Türkçe ipuçları · Örnekler · Test

İngilizcede Sık Karıştırılan Kelimeler

Borrow mu lend mi? Say mi tell mi? Since mi for mu? İngilizce öğrenenlerin en çok karıştırdığı 39 kelime çifti; her biri Türkçe anlamı, akılda kalan kısa bir ipucu ve örnek cümlelerle. Sonra on cümlelik boşluk doldurma testiyle kendini dene.

  • 39 çift
  • Türkçe ipuçları
  • Boşluk doldurma testi
  • PDF / yazdır

Kendini test et: hangi kelime uyar?

Her birinde bir boşluk olan on cümle. Sık karıştırılan iki ya da üç kelime arasından doğrusunu seç; ardından farkı akılda tutmak için kısa bir ipucu gör.

Sık karıştırılan 39 kelime çifti

affect vs effect

affect
fiil: etkilemekThe cold weather can affect your mood.
effect
isim: etki, sonuçThe new rule had a positive effect on sales.

İpucu: Affect genellikle fiildir (etkilemek), effect isimdir (etki).

their vs there vs they're

their
onlarınThe students left their bags in the classroom.
there
orada; varThere is a café near the station.
they're
onlar ... (they are)They're going to the cinema tonight.

İpucu: Their sahiplik, there yer/var, they're ise they are'ın kısaltmasıdır.

your vs you're

your
seninIs this your phone?
you're
sen ... (you are)You're my best friend.

İpucu: "You are" diyebiliyorsan you're yaz.

its vs it's

its
onun (cansız)The dog wagged its tail.
it's
o ... (it is / it has)It's raining again.

İpucu: It's her zaman "it is" veya "it has" demektir; iyelik bildiren its kesme işareti almaz.

then vs than

then
sonra; o zamanWe had dinner and then went for a walk.
than
-den (karşılaştırma)She is taller than her brother.

İpucu: Than karşılaştırır, then zaman bildirir.

lose vs loose

lose
kaybetmekDon't lose your keys again.
loose
bol, gevşekThese trousers are too loose.

İpucu: Loose (gevşek) iki o ile, lose (kaybetmek) tek o ile yazılır.

accept vs except

accept
kabul etmekI accept your apology.
except
hariçEveryone came except Tom.

İpucu: Except "hariç" demektir; accept fiildir.

advice vs advise

advice
isim: tavsiyeCan you give me some advice?
advise
fiil: tavsiye etmekI advise you to book early.

İpucu: Advice isimdir (sayılamaz: some advice), advise fiildir.

borrow vs lend

borrow
ödünç almakCan I borrow your pen?
lend
ödünç vermekCould you lend me ten pounds?

İpucu: Borrow ödünç almak, lend ödünç vermektir.

bring vs take

bring
getirmekPlease bring a cake to my party.
take
götürmekTake an umbrella when you go out.

İpucu: Bring buraya getirmek, take oraya götürmektir.

say vs tell

say
söylemek (kime olmadan)What did you say to her?
tell
söylemek, anlatmak (birine)What did you tell her?

İpucu: Tell'den sonra kişi gelir (tell me); say'den sonra gelmez (say that…).

make vs do

make
yapmak, üretmekI'll make a cake for your birthday.
do
yapmak (bir işi, eylemi)I need to do my homework.

İpucu: Make bir şey ortaya çıkarır, do bir işi yerine getirir. Birçok kalıp ezberlenir: make a mistake, do homework.

fewer vs less

fewer
daha az (sayılabilen)There are fewer cars on the road today.
less
daha az (sayılamayan)I drink less coffee than before.

İpucu: Sayılabilenlerle fewer, sayılamayanlarla less.

many vs much

many
çok (sayılabilen)How many brothers do you have?
much
çok (sayılamayan)How much water should I drink?

İpucu: Many sayılabilen, much sayılamayan isimlerle kullanılır.

since vs for

since
-den beri (başlangıç anı)I've lived here since 2019.
for
-dir (süre)I've lived here for five years.

İpucu: Since başlangıç anıyla, for süreyle kullanılır.

quiet vs quite

quiet
sessizThe library is very quiet.
quite
oldukçaThe film was quite good.

İpucu: Quiet sessiz, quite oldukça demektir.

whose vs who's

whose
kiminWhose jacket is this?
who's
kim ... (who is)Who's coming to dinner?

İpucu: Who's, "who is" ya da "who has" demektir.

to vs too vs two

to
-e, -a; mastarI walk to school every day.
too
de, da; fazlaThis soup is too hot.
two
ikiI have two cats.

İpucu: Too "de/fazla", two "iki", to ise edat ve mastardır.

remember vs remind

remember
hatırlamakI remember my first day at school.
remind
hatırlatmakPlease remind me to call my mother.

İpucu: Remember hatırlamak, remind birine hatırlatmaktır.

rise vs raise

rise
yükselmekPrices rise every year.
raise
yükseltmek, kaldırmakRaise your hand if you have a question.

İpucu: Raise nesne alır (bir şeyi kaldırmak), rise almaz (kendiliğinden yükselmek).

lie vs lay

lie
uzanmakI need to lie down for a while.
lay
yere koymak, sermekLay the papers on the table.

İpucu: Lay bir şeyi koymaktır (nesne alır), lie ise uzanmaktır.

hear vs listen

hear
duymakDid you hear that noise?
listen
dinlemekI listen to podcasts on the bus.

İpucu: Hear istemeden duymak, listen bilerek dinlemektir (listen to).

see vs watch vs look

see
görmekI can't see a thing without my glasses.
watch
izlemekWe like to watch TV in the evening.
look
bakmakLook at this photo!

İpucu: See kendiliğinden görmek; look bakmak, watch izlemektir.

economic vs economical

economic
ekonomik (ekonomiyle ilgili)The country is facing economic problems.
economical
tutumlu, idareliThis small car is very economical.

İpucu: Economic ekonomiyle ilgili, economical tasarruflu demektir.

sensible vs sensitive

sensible
mantıklı, makulWearing a coat in winter is sensible.
sensitive
hassas, duyarlıShe is very sensitive to criticism.

İpucu: Sensible "hassas" değil, "mantıklı" demektir; hassas sensitive'dir.

actually vs currently

actually
aslındaI thought he was Spanish, but actually he's Italian.
currently
şu andaThe shop is currently closed, but it will open again in May.

İpucu: Actually "şu anda" değil, "aslında" demektir.

alone vs lonely

alone
yalnız (kimse olmadan)I like to walk alone in the morning.
lonely
yalnız (yalnızlık hisseden)He was a lonely man with no friends.

İpucu: Alone bir durum, lonely ise bir duygudur.

bored vs boring

bored
sıkılmışI'm bored. Let's do something.
boring
sıkıcıThe lecture was boring.

İpucu: -ed hissi, -ing o hissi yaratanı anlatır: bored (sıkılmış), boring (sıkıcı).

already vs yet vs still

already
zaten, çoktanI've already finished my homework, so I can go out.
yet
henüzI haven't finished my homework yet.
still
hâlâIt's 10 p.m. and he's still at the office.

İpucu: Already olumlu, yet soru/olumsuz cümlelerde; still bir şeyin devam ettiğini anlatır.

during vs while

during
sırasında (+ isim)He fell asleep during the film.
while
-ken (+ cümle)He fell asleep while he was watching the film.

İpucu: During'den sonra isim, while'dan sonra cümle gelir.

beside vs besides

beside
yanındaCome and sit beside me.
besides
ayrıca, -den başkaBesides English, she speaks French.

İpucu: Beside yer bildirir (yanında), besides ekleme yapar (ayrıca).

dessert vs desert

dessert
tatlıWe had ice cream for dessert.
desert
çölCamels can live in the desert.

İpucu: Dessert (tatlı) iki s ile, desert (çöl) tek s ile yazılır.

principal vs principle

principal
müdür; asıl, anaThe principal spoke to the students.
principle
ilke, prensipHonesty is an important principle.

İpucu: Principle ilke, principal okul müdürü ya da "asıl" demektir.

compliment vs complement

compliment
iltifatShe paid me a nice compliment.
complement
tamamlayıcı; tamamlamakThe wine is a perfect complement to the meal.

İpucu: Compliment iltifat, complement tamamlayıcıdır.

stationary vs stationery

stationary
hareketsiz, sabitThe car was stationary at the lights.
stationery
kırtasiyeI bought some stationery for school.

İpucu: Stationery (e ile) kırtasiye, stationary (a ile) hareketsiz demektir.

historic vs historical

historic
tarihi önemi olanIt was a historic victory.
historical
tarihsel, tarihle ilgiliShe writes historical novels.

İpucu: Historic tarihe geçecek kadar önemli, historical geçmişle ilgili demektir.

emigrate vs immigrate

emigrate
göç etmek (ülkeden ayrılmak)His grandparents decided to emigrate from Italy in 1950.
immigrate
göç etmek (yeni ülkeye gelmek)Many people immigrate to Canada every year.

İpucu: Emigrate ülkeden çıkmak, immigrate yeni ülkeye gelmektir.

practice vs practise

practice
isim: pratik, alıştırmaPiano practice takes an hour every day.
practise
fiil (İngiliz İngilizcesi): çalışmak, pratik yapmakI practise the piano every day.

İpucu: İngiliz İngilizcesinde practice isim, practise fiildir; Amerikan İngilizcesinde ikisi de practice'tir.

career vs carrier

career
kariyerShe started her career as a nurse.
carrier
taşıyıcıThe airline is a major carrier in Europe.

İpucu: Career iş hayatın, carrier ise insan, yük ya da hastalık taşıyandır. Career'ın vurgusu sondadır: ca-REER.

Türk öğrencilerin en çok karıştırdığı çiftler

Bazı çiftler Türkçede tek bir kelimeyle karşılandığı için özellikle zordur. Ödünç almak ve ödünç vermek farklı fiillerdir ama İngilizcede tamamen farklı kelimelerdir; söylemek ise İngilizcede bazen say, bazen tell olur.

ÇiftTürkçedeKısa kural
borrow / lendödünç almak / ödünç vermekBorrow alırsın, lend verirsin.
say / tellikisi de "söylemek"Tell'den sonra kişi gelir: tell me.
make / doikisi de "yapmak"Make ortaya bir şey çıkarır, do bir işi yapar.
since / for-den beri / -dirSince başlangıç anı, for süre.
remember / remindhatırlamak / hatırlatmakRemind birine hatırlatmaktır.
hear / listenduymak / dinlemekListen bilerek dinlemektir: listen to.
see / watch / lookgörmek / izlemek / bakmakLook at bir şeye, watch TV.
actually / currentlyaslında / şu andaActually "aktüel" değil, "aslında".
sensible / sensitivemantıklı / hassasSensible "hassas" değil, "mantıklı".
bored / boringsıkılmış / sıkıcı-ed his, -ing hissettiren.

Bu kelimeler neden karıştırılır?

  • Aynı okunuş, farklı yazım: their / there / they're, its / it's, to / too / two. Yalnızca yazımla ayrılırlar; en çok yazarken hata yapılır.
  • Benzer yazım: lose / loose, quiet / quite, dessert / desert. Tek bir harf kelimeyi değiştirir.
  • Türkçede tek kelime: borrow / lend, bring / take, say / tell, make / do. Türkçede aynı fiille anlatılanlar İngilizcede ikiye ayrılır.
  • Yalancı eşler (false friends): sensible "hassas", actually "şu anda" demek değildir; Türkçedeki benzer kelimeler yanıltır.

Karıştırmamak için ne yapmalı?

  1. Kelimeleri tek tek değil, çift olarak öğren: kural ancak diğer kelimenin yanında anlam kazanır.
  2. Her çift için bir ipucu seç (kartlardaki ipuçları) ve örnek cümleyi yüksek sesle söyle.
  3. Yukarıdaki testle kendini dene. Her cevaptan sonra kural gösterildiği için yanlışlar da öğretir.
  4. Oku. Lend ya da effect ile gerçek bir cümlede her karşılaştığında doğru kullanım biraz daha otomatikleşir. Okuzeka okuyucusunda bir kitaptaki herhangi bir kelimeye dokunup o cümledeki anlamını Türkçe görebilirsin.
Okuzeka ile oku

Bu kelimelerle gerçek hikâyelerde karşılaş

Kurallar yardımcı olur ama kalıcı olmalarını sağlayan bağlamdır. Okuzeka'da seviyene uygun kitaplar oku, herhangi bir kelimeye dokun ve o cümledeki anlamını Türkçe gör.

Okuzeka okuyucuda dokunulan kelimenin anlamı
Kelimeye dokun, anlamını görOkuzeka kelimeyi sözlükteki tüm anlamlarıyla değil, o cümledeki anlamıyla açıklar.
Örnek cümleli Okuzeka kelime kartları
Yeni kelimeleri karta dönüştürKaydettiğin her kelime örnek cümlesiyle saklanır; onu karşılaştığın bağlamda tekrar edersin.
Okuzeka'da çeviri dili seçimi
180+ dilde açıklamaAnlam ve çeviriler için kendi dilini seç: Türkçe, İspanyolca, Arapça, Japonca ve daha fazlası.
Okuzeka'ya kendi PDF veya EPUB kitabını ekleme
Ücretsiz kitaplar ya da kendi PDF'lerinA1'den C2'ye ücretsiz kitaplarla başla ya da elindeki PDF ve EPUB dosyalarını yükle.
SSS

Sıkça sorulan sorular

Borrow ve lend arasındaki fark nedir?

Borrow ödünç almak, lend ödünç vermektir. Can I borrow your pen? (Kalemini ödünç alabilir miyim?) / Can you lend me your pen? (Bana kalemini ödünç verir misin?) "Can you borrow me…" doğru değildir.

Say ve tell farkı nedir?

İkisi de "söylemek" demektir ama tell'den sonra genellikle konuşulan kişi gelir: She told me the news. Say'den sonra kişi doğrudan gelmez: She said that she was tired ya da She said it to me.

Make ve do ne zaman kullanılır?

Make bir şey ortaya çıkarmak, üretmek için (make a cake, make a decision), do bir işi, görevi yapmak için kullanılır (do homework, do the dishes). Birçok kalıp ezberlenir: make a mistake, do your best.

Since ve for farkı nedir?

Since bir başlangıç anıyla (-den beri), for bir süreyle (-dir) kullanılır: I've lived here since 2019 / I've lived here for five years.

Their, there ve they're farkı nedir?

Üçü de aynı okunur. Their "onların" (their house), there "orada" ya da "var" (there is), they're ise they are'ın kısaltmasıdır (they're happy).

Listeyi PDF olarak indirebilir miyim?

Evet. Listenin üstündeki "Yazdır / PDF olarak kaydet" düğmesine bas; yalnızca kartlar yazdırılır.

Seviyene göre oku

A1'den C2'ye ücretsiz İngilizce kitaplar

Seviyeni öğrendikten sonra bir sonraki adım, o seviyede okumaktır. Seviyeni bilmiyorsan önce ücretsiz İngilizce seviye testini çöz.

Kaynaklar ve veri
  • Kelime çiftleri, açıklamalar, ipuçları ve örnek cümleler: Okuzeka tarafından bu sayfa için yazıldı.