affect vs effect
- affect
- fiil: etkilemekThe cold weather can affect your mood.
- effect
- isim: etki, sonuçThe new rule had a positive effect on sales.
İpucu: Affect genellikle fiildir (etkilemek), effect isimdir (etki).
Borrow mu lend mi? Say mi tell mi? Since mi for mu? İngilizce öğrenenlerin en çok karıştırdığı 39 kelime çifti; her biri Türkçe anlamı, akılda kalan kısa bir ipucu ve örnek cümlelerle. Sonra on cümlelik boşluk doldurma testiyle kendini dene.
Her birinde bir boşluk olan on cümle. Sık karıştırılan iki ya da üç kelime arasından doğrusunu seç; ardından farkı akılda tutmak için kısa bir ipucu gör.
İpucu: Affect genellikle fiildir (etkilemek), effect isimdir (etki).
İpucu: Their sahiplik, there yer/var, they're ise they are'ın kısaltmasıdır.
İpucu: "You are" diyebiliyorsan you're yaz.
İpucu: It's her zaman "it is" veya "it has" demektir; iyelik bildiren its kesme işareti almaz.
İpucu: Than karşılaştırır, then zaman bildirir.
İpucu: Loose (gevşek) iki o ile, lose (kaybetmek) tek o ile yazılır.
İpucu: Except "hariç" demektir; accept fiildir.
İpucu: Advice isimdir (sayılamaz: some advice), advise fiildir.
İpucu: Borrow ödünç almak, lend ödünç vermektir.
İpucu: Bring buraya getirmek, take oraya götürmektir.
İpucu: Tell'den sonra kişi gelir (tell me); say'den sonra gelmez (say that…).
İpucu: Make bir şey ortaya çıkarır, do bir işi yerine getirir. Birçok kalıp ezberlenir: make a mistake, do homework.
İpucu: Sayılabilenlerle fewer, sayılamayanlarla less.
İpucu: Many sayılabilen, much sayılamayan isimlerle kullanılır.
İpucu: Since başlangıç anıyla, for süreyle kullanılır.
İpucu: Quiet sessiz, quite oldukça demektir.
İpucu: Who's, "who is" ya da "who has" demektir.
İpucu: Too "de/fazla", two "iki", to ise edat ve mastardır.
İpucu: Remember hatırlamak, remind birine hatırlatmaktır.
İpucu: Raise nesne alır (bir şeyi kaldırmak), rise almaz (kendiliğinden yükselmek).
İpucu: Lay bir şeyi koymaktır (nesne alır), lie ise uzanmaktır.
İpucu: Hear istemeden duymak, listen bilerek dinlemektir (listen to).
İpucu: See kendiliğinden görmek; look bakmak, watch izlemektir.
İpucu: Economic ekonomiyle ilgili, economical tasarruflu demektir.
İpucu: Sensible "hassas" değil, "mantıklı" demektir; hassas sensitive'dir.
İpucu: Actually "şu anda" değil, "aslında" demektir.
İpucu: Alone bir durum, lonely ise bir duygudur.
İpucu: -ed hissi, -ing o hissi yaratanı anlatır: bored (sıkılmış), boring (sıkıcı).
İpucu: Already olumlu, yet soru/olumsuz cümlelerde; still bir şeyin devam ettiğini anlatır.
İpucu: During'den sonra isim, while'dan sonra cümle gelir.
İpucu: Beside yer bildirir (yanında), besides ekleme yapar (ayrıca).
İpucu: Dessert (tatlı) iki s ile, desert (çöl) tek s ile yazılır.
İpucu: Principle ilke, principal okul müdürü ya da "asıl" demektir.
İpucu: Compliment iltifat, complement tamamlayıcıdır.
İpucu: Stationery (e ile) kırtasiye, stationary (a ile) hareketsiz demektir.
İpucu: Historic tarihe geçecek kadar önemli, historical geçmişle ilgili demektir.
İpucu: Emigrate ülkeden çıkmak, immigrate yeni ülkeye gelmektir.
İpucu: İngiliz İngilizcesinde practice isim, practise fiildir; Amerikan İngilizcesinde ikisi de practice'tir.
İpucu: Career iş hayatın, carrier ise insan, yük ya da hastalık taşıyandır. Career'ın vurgusu sondadır: ca-REER.
Bazı çiftler Türkçede tek bir kelimeyle karşılandığı için özellikle zordur. Ödünç almak ve ödünç vermek farklı fiillerdir ama İngilizcede tamamen farklı kelimelerdir; söylemek ise İngilizcede bazen say, bazen tell olur.
| Çift | Türkçede | Kısa kural |
|---|---|---|
| borrow / lend | ödünç almak / ödünç vermek | Borrow alırsın, lend verirsin. |
| say / tell | ikisi de "söylemek" | Tell'den sonra kişi gelir: tell me. |
| make / do | ikisi de "yapmak" | Make ortaya bir şey çıkarır, do bir işi yapar. |
| since / for | -den beri / -dir | Since başlangıç anı, for süre. |
| remember / remind | hatırlamak / hatırlatmak | Remind birine hatırlatmaktır. |
| hear / listen | duymak / dinlemek | Listen bilerek dinlemektir: listen to. |
| see / watch / look | görmek / izlemek / bakmak | Look at bir şeye, watch TV. |
| actually / currently | aslında / şu anda | Actually "aktüel" değil, "aslında". |
| sensible / sensitive | mantıklı / hassas | Sensible "hassas" değil, "mantıklı". |
| bored / boring | sıkılmış / sıkıcı | -ed his, -ing hissettiren. |
Kurallar yardımcı olur ama kalıcı olmalarını sağlayan bağlamdır. Okuzeka'da seviyene uygun kitaplar oku, herhangi bir kelimeye dokun ve o cümledeki anlamını Türkçe gör.




Borrow ödünç almak, lend ödünç vermektir. Can I borrow your pen? (Kalemini ödünç alabilir miyim?) / Can you lend me your pen? (Bana kalemini ödünç verir misin?) "Can you borrow me…" doğru değildir.
İkisi de "söylemek" demektir ama tell'den sonra genellikle konuşulan kişi gelir: She told me the news. Say'den sonra kişi doğrudan gelmez: She said that she was tired ya da She said it to me.
Make bir şey ortaya çıkarmak, üretmek için (make a cake, make a decision), do bir işi, görevi yapmak için kullanılır (do homework, do the dishes). Birçok kalıp ezberlenir: make a mistake, do your best.
Since bir başlangıç anıyla (-den beri), for bir süreyle (-dir) kullanılır: I've lived here since 2019 / I've lived here for five years.
Üçü de aynı okunur. Their "onların" (their house), there "orada" ya da "var" (there is), they're ise they are'ın kısaltmasıdır (they're happy).
Evet. Listenin üstündeki "Yazdır / PDF olarak kaydet" düğmesine bas; yalnızca kartlar yazdırılır.
Seviyeni öğrendikten sonra bir sonraki adım, o seviyede okumaktır. Seviyeni bilmiyorsan önce ücretsiz İngilizce seviye testini çöz.