Veterinerlik İngilizcesi: 100 Temel Terim ve Anlamları
İngilizce; veteriner hekimlik dergilerinin, ilaç prospektüslerinin, uluslararası kongrelerin ve yurt dışında çalışmak isteyen hekimlerin girdiği yeterlilik sınavlarının ortak dilidir; büyük şehirlerdeki ve turistik bölgelerdeki klinikler de giderek daha fazla yabancı hasta sahibine hizmet veriyor. Bu sözlük, tür adları ve klinik muayeneden aşılamaya, cerrahi ve anesteziye, çiftlik hayvanı hastalıklarına, beslenme ve yetiştiriciliğe kadar veteriner hekimlerin ve veteriner fakültesi öğrencilerinin önce ihtiyaç duyduğu kelimeleri Türkçe karşılıkları ve küçük hayvan ile çiftlik pratiğinden alınmış gerçekçi cümlelerle bir araya getirir. Sözlükte İngiliz yazımı esas alınır, Amerikan biçimleri ayrıca belirtilir ve anamnez (history), rapel (booster) ya da anorexia gibi Türkçe konuşanlar için tuzak olan kelimelere dikkat çekilir.
- 100 terim
- 11 konu
- 63 temel terim
- 208 örnek cümle
Hayvanlar, Türler ve Irklar
Gıda, iş ya da gelir için değil, esas olarak arkadaşlık için beslenen hayvan; köpek, kedi, tavşan ya da kafes kuşu gibi. 'Pet' kelimesinin daha resmi karşılığıdır.
Et, süt, yumurta, yapağı ya da başka ürünler elde etmek için çiftliklerde yetiştirilen hayvanlar; sığır, koyun, keçi, domuz ve kanatlılar gibi.
Aynı tür içinde, kontrollü çiftleştirmeyle nesilden nesle aktarılan belirgin görünüm ve özellikleri paylaşan hayvan grubu; Labrador ya da Holstein gibi.
Köpeklerle ilgili. İsim olarak resmi yazılarda köpek anlamına da gelir; anatomide ise kesici dişlerin yanındaki uzun, sivri dişi (köpek dişi) ifade eder.
Kedilerle ilgili. İsim olarak aslan ve kaplan dahil kedigiller ailesinin herhangi bir üyesini ifade eder.
Süt ya da et için yetiştirilen inek, boğa, kastre erkek sığır ve buzağılar. Tekil biçimi olmayan çoğul bir isimdir.
Birlikte yaşayan, otlayan ya da yetiştirilen aynı türden hayvan grubu; özellikle sığır, keçi, domuz ya da at sürüsü.
Dört bölmeli midesi olan ve geviş getiren otçul hayvan; sığır, koyun, keçi ve geyik gibi.
At, eşek ve atgiller ailesinin diğer üyeleriyle ilgili. İsim olarak bu aileden herhangi bir hayvanı ifade eder.
Et ya da yumurta için yetiştirilen kuşlar; tavuk, hindi, ördek ve kaz gibi. Kelime bu kuşların etini de ifade eder.
Veteriner Kliniği ve İşleyişi
Hayvanları muayene eden, hastalıklarına tanı koyup tedavi eden, ameliyat yapan ve ilaç yazan yetkin hayvan hekimi. Veteriner hekimler gıda güvenliği, halk sağlığı ve araştırma alanlarında da çalışır.
Hekimin hayvanı muayene ettiği, sorunu hasta sahibiyle konuştuğu ve bir plan üzerinde anlaştığı, genellikle randevuyla yapılan görüşme.
Hekimlere yardımcı olan, anesteziyi izleyen, yatan hayvanların bakımını yapan, örnek alan ve hasta sahiplerine rutin bakım konusunda bilgi veren eğitimli ve kayıtlı sağlık profesyoneli. ABD'de 'veterinary technician' denir.
Hayvanın, ilk kliniğin sağlayamadığı tetkik ya da tedavi için bir uzmana veya daha donanımlı bir hastaneye gönderilmesi.
Hayvanı tedavi, gözlem ya da bakım için klinikte kalmak üzere yatırmak; örneğin serum takılması için. Amerikan yazımı 'hospitalize'dır.
Gelen hasta ya da yaralı hayvanların aciliyetini hızla değerlendirip hangisinin önce görüleceğine karar verilmesi.
Klinik Muayene
Hekimin hayvanın geçmiş ve şimdiki sağlık durumu hakkında sahibinden topladığı bilgiler: sorunun ne zaman başladığı, beslenmesi, aşıları, kullandığı ilaçlar ve sahibinin fark ettiği değişiklikler.
Hayvanın vücudunun bakarak, elle yoklayarak ve dinleyerek sistematik biçimde kontrol edilmesi: vücut ısısı, kalp ve akciğerler, gözler, kulaklar, ağız, deri, lenf yumruları ve karın.
Hayvanda hekimin ya da sahibinin görebildiği, duyabildiği, elle hissedebildiği ya da ölçebildiği anormal durum; öksürük, topallama, ateş ya da kilo kaybı gibi.
Hayvanın vücudunun ne kadar iyi çalıştığını gösteren temel ölçümler: vücut ısısı, kalp atım hızı, nabız ve solunum sayısı.
Hayvanın vücudunun bir bölümünü, örneğin karnı, lenf yumrularını ya da bir şişliği, elle veya parmaklarla dikkatlice yoklayarak muayene etmek.
Vücudun aldığından daha fazla su kaybettiği durum; çoğunlukla kusma, ishal, ateş ya da su içmeme sonucu gelişir.
Bacakta ya da ayakta ağrı veya bir sorun nedeniyle ortaya çıkan anormal yürüme ya da durma şekli. Bu durumdaki hayvan için 'lame' (topal) denir.
Muayenenin bir parçası olarak kalp, akciğer ya da bağırsak seslerini steteskopla dinlemek.
Ağız, göz kapakları, burun ve genital organların içini kaplayan nemli, pembe dokular. Hekimler özellikle diş etlerinin rengine bakarak dolaşım ve oksijenlenme durumunu değerlendirir.
Diş etine parmakla bastırılıp bırakıldıktan sonra rengin geri gelmesi için geçen süre. Kanın dokulara ne kadar iyi ulaştığını gösterir; genellikle iki saniyenin altı normal kabul edilir.
Hayvanın hiç yemek yemediği tam iştah kaybı. İştahın yalnızca azalmasına 'inappetence' ya da 'hyporexia' denir.
Tanı ve Laboratuvar Testleri
Anamnez, muayene ve test sonuçlarına dayanarak hayvandaki klinik bulgulara yol açan hastalığın ya da sorunun belirlenmesi.
Kan hücreleri, organ fonksiyonları, enfeksiyonlar ya da hormon düzeyleri gibi değerleri kontrol etmek için alınan kan örneğinin laboratuvarda incelenmesi.
Vücudun içinin X ışınlarıyla elde edilen görüntüsü; kemikleri, göğüs boşluğunu ve karın boşluğunu incelemek için kullanılır.
Yüksek frekanslı ses dalgalarıyla kalp, karaciğer, idrar kesesi ya da gebe rahim gibi yumuşak dokuları ve organları ekranda gösteren görüntüleme yöntemi.
Mikroskop altında incelenmek üzere canlı bir hayvandan küçük bir doku parçası alınması ya da alınan doku örneğinin kendisi.
İdrar örneğinin yoğunluk, kimyasal içerik, hücre, kristal ve bakteri açısından laboratuvarda incelenmesi.
Laboratuvar testleri için, örneğin parazit yumurtası, bakteri ya da kan aramak amacıyla toplanan az miktarda dışkı. Amerikan yazımı 'fecal'dır.
Hayvandaki klinik bulguları açıklayabilecek olası hastalıklardan her biri ya da bu hastalıkların tümünü içeren liste; hekim bu listeyi testlerle daraltır.
Ölüm nedenini ya da hayvanda hangi hastalıkların bulunduğunu belirlemek için ölümden sonra yapılan ayrıntılı inceleme. ABD'de genellikle 'necropsy' denir.
Aşılama ve Koruyucu Hekimlik
Bağışıklık sistemini belirli bir bulaşıcı hastalığa karşı hazırlamak için hayvana genellikle enjeksiyonla ya da burundan aşı uygulanması.
Bağışıklığı güçlü tutmak için temel aşı serisinden sonra belirli aralıklarla yapılan ek aşı dozu.
Hayvanın üzerinde ya da içinde yaşayıp ondan beslenen canlı; dışarıda pire, kene ve akar, içeride solucanlar ve protozoonlar gibi.
Pirinç tanesi büyüklüğünde, hayvanın deri altına yerleştirilen küçük elektronik çip. Okuyucuyla okunan benzersiz numarası, hayvanı bir veri tabanında sahibiyle eşleştirir.
Yuvarlak solucanlar, şerit solucanlar ve kancalı kurtlar gibi iç parazitleri öldürmek ya da vücuttan atmak için hayvana ilaç verilmesi.
Kedi, köpek ve diğer hayvanların derisinde yaşayıp kanlarıyla beslenen, kanatsız, sıçrayan küçük böcek.
Nerede yaşarsa yaşasın o türdeki her hayvana yapılması önerilen, yaygın ve ciddi hastalıklara karşı koruyan aşı.
Örümceklerle akraba, sekiz bacaklı, deriye tutunup kanla beslenen küçük parazit. Keneler Lyme hastalığı ve babesiyoz gibi hastalıkları bulaştırabilir.
Bulaşıcı hastalıkların bir çiftliğe, kliniğe ya da ülkeye girmesini ve oradan yayılmasını önlemek için alınan önlemlerin bütünü.
Bulaşıcı bir hastalık taşıyor olabilecek hayvanların, hastalığı diğerlerine yaymamaları için belirli bir süre ayrı tutulması.
Hayvan Hastalıkları
Hayvanlarla insanlar arasında bulaşabilen hastalık; kuduz, bruselloz, dermatofitoz ya da leptospiroz gibi. Çoğulu 'zoonoses'tır.
Mide içeriğinin güçlü kas kasılmalarıyla ağızdan dışarı atılması. Teknik adı 'emesis'tir.
Normalden daha sık atılan yumuşak ya da sulu dışkı; bağırsaklarda bir sorun olduğunu gösteren bir bulgudur. Amerikan yazımı 'diarrhea'dır.
Bakteri, virüs, mantar ya da parazitlerin vücuda girip çoğalarak hastalığa ya da hasara yol açması.
Çoğunlukla enfekte hayvanların ısırığıyla bulaşan, sinir sistemini etkileyen viral hastalık. Klinik bulgular ortaya çıktıktan sonra hayvanlarda ve insanlarda neredeyse her zaman ölümle sonuçlanır.
Genellikle bakteriyel enfeksiyon sonucu memenin ya da meme bezinin iltihaplanması. Süt ineklerinin en yaygın ve en pahalıya mal olan hastalıklarından biridir.
Sığır, koyun, keçi ve domuz gibi çift tırnaklı hayvanlarda ateşe ve ağızda ve ayaklarda veziküllere yol açan, son derece bulaşıcı viral hastalık.
Özellikle aşısız genç köpeklerde şiddetli kusma, kanlı ishal ve dehidrasyona yol açan, dış ortama dayanıklı ve son derece bulaşıcı virüs. Kedilerde panlökopeniye yol açan virüs de yakın akraba bir parvovirüstür.
Köpeklerde sert, kaz sesine benzer bir öksürüğe yol açan bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonu. Köpeklerin bir arada bulunduğu yerlerde yayılır; Bordetella gibi bakteriler ve çeşitli virüsler tarafından oluşturulur.
Özellikle atlarda görülen karın ağrısı. Tek bir hastalık değil bir bulgudur; hafif gaz sancısından ameliyat gerektiren bağırsak düğümlenmesine kadar uzanabilir.
Midede tehlikeli düzeyde gaz birikmesi. Sığır ve koyunlarda rumen gaz ya da köpükle şişer; iri köpeklerde ise mide gazla dolup kendi etrafında dönebilir.
Sığır, koyun, keçi ve diğer hayvanlarda yavru atmaya ve kısırlığa yol açan bakteriyel hastalık. Başta çiğ süt ve atılan yavru ile yavru zarlarıyla temas yoluyla insanlara bulaşabilir.
Yasa gereği, doğrulanmasını beklemeden, şüphelenildiği anda resmi veteriner makamlarına bildirilmesi zorunlu olan hastalık.
Cerrahi ve Anestezi
Hayvanın üremesini engellemek için üreme organlarını cerrahi yolla almak: erkeklerde testisler, dişilerde genellikle yumurtalıklar ve rahim.
Dişi hayvanın gebe kalmasını ve kızgınlığa girmesini önlemek için yumurtalıklarını, çoğunlukla da rahmini cerrahi yolla almak.
İlaçlarla oluşturulan, hayvanın ağrı hissetmediği ve çoğunlukla bilincinin kapalı olduğu, böylece ameliyat ya da başka işlemlerin güvenle yapılabildiği kontrollü durum.
Hayvanı sakin, gevşek ve uykulu hale getirmek için ilaç uygulanması; hayvan kendi başına soluk almaya devam eder ve uyandırılabilir. Genel anesteziden daha hafiftir.
Bir yarayı ya da cerrahi kesiyi kapatmak için atılan dikiş veya dikiş dizisi; ya da bu iş için kullanılan iplik. Fiil olarak 'dikişle kapatmak' anlamına gelir.
Deri ya da diğer dokuların kesildiği, yırtıldığı, delindiği veya yandığı yaralanma; ısırık, laserasyon ya da cerrahi kesi gibi.
Erkek hayvanın üremesini engellemek ve erkeklik hormonu üretimini azaltmak için testislerinin alınması ya da işlevsiz bırakılması.
Hayvana belirli bir süre yiyecek verilmemesi; örneğin anesteziden önce midenin boş olması, böylece kusma ve yiyeceğin solunum yollarına kaçma riskinin azalması için.
Hayvanın bir yarayı, dikişleri ya da gözlerini yalamasını, ısırmasını veya kaşımasını engellemek için boynuna takılan, huni biçimli plastik ya da kumaş yaka.
Genel anesteziden önce hayvanı sakinleştirmek, ağrıyı azaltmak ve gereken anestezik miktarını düşürmek için verilen ilaçlar. Genellikle kısaca 'premed' denir.
Hava yolunu açık tutmak ve oksijen ile anestezik gaz vermek için ağızdan hayvanın soluk borusuna (trakea) bir tüp yerleştirmek.
Anesteziden ya da bayılmadan sonra uyanmak, bilinci yeniden yerine gelmek. Amerikan İngilizcesinde 'come around' ya da 'wake up' tercih edilir.
Ameliyat sırasında bistüriyle deri ve dokular boyunca yapılan düzgün kesi ya da bu kesinin bıraktığı yara.
Tedavi ve İlaçlar
İlaç ya da aşının iğne ve şırınga ile vücuda verilmesi; örneğin deri altına, kas içine ya da damar içine.
Bir seferde verilen ilaç miktarı; genellikle hayvanın canlı ağırlığına göre, örneğin kilogram başına miligram olarak hesaplanır.
Bakterileri öldüren ya da çoğalmalarını durduran ilaç. Antibiyotikler bakteriyel enfeksiyonları tedavi eder; virüslere karşı etkili değildir.
Belirli bir hayvan için ilacın verilmesine izin veren, ilacın adını, dozunu, kullanım sıklığını ve süresini belirten veteriner hekim talimatı.
Bir ilacın ya da tedavinin amaçlanan etkisinin yanı sıra ortaya çıkan istenmeyen etki; kusma, uyuşukluk ya da susamada artış gibi.
İlacın son dozundan sonra, tedavi edilen hayvandan elde edilen süt, et, yumurta ya da balın gıda olarak kullanılabilmesi için geçmesi gereken en kısa süre.
Ağrının ilaçlarla ya da başka yöntemlerle giderilmesi veya bilinci yerinde bir hayvanda ağrının ortadan kalkması. Bu işi yapan ilaca 'analgesic' (analjezik) denir.
Non-steroidal anti-inflammatory drug (non-steroid antiinflamatuvar ilaç) kısaltması: steroid olmadan ağrıyı, iltihabı ve ateşi azaltan ilaç; meloksikam ya da karprofen gibi.
Dehidrasyonu gidermek, kan basıncını desteklemek ya da süren kayıpları yerine koymak için hayvana genellikle damar yoluyla su ve elektrolit verilmesi.
Deri altı. Derinin hemen altındaki dokuya yapılan enjeksiyonlar, sıvılar ve implantlar ile orada bulunan kitleler için kullanılır.
'Intravenous' (damar içi) kelimesinin kısaltması. Damar yolu ya da serum hattı anlamında isim olarak da kullanılır.
Beslenme, Yetiştiricilik ve Hayvan Refahı
Hayvanın düzenli olarak yediği yiyecek ve içecekler ya da bir sağlık sorununu yönetmek için uygulanan özel beslenme planı; böbrek diyeti ya da kilo verme diyeti gibi.
Hayvanın ne kadar zayıf ya da şişman olduğunu gösteren, kaburgalara, omurgaya, bele ve kalçaya bakılarak ve elle yoklanarak belirlenen sabit ölçekli puan.
Çiftlik hayvanlarına verilen yiyecek; kuru ot, silaj, tahıl ya da karma yem gibi. Fiil olarak hayvana yiyecek vermek anlamına gelir.
Çiftlik hayvanlarının barındırma, besleme, üretim, hijyen ve tutma gibi konuları kapsayan günlük bakım ve yönetimi.
Hayvanın fiziksel ve zihinsel durumu ile ihtiyaçlarının ne ölçüde karşılandığı; sağlık, uygun yem ve barınak, doğal davranış sergileyebilme ile acı ve korkudan uzak olmayı kapsar.
Üreme ve Doğum
Rahminde gelişmekte olan bir ya da daha fazla yavru taşıyan. Çiftlik hekimleri bunun yerine sıklıkla türe özgü ifadeler kullanır: in calf, in lamb, in foal.
İneğin buzağı doğurması. Fiili 'calve'dir; ineklerin doğum yaptığı döneme 'calving season' (doğum sezonu) denir.
Dişi hayvanın üreme döngüsünde döl tutabildiği ve çiftleşmeyi kabul ettiği dönem; gündelik dilde 'heat', köpek ve kedilerde 'season' denir. Amerikan yazımı 'estrus'tur.
Dişiyi gebe bırakmak için erkekten toplanan spermanın doğal çiftleşme yerine aletlerle dişinin üreme kanalına yerleştirilmesi.
Yavrunun çok iri olması ya da yanlış pozisyonda gelmesi gibi nedenlerle annenin yardım almadan doğuramadığı güç veya anormal doğum.
Normal doğumun mümkün ya da güvenli olmadığı durumlarda karın duvarı ve rahim kesilerek yavruların alındığı ameliyat.
Hasta Sahipleriyle İletişim
Hayvanı veterinere getiren, tedaviye onay veren ve ücreti ödeyen hayvan sahibi ya da bakıcısı. Veteriner hekimlikte hasta hayvanın kendisidir; kişi ise hasta sahibidir.
Giderilemeyen acıya son vermek için hayvanın yaşamına, genellikle aşırı dozda anestezik ilaçla, acısız biçimde son verilmesi.
Hekimin bir hastalığın olası seyri ve sonucu hakkındaki görüşü; örneğin hayvanın iyileşip iyileşmeyeceği ve ne kadar yaşayabileceği.
Ameliyat ya da anestezi gibi bir işlemin riskleri, maliyeti ve alternatifleri anlatıldıktan sonra hasta sahibinin onay vermek için imzaladığı belge.
Tedavinin olası maliyetini gösteren, işlem yapılmadan önce hasta sahibine verilen yazılı ya da sözlü bilgi.
Yatan bir hayvanı genellikle talimatlar ve ilaçlarla birlikte sahibiyle eve göndermek, taburcu etmek. İsim olarak vücuttan gelen akıntı anlamına da gelir; gözden ya da burundan gelen akıntı gibi.
Mini test: bu terimleri biliyor musun?
Bu sözlükten 10 soru. Her terimin doğru Türkçe karşılığını seç, puanını gör.
Veterinerlik İngilizcesi nasıl öğrenilir?
- Türlerle ilgili kelimeleri bir set olarak öğrenin: sıfatlar (canine, feline, bovine, ovine, equine, porcine), erkek, dişi ve yavru adları (bull, cow, calf; stallion, mare, foal) ve doğum için kullanılan kelimeler (calving, lambing, foaling, whelping).
- Her klinik terimi hasta sahiplerinin kullandığı kelimeyle eşleştirin: emesis ve being sick, anorexia ve off food, pruritus ve itching, euthanasia ve putting to sleep. İlkine notlarda, ikincisine muayene odasında ihtiyaç duyarsınız.
- Her hafta vaka raporları, makale özetleri, ilaç prospektüsleri ve hasta sahipleri için hazırlanmış broşürler gibi gerçek veteriner metinleri okuyun; 'bright, alert and responsive', 'no abnormalities detected' ve 'guarded prognosis' gibi kalıplaşmış ifadeleri not edin.
- Bir muayeneyi baştan sona İngilizce ve sesli olarak prova edin: anamnezi alın, muayene bulgularınızı anlatın, ayırıcı tanılarınızı sıralayın, ardından tedavi planını ve tahmini maliyeti hasta sahibine sade bir dille açıklayın.
- İngiliz ve Amerikan İngilizcesi çiftlerinden bir liste tutun: veterinary surgeon ve veterinarian, vet nurse ve vet tech, anaesthesia ve anesthesia, faeces ve feces, post-mortem ve necropsy, worming ve deworming.
Sıkça sorulan sorular
Veteriner İngilizcesini nasıl hızlı öğrenebilirim?
Alfabetik sırayla değil konu konu çalışın ve her kelimeyi birlikte kullanıldığı kelimelerle öğrenin: take a history (anamnez almak), palpate the abdomen (karnı palpe etmek), give a booster (rapel aşı yapmak), sign a consent form (onam formu imzalamak). Her gün vaka raporları ve ilaç prospektüsleri gibi alanınızdan kısa, gerçek metinler okuyun ve kendi vakalarınızı İngilizce yazmaya çalışın. Günde on dakika, sınavdan önceki tek bir uzun oturumdan daha etkilidir.
İlk önce hangi veteriner hekimlik terimlerini öğrenmeliyim?
Başlıca türlerin adları ve sıfatlarıyla, klinik muayenenin kelimeleriyle (history, clinical signs, vital signs, mucous membranes), günlük işlemlerle (vaccination, neutering, anaesthesia, blood tests), en sık görülen hastalıklarla ve hasta sahipleriyle konuşurken kullandığınız ifadelerle başlayın. Bu sözlüğün ilk seviyesi tam olarak bunları kapsar.
Vet, veterinarian ve veterinary surgeon arasındaki fark nedir?
Üçü de aynı mesleği ifade eder. 'Vet' her yerde kullanılan gündelik kelimedir; 'veterinarian' ABD'de ve uluslararası yazılarda standarttır; 'veterinary surgeon' ise İngiltere'de, nadiren ameliyat yapan hekimler için bile kullanılan yasal unvandır. 'Veterinary' tek başına bir sıfattır (veterinary clinic, veterinary medicine); bu yüzden kişi için kullanılmaz.
Veteriner hekimler neden 'symptoms' yerine 'clinical signs' der?
'Symptom' hastanın hissedip anlattığı bir şeydir (örneğin baş ağrısı); 'sign' ise başkalarının gözlemleyebildiği ya da ölçebildiği bir şeydir (örneğin topallama ya da ateş). Hayvanlar ne hissettiklerini anlatamadığı için veteriner raporlarında, ders kitaplarında ve sınavlarda 'clinical signs' kullanılır. Hasta sahipleri yine de 'symptoms' der ve hekimler de onlarla konuşurken çoğu zaman bu kelimeyi kullanır.
Veteriner İngilizcesi İngiltere'de ve ABD'de farklı mı?
Bilimsel kelime dağarcığı ortaktır, ancak yazım ve bazı gündelik kelimeler farklıdır: anaesthesia ve anesthesia, diarrhoea ve diarrhea, oestrus ve estrus, vet nurse ve vet tech, bloods ve bloodwork, post-mortem ve necropsy, jab ve shot gibi. Bu sözlükte İngiliz yazımı kullanılır ve Amerikan biçimleri ayrıca belirtilir. Kendi yazılarınızda tek bir stil seçin, ama ikisini de tanımayı öğrenin.
İlgili alanlar
Seviyene uygun okumayla pekiştir
Yeni kelimelerin kalıcı olmasının en hızlı yolu seviyene uygun metin okumaktır. Seviyene göre ücretsiz İngilizce kitaplar:
Bu sayfa İngilizce öğrenenler için kelime açıklaması içerir; tıbbi tavsiye değildir.
