temel terim
- 200 örnek cümle
Acil Değerlendirme (ABC)
Yaralanan ya da aniden hastalanan birine, doktor, hemşire veya ambulans ekibi gelip sorumluluğu devralana kadar olay yerinde hemen verilen yardım.
Airway, breathing, circulation (hava yolu, solunum, dolaşım) sözcüklerinin kısaltması; hasta ya da yaralı birinde en acil sorunların hangi sırayla kontrol edildiğini anlatır.
Havanın burun ve ağızdan akciğerlere ulaşırken geçtiği yol; acil durumlarda asıl soru bu yolun açık mı tıkalı mı olduğudur.
Uyanık olmayan ve çevresinde olup bitenin farkında olmayan; seslere ya da dokunmaya normal biçimde tepki veremeyen.
Kendisiyle konuşulduğunda ya da dokunulduğunda gözünü açarak, hareket ederek veya cevap vererek tepki veren; zıt anlamlısı 'unresponsive'dır.
Atardamarın deriye yakın olduğu yerlerde, örneğin bilekte ya da boynun yanında hissedilen düzenli kalp atımı.
Yanıt vermeyen ama normal soluyan bir kişinin hava yolunun açık kalmasına ve ağızdaki sıvıların dışarı akmasına yardım eden, yan yatırılarak verilen dengeli pozisyon.
Hayatı tehdit eden sorunları bulup hemen ele almak için hastanın genellikle ABCDE sırasıyla yapılan hızlı ve sistemli ilk değerlendirmesi.
Kurtarıcıların kendileri de yaralanmasın diye, birinin yaralandığı ya da fenalaştığı yerin girmek için güvenli olup olmadığının kontrol edilmesi.
Yaralanmış ya da aniden hastalanmış ve ilk yardıma ihtiyaç duyan kişi; haberlerde kaza, afet veya savaşta ölen ya da yaralanan kişiyi de anlatır.
Biri yığıldığında ya da yaralandığında tesadüfen orada bulunan ve acil ekiplere mensup olmayan sıradan kişi.
Hızla müdahale edilmezse ölüme yol açabilecek kadar ciddi; örneğin tıkalı hava yolu, ağır kanama ya da kalp durması.
Vücudun durumla nasıl başa çıktığını gösteren temel ölçümler; genellikle nabız, solunum sayısı, kan basıncı, oksijen satürasyonu, vücut sıcaklığı ve bilinç düzeyi.
Hayatı tehdit eden sorunlar ele alındıktan sonra, birincil bakının ardından yapılan ayrıntılı baştan ayağa muayene ve öykü alma.
Bilinç düzeyini hızla değerlendiren skala: hasta Alert (uyanık), Voice (sese yanıtlı), Pain (ağrıya yanıtlı) ya da Unresponsive (yanıtsız) olarak sınıflandırılır.
Glasgow Koma Skalasının kısaltması; hastanın göz açma, sözel yanıt ve motor yanıtına göre bilinç düzeyini 3 ile 15 arasında puanlayan ölçek.
Hastalık ya da halsizlik nedeniyle aniden düşmek ve çoğu zaman bilincini kaybetmek; olayın kendisi için isim olarak da kullanılır.
Bayılma, nöbet, yaralanma ya da anesteziden sonra bilincin yeniden yerine gelmesi, kişinin kendine gelmesi.
Daha kötü hale gelmek; örneğin hastanın solunumunun, kan basıncının ya da bilinç düzeyinin zamanla kötüleşmesi.
KPR ve Resüsitasyon
Kardiyopulmoner resüsitasyonun kısaltması. Kalbi durmuş bir kişide beyne kan ve oksijen gitmeye devam etsin diye yapılan göğüs basıları ve çoğu zaman bunlara eşlik eden kurtarıcı soluklar.
Kalbin etkili biçimde kan pompalamayı aniden bırakması; beyne kan gitmez, kişi yığılır ve normal solunumu durur.
KPR sırasında göğsün ortasına güçlü, hızlı ve ritmik olarak yapılan bastırmalar; kalbi sıkıştırarak beyne bir miktar kan gitmesini sağlar.
Normal solunumu olmayan bir kişinin akciğerlerine, ağızdan ağıza ya da bir maske aracılığıyla kurtarıcının üflediği soluklar.
Otomatik eksternal defibrilatörün kısaltması; göğse yapıştırılan pedler aracılığıyla kalp ritmini analiz eden ve gerekirse elektrik şoku veren taşınabilir cihaz.
Tehlikeli ve düzensiz bir ritmi durdurup normal ritmin geri gelmesine fırsat vermek için kalbe kontrollü elektrik şoku veren cihaz.
Ölmek üzere olan ya da durumu çok dengesiz bir kişide solunumu ve dolaşımı yeniden başlatmak veya desteklemek için yapılan acil tedavi; KPR, şok, ilaç ve sıvı tedavisini kapsar.
'Return of spontaneous circulation' ifadesinin kısaltması; resüsitasyon sırasında kalbin yeniden etkili biçimde atmaya başladığı ve nabzın alınabildiği an.
Kalbi duran bir kişinin hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkaran birbirine bağlı aşamalar: erken yardım çağırma, erken KPR, erken defibrilasyon ve sonrasında iyi bakım.
Kalp durmasından sonraki ilk dakikalarda görülebilen düzensiz, hırıltılı ya da iç çeker gibi soluklar; normal solunum değildir.
Yeterli solunumu olmayan bir kişinin akciğerlerine hava ya da oksijen vermek için sıkılan, kendiliğinden şişen bir balon ve yüz maskesinden oluşan el aleti.
Travma ve Yaralanmalar
Ağır kanama, ciddi bir enfeksiyon ya da şiddetli bir alerjik reaksiyon gibi nedenlerle vücut organlarına yeterli kan ve oksijen ulaşamadığında ortaya çıkan, hayatı tehdit eden durum.
Trafik kazası, düşme, saldırı ya da patlama gibi dış bir kuvvetin vücutta yol açtığı, özellikle ciddi fiziksel yaralanma.
Saçlı deri, kafatası ya da beyinde meydana gelen her türlü yaralanma; küçük bir çarpmadan kafatası içinde kanama veya şişmeye yol açan ciddi beyin hasarına kadar değişir.
Omurga kemiklerinde ya da bunların içindeki omurilikte meydana gelen hasar; yaralanmanın altındaki bölgede ağrı, uyuşma, güçsüzlük veya felce yol açabilir.
Başa alınan bir darbe ya da sarsıntı nedeniyle oluşan hafif beyin yaralanması; genellikle kısa süreli baş ağrısı, kafa karışıklığı, baş dönmesi ve hafıza sorunlarına yol açar.
Yaralanmanın nasıl gerçekleştiği ve hangi kuvvetlerin etkili olduğu; örneğin düşme yüksekliği, çarpışma hızı ya da kullanılan silahın türü.
Boyun ya da omurga yaralanmasından şüphelenildiğinde boyun hareketlerini kısıtlamak için takılan, sağlam ve ayarlanabilir yaka.
Ciddi bir yaralanmanın ardından, hızlı tedavinin hayatta kalma şansını en çok artırdığı düşünülen ve geleneksel olarak yaklaşık bir saat kabul edilen süre.
Trafik kazaları, düşmeler ve yumruk darbelerinde olduğu gibi, sert bir nesne ya da yüzeyle çarpışma sonucu deriyi delmeden oluşan yaralanma.
Bıçak, mermi ya da metal parçası gibi bir cismin deriyi geçerek alttaki dokulara ulaştığı yaralanma.
Kanama ve Yaralar
Hasar görmüş bir damardan kan kaybı; kan bir yaradan dışarı akabilir ya da vücudun içinde, görünmeden birikebilir.
Dış kanamayı yavaşlatmak ya da durdurmak için kanayan yaranın üzerine elle veya bir yara örtüsüyle doğrudan uygulanan sıkı bası.
Bıçak, cam, düşme ya da ısırık gibi nedenlerle derinin veya diğer dokuların kesildiği, yırtıldığı, delindiği ya da bütünlüğünün bozulduğu yaralanma.
Ağır kanamayı durdurmak için damarları sıkıştırıp kapatan, yaranın üst tarafından kola ya da bacağa sıkıca bağlanan bant.
Yarayı korumak, kanı emmek ve iyileşmesine yardımcı olmak için doğrudan yaranın üzerine konan steril ped ya da örtü.
Yara örtüsünü yerinde tutmak, destek sağlamak ya da bası uygulamak için vücudun bir bölümüne sarılan kumaş veya elastik malzeme şeridi.
Kanamanın, özellikle de bir yaradan ya da vücut içinden olan ağır kanamanın tıbbi adı.
Derinin kesildiği ya da yırtıldığı, çoğu zaman kenarları düzensiz olan yara; örneğin cam, metal ya da keskin bir kenara düşme sonucu oluşur.
Burnun içinden, çoğu zaman ön kısımdaki küçük damarlardan gelen kanama; tıbbi adı epistaksistir.
Örneğin pürüzlü bir yola düşme sonrasında derinin üst tabakasının kazınmasıyla oluşan yüzeysel yara.
Yanıklar, Kırıklar ve Burkulmalar
Isı, alev, sıcak sıvılar, kimyasallar, elektrik ya da radyasyonun deride ve altındaki dokuda yol açtığı hasar.
Kemikte oluşan kırık ya da çatlak; röntgende zor görülen ince bir çatlaktan kemiğin birkaç parçaya ayrılmasına kadar değişebilir.
Eklemde kemikleri birbirine bağlayan sağlam doku olan bağın aşırı bükülme ya da gerilme sonucu yaralanması; en sık ayak bileği ve el bileği etkilenir.
Yaralı uzvun hareketini engellemek, ağrıyı azaltmak ve daha fazla hasarı önlemek için uzvun boyunca tespit edilen sert ya da yastıklı destek.
Bir kemiğin omuz, parmak ya da diz kapağı gibi bir eklemdeki normal yerinden çıkması şeklindeki yaralanma.
Üzerindeki derinin de yırtıldığı kemik kırığı; kemik görünebilir ve kırık enfeksiyona açık hale gelir.
Kaynar su, sıcak çay ya da kızgın yağ gibi sıcak sıvı veya buhar nedeniyle oluşan yanık.
Derinin tüm katmanlarını yok eden ve yağ dokusu, kas ya da kemiğe kadar ulaşabilen en derin yanık türü; bölge beyaz, deri gibi sert ya da kömürleşmiş görünebilir.
Ağrıyı ve ek hasarı azaltmak için yaralı vücut bölümünü atel, askı, boyunluk ya da sedye kullanarak hareketsiz tutmak.
Boyna bağlanan ve yaralı kolu, bileği ya da omzu destekleyip hareketsiz tutan kumaş parçası.
Tıbbi Acil Durumlar
Hava yolunun bir lokma ya da küçük bir cisimle tıkanması; kişi düzgün nefes alamaz, konuşamaz ya da öksüremez.
Boğulan bir kişinin hava yolunu tıkayan cismi dışarı çıkarmak için ilk yardımda göbeğin hemen üstünden içe ve yukarı doğru yapılan hızlı itişler.
Kalp kasının bir bölümünün, kan akımı genellikle koroner atardamardaki bir pıhtıyla aniden engellendiğinde zarar görmesi; tipik belirtileri göğüs ağrısı ve nefes darlığıdır.
Beyindeki bir damarın tıkanması ya da beyin içine kanama nedeniyle beyin işlevlerinin aniden bozulması; çoğu zaman yüzde kayma, kolda güçsüzlük ya da konuşma bozukluğuyla kendini gösterir.
Beyinde aniden ortaya çıkan anormal elektriksel etkinlik; titreme, kasılma, boş bakma ya da kısa süreli bilinç kaybına yol açabilir.
Hızla gelişen ve solunumu ve dolaşımı etkileyebilen, hayatı tehdit eden ağır alerjik reaksiyon; besinler, böcek sokmaları ya da ilaçlar gibi etkenlerle tetiklenebilir.
Kan şekerinin çok düşük olması; en sık diyabetlilerde görülür ve titreme, terleme, kafa karışıklığı, bazen de nöbet ya da bilinç kaybına yol açar.
Sıcak, ağrı, korku ya da çok hızlı ayağa kalkma gibi nedenlerle kısa süreliğine bilincini kaybetmek; bayılmanın gündelik ifadesi.
Hava yollarının daralıp şiştiği ve hırıltılı solunum, öksürük, göğüste sıkışma ve nefes almada güçlüğe yol açan, astımın ani kötüleşmesi.
İçinde gizli bir iğne bulunan ve uyluğa bastırıldığında sabit dozda ilaç, genellikle de anafilaksi için adrenalin veren kalem biçimli cihaz.
Soğuk hava ya da suya maruz kalma sonrasında vücut sıcaklığının genellikle 35°C'nin altına tehlikeli biçimde düşmesi; titreme, kafa karışıklığı ve nabız ile solunumda yavaşlamaya yol açar.
Kimyasal madde, ilaç, gaz, bitki ya da bozulmuş yiyecek gibi zehirli bir maddenin yutulması, solunması, enjekte edilmesi veya deriden emilmesiyle ortaya çıkan zarar.
Triyaj ve Kitlesel Olaylar
Hastaları geliş sırasına göre değil, tedaviye ne kadar acil ihtiyaç duyduklarına göre hızla sınıflandırma süreci; böylece en ağır hastalar önce görülür.
Büyük bir kaza, patlama ya da bina çökmesi gibi, yerel acil ekiplerin aynı anda normalde baş edebileceğinden daha fazla yaralıya yol açan olay.
Büyük bir olayda yaralının tedavi önceliğini göstermek için ona takılan ve diğer kurtarıcıların bir bakışta görebildiği renkli etiket.
Bir olay yerinde yaralanmış olsa da yürüyebilen kişiler; triyajda genellikle en düşük öncelikli gruptur.
Kısa sürede ilgilenilmesi gereken; triyaj ve ambulans sistemlerinde ciddi olmakla birlikte genellikle hayata yönelik ani tehdidin bir altındaki öncelik düzeyi.
Ambulans ve Hastane Öncesi Bakım
Hasta ya da yaralıları olay yerinde ve yol boyunca tedavi eden, tıbbi ekipman ve eğitimli personelle donatılmış ve onları hastaneye götüren araç.
Çoğunlukla ambulansta çalışan, hastaları olay yerinde ve hastaneye giderken değerlendirip tedavi eden eğitimli sağlık profesyoneli.
Yürüyemeyen hasta ya da yaralıları taşımak için kullanılan, üzeri yastıklı ve çoğu zaman tekerlekli taşıma aracı.
'Emergency medical services' ifadesinin kısaltması; hastane dışında acil tıbbi bakım sağlayan ambulans, personel ve çağrı merkezlerinden oluşan sistem.
Acil bir duruma hızla ulaşıp ambulanstan önce ya da ambulansla birlikte erken bakım vermek üzere eğitilmiş kişi; örneğin polis, itfaiyeci, cankurtaran ya da gönüllü.
'Emergency medical technician' ifadesinin kısaltması; çoğu ABD sisteminde paramediğin bir alt kademesinde temel acil bakım veren eğitimli ambulans çalışanı.
Acil çağrı ile ilk ambulansın ya da müdahale ekibinin olay yerine varışı arasında geçen süre.
Hastanın ve onunla ilgili önemli bilgilerin bir ekipten diğerine aktarılması; örneğin ambulans ekibinden acil servis çalışanlarına.
Travma hastalarının devri için kullanılan yapılandırılmış format: Age (yaş), Time (olay saati), Mechanism (mekanizma), Injuries (yaralanmalar), Signs (yaşam bulguları) ve Treatment (yapılan tedavi).
Ambulans ekibinin her hasta için tuttuğu yazılı ya da elektronik kayıt; olayı, bulguları, yapılan tedaviyi ve zaman içindeki değişiklikleri içerir.
Acil Servis
Ani hastalık ya da yaralanmayla başvuran kişileri randevusuz olarak, günün 24 saati tedavi eden hastane bölümü.
'Accident and emergency' ifadesinin kısaltması; hastanelerin acil servisi için İngiltere'de kullanılan yaygın ad.
'Resuscitation' kelimesinin gündelik kısaltması; özellikle acil serviste en ağır hastaların tedavi edildiği resüsitasyon odası için kullanılır.
Defibrilatör, hava yolu malzemeleri ve acil ilaçlar gibi resüsitasyon için gerekli ekipman ve ilaçları taşıyan tekerlekli araba.
Hava yolunu korumak ve hastanın solunumunu bir cihaz ya da balonla sağlayabilmek için ağız veya burundan nefes borusuna bir tüp yerleştirilmesi.
Hastayı eve göndermek yerine ileri tedavi için yatan hasta olarak hastaneye kabul etmek.
Değerlendirme ya da tedaviden sonra hastanın, genellikle önerilerle ve kontrol planıyla birlikte, hastaneden ya da acil servisten ayrılmasına izin vermek.
Acil Çağrılar
Kaza, yangın ya da ani bir hastalık gibi hemen yardım veya müdahale gerektiren ani ve ciddi durum.
Ambulans, polis ya da itfaiye istemek için 112, 911 veya 999 gibi acil numaralardan birine yapılan telefon araması.
Acil çağrı merkezinde çağrıları yanıtlayan, ne tür yardım gerektiğine karar veren ve ambulans ya da diğer ekipleri yönlendiren görevli.
Özellikle Kuzey Amerika'da acil çağrı görevlilerinin, arayanın ne tür yardıma ihtiyacı olduğunu hızla öğrenmek için sorduğu standart açılış sorusu.
Arayan kişiden telefonu kapatmamasını isteyen ifade; böylece görevli yardım ulaşana kadar yeni sorular sorabilir ya da yönerge verebilir.
Hasta ya da yaralı birine ambulans gelmesi için acil numarayı aramak.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Acil Tıp ve İlk Yardım İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Önce kısa ve kalıplaşmış ifadeleri öğrenin: 'Is he breathing?' (Nefes alıyor mu?), 'Stay on the line' (Hattan ayrılmayın), 'What's your emergency?' (Acil durumunuz nedir?), 'Help is on the way' (Yardım yolda). Acil durumda insanlar kısa ve standart cümlelerle konuşur; bunları hızla tanımak, nadir kelimeleri bilmekten daha önemlidir.
- Her kısaltmayı açılımı ve okunuşuyla birlikte öğrenin: CPR ve AED harf harf okunur, ROSC ise genellikle tek kelime gibi söylenir. Telsiz konuşmalarında, hasta tesliminde ve raporlarda kısaltmalar her yerdedir.
- Yayımlanmış resüsitasyon rehberleri, ilk yardım kitapları, ambulans hizmetlerinin bilgilendirme broşürleri ve acil tıp dergilerindeki olgu sunumları gibi alanınızdaki gerçek İngilizce metinleri okuyun; önceliklerin ve değerlendirmenin nasıl anlatıldığına dikkat edin.
- Kısa ve yapılandırılmış bir hasta teslimini (örneğin ATMIST ya da SBAR) ve önce adresi vererek yapılan deneme bir acil çağrıyı sesli olarak çalışın. Baskı altında net ve doğru sırayla konuşmak, öğrencilerin çoğunun en çok zorlandığı beceridir.
- A&E ve ER, crash trolley ve crash cart, haemorrhage ve hemorrhage, adrenaline ve epinephrine gibi İngiltere-ABD farklarına dikkat edin ve önce okumayı ya da çalışmayı planladığınız ülkede kullanılan biçimi öğrenin.
Sıkça sorulan sorular
'Emergency' ile 'urgent' arasındaki fark nedir?
'Emergency', kalp durması, ağır kanama ya da inme gibi hayatı veya bir uzvu o anda tehdit eden durumdur. 'Urgent' ise kısa sürede ilgilenilmesi gereken ama genellikle o kadar ani olmayan durumu anlatır; triyaj sistemlerinde de çoğu zaman 'immediate', 'very urgent', 'urgent' ve 'non-urgent' gibi düzeyler bulunur. Türkçedeki 'acil' ikisini de karşıladığı için İngilizce kelimeyi dikkatle seçin.
ER mi, ED mi, yoksa A&E mi denir?
Üçü de ani hastalık ve yaralanmalara bakan hastane bölümünü, yani acil servisi anlatır. 'Emergency department' (ED) uluslararası resmi terimdir; 'ER' (emergency room) gündelik Amerikan İngilizcesinde, 'A&E' (accident and emergency) ise İngiltere'de kullanılan yaygın addır. İş yerinde meslektaşlarınız hangisini kullanıyorsa onu kullanın.
Heart attack ile cardiac arrest aynı şey mi?
Hayır. Heart attack, kalp kasının bir bölümünün kanlanması engellendiğinde ortaya çıkar; kişi genellikle bilinçlidir ve göğüs ağrısı vardır. Cardiac arrest'te ise kalp etkili biçimde kan pompalamayı bırakır, kişi yığılır ve normal solunumu durur. Kalp krizi kalp durmasına yol açabilir. Türkçede 'kalp krizi' ifadesi çoğu zaman gelişigüzel biçimde ikisi için de kullanıldığından çeviri hataları sık görülür.
Paramedik ile EMT arasındaki fark nedir?
İkisi de ambulansta çalışır; ancak çoğu ABD sisteminde EMT temel bakım verirken paramedik daha uzun bir eğitim alır, daha fazla ilaç verebilir ve ileri girişimler yapabilir. İngiltere'de paramedikler üniversite düzeyinde eğitim almış kayıtlı sağlık profesyonelleridir; ekipteki diğer kişiler 'ambulance technician' ya da 'emergency care assistant' gibi unvanlar taşır. Türkiye'deki en yakın karşılıklar paramedik ve acil tıp teknisyenidir (ATT).
İngilizce konuşulan ülkelerde hangi acil numaralar kullanılır?
ABD ve Kanada'da 911, İngiltere ve İrlanda'da 999 (bu ülkelerde ve tüm AB'de 112 de çalışır), Avustralya'da 000, Yeni Zelanda'da ise 111 kullanılır. İngiltere'de 111, acil olmayan ama kısa sürede ilgilenilmesi gereken sağlık sorunları için ayrı bir hattır. Türkiye'de ambulans, polis ve itfaiye için tek numara 112'dir.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
